Bugün: 19.08.2017

Dünya İslam’a Muhtaç

Biz Müslümanların inancına göre, canlı-cansız, bilinen-bilinmeyen bütün varlıkları yaratan, yaşatan, yöneten, rızıklandıran ve öldüren Cenabı Allah’tır(CC). Mevla’mız, insanların haricindeki tüm varlıkları dünyayı, semayı, güneşi, ay’ı, yıldızları, havayı

Allah’a kulluk etmenin iki temel unsuru vardır, ilahi emirlere riayet etmek ve yasaklardan kaçınmaktır.

Kendisini bilmenin, tanımanın ve kulluk etmenin yol ve yöntemlerini öğretmek üzere, Rabbimiz İlahi Kitapları indirmiş; ola ki kullarım anlama ve uygulamada zorluk çekerler diye, İlahi hükümleri insanlara anlatmak, açıklamak ve uygulamalı olarak göstermek üzere de peygamberleri görevlendirmiştir.

Herhangi bir elektronik cihazı veya elektrikli aleti en iyi kullanabilen onun mucidi ve mühendisidir. İnsanların yaratıcısı(mucidi, mühendisi) da Allah olduğuna göre, onların dünya ve Ahiret saadetini elde edebilmeleri için hangi ölçü ve kriterlere göre yaşamaları gerektiğini de en iyi bilen Yüce Allah’tır. Dolayısıyla, İlahi kitaplar insan hayatının en sağlam ve en güvenilir yol haritası, Peygamberler de yol göstericisi ve klavuzudur. Kim hayatını Rabbani hükümler çerçevesinde devam ettirirse, iki cihan mutluluğunu elde eder; kim de bunun hilafına hareket ederse, dünyası da Ahireti de berbat olur. Müslümanlar olarak itikadımız da, amelimiz de böyledir, böyle olmalıdır. O halde şunu söylemek mümkündür: dünya hayatını Cennet misali yaşamak; yani ömrünü huzur, güven, sükun, refah, mutluluk ve barış içinde geçirmek; Ahiret hayatında ise Cennet’le buluşmak isteyen her insan, hayat modelini tespit ederken, İlahi hükümleri dikkate almaya mecburdur. Kısaca, insanlık İslam’a muhtaçtır,  İslam dünya için bir ihtiyaçtır.

Hayat modeli, dini inancı, siyasi görüşü, sosyal statüsü, maddi durumu, ırkı, dili, meşrebi, makam-mevkisi, cinsiyeti, şahsiyeti her ne olursa olsun, dünya ve ukba kurtuluşunu hedefleyen her insan, bu sese kulak vermeye mahkûmdur. Zira İslam’ın haricindeki hiçbir yol, yöntem ve model kimseyi mutlu edememiştir edemeyecektir. “O halde, bazı insanlar İslam’a neden inanmıyorlar veya hayat modeli olarak kabullenmiyorlar” denilebilir. Cevabı hazır: Bilmiyorlar da ondan. Bilseler, anlasalar, hiç böyle yaparlar mı? İnsan bilmediğine düşmandır.

Ruh ve beden sağlığını bozan alkol ve uyuşturucuyu; ekonominin müzmin mikrobu olan faizi; haksız kazancın en bariz örneği sayılan kumarı; aile hayatını dinamitleyen zina ve fuhuşu; ticaret hayatında rekabeti ve ticari ahlakı yok eden karaborsa, ihtikâr ve fahiş fiyatla mal satmayı, müşteriye hileli ve arızalı ürün vermeyi; hiç kimsenin sevmediği, ama çoğumuzda bulunan cimriliği, saçıp-savurmaya sebep olan israfı men eden hayat tarzına kim “hayır” diyebilir? Haksız yere adam öldürmeyi; insanlara, hayvanlara ve bitkilere zulmetmeyi, haksızlık ve işkence yapmayı; dedi-kodu ve gıybet etmeyi; yalan konuşmayı ve yalan yere şahitlik yapmayı; iftirayı, kini-garezi, hasedi, cehaleti; imansızlığı, hırsızlığı, arsızlığı, hayâsızlığı; tembelliği, ataleti, miskinliği “haram” sayan bir din anlayışına ve hayat modeline hangi sağduyulu insan itiraz edebilir?

“Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir; Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olamazsınız; Kendiniz için istediğinizi diğer insanlar için de istemedikçe (kamil anlamda) mü’min olamazsınız; İnsanların hayırlısı diğer insanlara faydalı olandır; Sana yapılan kötülüğü unut iyiliği unutma, başkalarına yaptığın iyiliği unut kötülüğü unutma; Nefsinin savcısı, kardeşlerinin avukatı ol” gibi iyi niyet temelleri üzerine inşa edilen modeli beğenmeyen insanlar, bunların yerine neyi koyabilirler?

Herkese iyi muamele etmeyi; mert, doğru ve dürüst olmayı; tartı ve ölçüde hile yapmamayı; fakire, yoksula, darda kalana yardım etmeyi; insanları sevmeyi ve saygı göstermeyi, alçak gönüllü ve hoş görülü olmayı; ihlaslı, tevazulu ve takva sahibi olmayı; haram yememeyi, çalışkan ve yardım sever olmayı; ana-babaya, akrabaya, yaşlı ve düşkünlere hürmet etmeyi, yardım etmeyi; iyi niyetli, güler yüzlü, alçak gönüllü, merhametli, şefkatli, adaletli, güzel ahlaklı, ilim sahibi olmayı emreden hayat nizamından daha güzel bir nizam ve sistem olabilir mi?

Ne kadar uğraşırsanız uğraşın, ne kadar ararsanız arayın, İslam nizamından daha güzel bir nizam, İslami hayat modelinden daha iyi bir model bulamazsınız. Çünkü huzurun ve kurtuluşun adresi bellidir, O’da İslam’dır. İki cihan saadeti isteyen her insan İslam’a muhtaçtır, İslâm Dini ve Nizamı dünya için bir ihtiyaçtır. “Bildiğimi okurum, istediğim gibi yaşarım” diyenler olabilir. Herkes hayat tarzını seçmekte elbette hürdür. Ancak şu biline ki, bu tercih ve yaşayışın faturası sahibi için çok ağır olur. “Söylenmedi, biz duymadık” demeyin.

Selam ve dua ile.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 305