Bugün: 16.12.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Darbe`den Öte, Târih`ten Beri…

Darbe`den Öte, Târih`ten Beri…

Darbe kelimesini duyunca birden rüyâ mı görüyoruz hissine kapıldık.

Çünkü olacak şey değildi. Ancak, yine de ümmet adına bir endîşeye kapılmadık değil. Diğer yandan Allâh’ın bu ülkeye yardım edeceğine dâir inancımızda hiçbir zaman zayıflama olmadı. Nitekim, bu tür olaylar her ne kadar hemen ve özellikle de askeriye içinde olunca ve tanklar yürüyünce darbe olarak algılansa da bunun böyle olmadığının farkına vardık daha ilk dakîkalarda. Bu bir hıyânet çetesinin, emellerini yabancı güçlerin emelleriyle tevhid etmiş bir kesimin organize bir kalkışmasından ibâretti.

Ama, bu yönüyle daha da tehlikeliydi. Darbe dediğin, ya da bizim bu zamana kadar yaşadıklarımız şekliyle, askeriyenin topyekun karar alıp, topyekun hareket ederek, memleket sathında bütün müesseselere el koyup tüm hayâtın durmasıyla olurdu. Burada kimsenin, bırakın kıpırdamak, sokağa çıkmak lüksü bile olmazdı. O öyle olur, sonuçları hep birlikte yaşanırdı. Bu ülke bu günlere böyle böyle geldi. Bu noktada birikimleri, kötü hâtıraları var. Bunun üzerine, 15 yıldır yaşadığı normâl millî irâde tecrübesi ve tadı var.

Şimdi, bu millet bunca tecrübeden sonra darbeye boyun eğecek durumdan oldukça uzaklaşmış bir hâleti rûhiye ve kararlılık bilincine ulaşmışken, böyle bir şeye kalkışmak elbette daha tehlikeli. Yâni, her şeye rağmen iç savaş riski taşıyan, daha önceki küllî darbelerden daha tehlikeli bir olay yaşadık. Bu milletin normâlde ordusuna karşı durma gibi bir geleneği yok. Burada da Ordu’ya değil, apaçık şekilde kendini belli eden bir ihânet çetesinin kalkışmasına karşı bir refleks söz konusu.

Çünkü, zâten, artık kendisini milletin üstünde gören bir askeriye algısı da yok. Her kim ve herkes, durumu ve konumu ne olursa olsun, milletin hizmetkârı olma duygusuyla görevlerini yürütüyor artık. Onun için, bugünün askeriyesinden halka karşı topyekun bir hareket, olacak şey gibi gözükmüyor.

Bundan dolayı olacak şey gibi görmedik olayı. Sınırlı bir durumla karşı karşıyaydık lâkin, sonradan düşündük ve gördük ki, şakası olmayacak, daha ciddî sonuçları olabilecek bir durumla karşı karşıyaydık. Çok şükür ki, Rabbimiz yardım ediyor. Güneydoğu’da hendekler kapatıldı. Teröristler süpürüldü. Batıdan doğuya, kuzeyden güneye tüm halkın güveni sağlandı. Kararlılık gösterildi. Eğer böyle olmasaydı, PKK terörü ve benzer iç dış terör odakları ve fesat unsurlarıyla birleşen böyle bir hareket bu mevziî gibi görünen kıvılcımı yangına çevirebilirdi. Kim ne derse desin, özelde ülkemiz, genelde ümmet direkten dönen bir tehlike yaşadı.

Bu tehlikeyi ilk görenlerden biri Devlet Bahçeli oldu ve hemen tavrını koyarak hükümetin yanında olduğunu açıkladı. Ordu’daki karşıt hareketlerde meydanlarda Cemâl Enginyurt’un başı çekmesi dikkâtlerden kaçmadı. Sonra Kılıçdaroğlu. Tüm medya. Hattâ medyanın katkısı hârikulâde oldu. Resmî yayınların durdurulduğu yerde bayrağı ele almış gibi oldular. Ertuğrul Özkök, Taha Akyol, CNN TÜRK, HABER TÜRK, NTV gibi kanallar da çok olumlu ve de darbe karşıtı söylemlerle meseleye asıldılar.

Bu olay bir bakıma millî birlik, ulusal duyarlılık, yerli düşünme damarını canlandırdı. Her şerde bir hayır vardır derler. Bir yanda 200’e yakın şehit var, diğer yandan olayın şokunun tezâhürü niteliğinde sosyâl medyaya da yansıyan olumsuz görüntüler var ama, son tahlilde olayı daha büyük boyutlara ulaşmadan durdurma, dersleriyle berâber değerlendirme durumları var ki, inşâllâh hayırlı olur.

Yüce Rabbimizin bu ülkeye yardımına her zaman inandık, inanıyoruz. Çünkü bu ülke, istisnâları bir yana bıraktığımızda, genelde güzel insanlar ülkesi. Ümmetin yıldızı. İnsanlığın ümîdi. Bu yazıyı yazarken az önce arayan Iraklı kardeşimiz, nasıl heyecanlı bir görseniz. Türk milletinin başarısı için nasıl duâlar ediyor keşke her kes duyabilse.

Ramazan sonrası 6 gündür âilece şevval oruçları tuttuklarını, Türkiyeyi koruması için Allâh’a dâimâ duâ ettiklerini, bu gece sabaha kadar gözlerine uyku girmeyip tazarrû ve niyâzlarda bulunduklarını belirterek üzüntülerini ifâde ettiler. Tüm İslâm dünyâsının aynı hissiyât içerisinde olduğunu biliyoruz.

Nitekim akşam çocuğumu arayan Mısırlı arkadaşı da, darbenin kötü bir şey olduğunu, Mısır’da bunu çok kötü bir örneğiyle yaşadıklarını, Allâh’ın Türk halkına acıyıp yardım etmesi için duâ ettiklerini falan söylemiş. Biz rehâvet içerisinde olan-bitenin pek farkında olmaya biliriz. Ama, şu an dünyâdaki tüm Müslümanlar bir şekilde sıkıntı yaşıyorlar. Aliya İzzetbegoviç son nefesinde Recep Tayyip Erdoğan’a, ülkesini kendisine emânet ettiğini söylüyor. Tüm Müslümanlar sancılı ve de kendisine sâhip çıkacak bir millet olarak bizleri görüyor.

İşte bu şartlarda Türkiye’nin konumu çok stratejik bir durum arz ediyor. Bundan dolayı da tüm duâlar ülkemiz için. Bütün dünyâ mazlumlarının gözü-kulağı burada. Bunda haklı oldukları da, kahraman milletimizin, darbe söylemleriyle berâber dışarı fırlayıp, tankların önüne yatma pahasına ülkenin tüm meydanlarını doldurmasıyla kendisini gösterdi.

Bu olay çok yorumlara kapı aralayacaktır. Bitmez tükenmez değerlendirmeler yapılacaktır. Bu olay, târihimizde dönüm noktası olaylardan biridir. 15 Temmuz, en az 27 Mayıs, 28 Şubat kadar, belki de çok daha önemli bir olaydır. Bu, zamanla daha iyi anlaşılacaktır.

Şimdilik, "Ümmete ve mazlum insanlığa geçmiş olsun, Rabbimiz beterlerinden korusun, Milletimiz vâr olsun, kıyâmete kadar berhüdâr olsun" diyerek sözü duâyla bağlıyor, gelecek yazılar ve değerlendirmelerimizde, daha güzel günlerde buluşmak üzere cümleye sevgiler, saygılar, milletimizle berâber sonsuz mutluluk dileklerimizi sunuyoruz ves’selâm…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 612