Bugün: 17.01.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • FETÖ’cü Sorular, Sâbit Yorumlar…

FETÖ’cü Sorular, Sâbit Yorumlar…

Millî irâde nöbetleri de bitmişken, artık farklı bir yazı göndermek üzereyken, son anda, bir internet sitesindeki köşemizde yer alan en son “HAFTANIN TAKVİMİ, FETÖ’NÜN DİNİ, ASRIN GERÇEĞİ…” başlıklı yazımıza aşağıdaki yorumların geldiğini gördük.

Yorumcunun da şaşırdığı gibi, şimdiye kadar paralele dâir böylesine yoğun yazılarımız olmamıştı. Sâdece dolaylı göndermelerde bulunmuştuk. Onlara da hemen tepki gelirdi. Kısa da olsa yorumlar olurdu.

Birden bire bu konuya yoğunlaşmamız, son olanlardan sonra bizim de şok olup neye uğradığımızı anlamamamızdan ve meselenin boyutunun millet ve de ümmet adına çok ürkütücü olduğunu ayan-beyan görmemizden kaynaklanıyor.

Îran’da İslâm Devrimi olup başına mollaların geçmesi bir anlam ifâde etmiyor. Etmedi de nitekim. Değil mi ki sonuçta, batılılarla bir olup onların menfaatlerine hizmet eden politikalara omuz veriyorlar. Türedi örgütlerle berâber yerli halklar üzerine, özellikle Türkler, Sünnî Kürt ve Araplar üzerine kurşun yağdırıyorlar. Bunların sakallı, şalvarlı, sarıklı olması, adlarının şeyh, halife, şeyhulislâm olması bir anlam ifâde ediyor mu?

İşte, biz de daha düne kadar olaylara farklı bakmadığımız, işin silaha varacağını aklımızın köşesinden geçirmediğimiz için, bu yeni durumun ülke ölçeğini aşıp ümmetten dünyâya, gelecek asırlara uzanan korkunç boyutu, tüm Türk Milleti gibi bizi de duygu ve düşüncelerimizi dermeyâna götürdü.

Bu millete yazık değil mi? Onca emeği, ümitleri, hayâlleri, birikimleri hebâ etmeye kimin ne hakkı olabilir?

Siz ne derseniz deyiniz. Yine duygu sömürüsü yapılıyor ama gerçekler ortada. Gönül arzu etmez ama, her dönem olduğu gibi burada da, kurunun yanında yaşlar bulunacaktır.  Ancak, son kalkışma hâdisesinde, bu milletin irfânı bizim için yeterli göstergedir. Kaldı ki, imtihanlarda yapılan yolsuzluklar bile, adı gözü yaşlı duyarlılığa çıkmış hizmet grubu için, sahtekârlık ve samîmiyetsizlik, adaletsizlik için yeter kanıt değil midir? Zâten, millet kararını verdi. Son olay kuşkularını bertaraf etti. Ona verilen değerin verilen para kadar olduğunu, sizin kendi aranızda ayrı bir fısıltı muhabbetinin olduğunu görüyordu. Ama, din adına, hizmet adına, eğitim ve de gençlik adına sîneye çekiyordu. Sonunda gerçek gökten yağan bombalarla patlak verdi. Gerçi bu kadarına ihtimâl vermiyordu ama, bunu da gördü bu millet. Bu da çok öğretici oldu.

Ama, hâlâ gerçeği görmeyenler olabilir. Gözünü bu grubun içinde açanlar ve başka taraftan haberi olmayanlar için ne söyleyebiliriz? Yine de sözlerimiz kandırılanlar için değildir. Onların, bile bile bu sonuca hizmet ettiğini aslâ düşünmüyoruz. Onlar saf ve mâsum. Uyanıklar, yükü garipler üzerine yıkıp okyanus ufuklarına doğru çoktan açıldılar bile. Derin sularda seyirleri sürüyor. Vaz geçmeye niyetleri de yok. Yorumcu arkadaşın adı soyadı gibi, dâvâlarında SÂBİT bir KAYA gibiler.

İşte böyleleri için, son tahlilde millete bu felâketi revâ görenler,  bizlerle, hattâ âileleriyle, akrabalarıyla kurmadıkları yakın muhabbeti elâlemle kuranlar, bile bile böyle bir gâyeye hizmet edip dışarılarla ittifak kuranlar için beslenilen kanaatler, söylenen sözler azdır bile.

Neyse, bu vâdîde söz bitecek gibi değil. Bitmez de. Çünkü bu, az uz bir mesele değil. Ucuz bir mesele de! Ülkeye, ümmete, herkese pahalıya mâl olacak bir mesele. Sonuçta her taraf yara alacak bundan. Sebep olanları Allâh görüyor. Hak doğrunun yardımcısıdır. Rabbimiz cümleyi Hakk’ı hak bilip Hakk’a ittibâ edenlerden, bâtılı bâtıl bilip ondan ictinâp edenlerden eylesin diyor, sizleri, yorumlamaya çalıştığımız yorumlarla baş başa bırakıyoruz.

Hâ, bu arada yorumcu PKK ile ilgili yazmadığımızı söylüyor. Demek ki, 15 Temmuz öncesi yazılarımız ilgisini çekmemiş olmalı. Biz 10 yıldır fiilî olarak yazıyoruz. Özellikle manzum nâmelerde olmak üzere geçmiş yazılarımız gözden geçirilirse görülecektir. Hem, 50 bin rakamı telâffuz edilmiş, burada rakam yarıştırmıyoruz. Hem sizin bunlarla işiniz ne? Siz hizmet grubumusunuz, siyâsî parti misiniz, terör örgütü mü? Niye PKK ile kendinizi kıyaslıyorsunuz ki? Yâni, doğrusu haklısınız; 15 Temmuz’da şehit olanlar PKK’nın yanında zikre bile değmez? Öyle mi?

 İŞTE YORUMLAR!

Sabit Kaya 15 Ağustos 2016 Pazartesi 23:29

“Umarım 50 bin insanın katili PKK ya da bir nağme düzersin Nuri hocam”                     

Sabit Kaya 15 Ağustos 2016 Pazartesi 23:28

“Değerli Nuri Hocam

Bu ve geçen haftaki şiir ve yazınız gerçekten sizin mi diye çok düşündüm. Siz bu insanların ne yaptıklarını herkesten iyi biliyorsunuz. Ben kapatılan okulların mali değerinin hesaplanıp ortaya çıkarılması o insanların temiz olduğunu en azından ortaya çıkarır ve size bir karine verir kanaatindeyim…

Sizden bir isteğim eğer bir insana kafir derseniz ve bu sıfat o insanda yoksa kafir kim olur?

Lütfen bunu cevaplar mısınız?

Sizin bu kadar galiz cümleler kurmanızda acaba; ‘Biz yapamadık, bunlar yaptı’ deyip de bir haset, kin ve nefret içinizde doğmuş olabilir mi?

En azından şunu deseydiniz; ‘Bunların bütün tv ve basın, dergi, okul ne varsa kapatıldı. Bu insanları şu an savunacak kim kaldı Allah’tan başka’ deyip bekleseydiniz ve deseydiniz kim darbe yaptıysa ve kim de bundan istifade ettiyse Allah belasını versin’ deseydiniz yetmez miydi?

Not: Balkanlar, Bulgaristan, Bosna, Kafkasya ve her neresiyse yapılan zülüm memlekette bunlara yapılıyor. Yapılanlar bir Müslüman görünümlü kişi eliyle yapılıyor ve savunacak avukatları yok. Herkes tırsmış ve korkuyor. Bir düşünseniz ya.

Bir zaman geliyor Nuri Kahraman hocayı içeri alıyorlar. Bir öğretmen, hoca ya da alim neyse işkenceden 40 öğretmen ölüyor. Yavrular annesinden ayrılıyor. Hocam Bosna Hersek soykırımu hakkında elinizdeki delil ne? Hucurat suresi var ya bir kişi size e-haber getirirse haberin doğruluğunu araştırmaz mısınız?”

----------------------------------------------------

Yorumlar böyle ve de burada bitiyor. Yorumların yorumları da siz değerli okuyucularımıza kalıyor. Takdir sizlerin. Allâh (CC) mâsumları korusun. “ZÂLİMLER İÇİN YAŞASIN CEHENNEM!”  Vesselam…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 355