Bugün: 20.08.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Bir Başkadır Benim Memleketim...

Bir Başkadır Benim Memleketim...

Yine böyle bir Temmuz ayıydı.

Kıbrıs Harekâtı olmuştu. O günlerde yayladaydık ve pikniğe giderken almıştık haberi. Radyoda evire çevire seslendirilen şarkının adı buydu. Ve bu gün, aynı şarkıyı hatırlıyoruz aynı coşku ve heyecanla sevgili dostlar ve sonuç îtibârıyla, BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM demekten kendimizi alamıyor, bu ülkeye ve milletimize hayranlığımızı yeni baştan tâzeiyoruz. Bu mllet, haîaten farklı bir millet diyoruz.

Çünkü, geçtiğimiz hafta ülkemiz çok büyük bir bâdire atlattı sevgili dostlar. Bunu, ayrıntılar ortaya çıktıkça daha iyi görüyoruz. Allâh’a şükür, millet olarak bir kritik imtihanı daha başarıyla geçtik. Şu bilinmeli ki, insanlar artık her şeyi görüyor, konuşuyor, tartışıyor, izliyor, değerlendiriyor. Koalisyonlardan, krizlerden, muhtıralardan uzak, istikrarlı sivil yönetimlerin tadını da aldı. Dolayısıyla, özellikle dışarılardan veyâ onların maşaları birilerine göre, ülkede hiçbir şey artık eskisi gibi gitmiyor. Hele hele bundan sonra, daha da, hiç gitmeyecek!

Bakınız, kalkışmacılar TRT’yi işgâl ettiler. Spikere zorla bildirilerini okuttular. Diğer kanalların zâten kendilerinden yana olduğunu düşündüler. Hattâ, muhâlefetten bir bölümün de kendilerini destekleyeceklerini hesapladılar. Lâkin, evdeki hesap çarşıya uymadı. CNN TÜRK’ün Cumhurbaşkanımızla kurduğu cep telefonu bağlantısı bozguncuların bütün plânlarını alt üst etti.

Birden bire neye uğradığını anlamayıp şoka uğrayan insanlar, Başkomutanın, meydanlara çağıran cep çağrısıyla birlikte uyanıp, vâsıtaları ve her türlü hazırlık ve donanımlarıyla sokaklara, caddelere sel gibi akıp meydanları renk cümbüşüne, seferberlik havasına ve insan deryâsına çevirdiler.

“OKÇULAR TEPESİ”

Uhud Harbi’nden mülhem olarak “OKÇULAR TEPESİ” dedikleri yerlere nöbet akınları büyük bir dikkât, heyecan ve katılımla berâber artarak sürüyor. Başkomutanın işâretiyle, 2. Bir tâlimata kadar bu böyle devam edecek. Millet sanki bir gâye etrafında kenetlenmeyi, seferberlik rûhunu özlemiş. Kadını-kızı, genci-ihtiyârı, açığı-kapalısı herkes orada. Millî irâde için nöbette. Kin ve kan için kalkışılan darbenin sonu, Allâh’ın irâdesiyle berâber Millî İrâde Bayramı’na dönüştü.

Dolayısıyla, aziz milletimiz bir kere daha destan yazarak, iktidarı-muhâlefeti, sağı-soluyla, darbeye karşı millî refleksini ortaya koydu. Olaylara, her hangi radikal pencereden ve dar çerçeveden değil de geniş perspektiften bakarak serinkanlılıkla değerlendirenler, ülkenin nereye götürülmek istendiğini fark edip, ânında tepkilerini böylece ortaya koydular.

Bu kalkışma, bu yanıyla, halkın tüm kesimlerini aynı gâye etrafında buluşturmuş, kenetlemiş oldu. Millî irâde harcı, birlik-dirlikle perçinlenmiş oldu. Bunu, şer görünendeki bir hayır olarak değerlendirmek mümkün. Ama, bunun sürdürülebilmesi önemli. Bu da, siyâsîlerin bundan sonraki tavırlarına bağlı. Bu kazanımların harcanmaması da önemli bir mesele olarak gündemdeki yerini hep korumalı. Çünkü atalarımız; “SU UYUR DÜŞMAN UYUMAZ!” demişlerdir. Artık, daha ne plânlar vardır, kim bilir? Mesele burada kalacak değildir. Onun için, bu dayanışma hep sürmeli.

Nitekim, FETÖ Utanmazı, bir de hatâsını kabul etmeyip oradan tehditler savuruyor, necip milletimize ahmaklar diyerek hakâretler yağdırıyor. Bunun dayandığı bir yer var. Güvendiği odaklar ve projeler var. Eğer hocaysa –ki sempatizanları hâlâ Hocaefendi ifâdesini kullanıyorlar- onun bu denli hıyânetini anlamak mümkün değil ve de ifâde edecek kelime bulamıyorum. İnşâllâh ayrı bir yazıyla yorumlamaya çalışacağız. Ama, kısaca, ne denilse azdır diyerek özetleyelim şimdilik isterseniz.

Evet, mevcut hâliyle bu piyonlar pes etmiş gözükse de, gizli küresel odaklar, yeni enstrümanlarla berâber tâze oyunlarını devreye sokmaya devam edeceklerdir. Onlar için piyon kıtlığı mı var? Sen, paradan, çıkardan, ihânetten haber ver! Ellerindeki hiç bitmez de, yenilerini bulmakta da zorlanmazlar. Adı hocaya çıkmışlar, geceleri teheccüde kalkanlar, yeri geldimi gözyaşları yağmur olanlar, diyalog, hoşgörü diyerek yeri-göğü çınlatanlar, kendisini besleyip bu hâle getiren milletine bunu yapabildikten sonra, artık gerisini siz düşünün!

KİMİN SELÂSI?!

 Kaldı ki, diğer yandan, elbette, bu kalkışmadan, ahlâksızlığı sanatçılık olarak görüp kendini nîmetten sanan cibilliyetsizler başta olmak üzere, çok ümitlenenler de olmadı değil. Nitekim, istisnâlar her zaman vardır. Şehitler için okunan selâları, kıskıs gülerek HÜKÜMETİN SELÂSI diye lanse etmeye çalışanlar oldu. Sanki bu bir parti meselesi. Söz konusu olan millet ve ümmet olarak topyekun kaderimiz. Bir yandan bankamatiklere, marketlere saldırırken, kuyruklarda, DARBE GEÇ BİLE KALDI deyip elini ovuşturan bedhahlar da vardı maal’esef. Ama, beynini gayr-i millî güçlere kiraya verdiğinin fakında bile olmayanların hevesleri kursaklarında kaldı. Milletimizin derin irfânı, Allâh’ın iziniyle bu soysuz hareketi püskürttü, selâ da, hâinler ve de nasipsizlerin selâsı oldu elhamdülillâh.

Onun için,  şu an sergilenen coşku, heyecan, kaynaşma, muhabbet hâli çok önemli. Bakınız işte, bu kalkışmada, her kesim, her kes millî irâdeden yana tavır koydu. Olaya siyâsî kimlik, grup taassubu ya da toplumsal âidiyet açısından bakmadı. Demek ki, irfan dediğimiz şey kolay olmuyor. Büyük millet kolay olunmuyor. Geçmiş olsun, gazâmız tekrar mübârek olsun. İşte, milletimiz derin ferâsetiyle işi çözmüş. Durduğumuz yer çok iyi bir yer. Orayı artık terk etmek yok. Her hangi bir sebeple ayrıldığımız noktada bile aklımız hep orada olacak artık.

Bundan böyle, her nerede olursak olalım bu yüce milletin, ulvî dâvânın yılmaz neferiyiz. Dolayısıyla, bu bilinci tâzelediğimiz şu târihî süreçten başlamak üzere, herkese, millet adına, memleket adına, ümmet ve mazlum insâniyet, adâlet, güven, huzur adına hayırlı nöbetler, dünyevî, uhrevî güzel günler ve de sonsuz mutluluklar, sonu Efendimizin komşuluğuna varan kardeşlikler, birlik-berâberlikler, muhabbetler, huzurlar diliyoruz ves’selâm…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 447