Bugün: 18.06.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Fındığın Şakası, Sözün Ciddiyeti!...

Fındığın Şakası, Sözün Ciddiyeti!...

Fındık gerçekten, bütün konuların önüne geçen hassas bir konu oldu çıktı son bir-kaç yıldır.

Öyle bir hâle geldi yâni. İyi mi oldu, kötü mü? Tabiî bu da bakış açısına bağlı elbette. Konuşmak ta kolay değil. Çünkü, mesele çok boyutlu ve de çok yönlü mahzurlar içeriyor. Gelin görün ki, iş mecrâsında ilerlerken söyleyeceğiniz şeyler, yapacağınız uyarılar varsa, üzerinize bir sorumluluk terettüp ettiğini hissediyorsanız orada ve ister istemez mikrofonu ele almak durumunda kalıyorsunuz. Nitekim şimdi, işte artık yazma zamânı diyoruz.

Ama nasıl? Öyle balıklama değil tabiî. Böylesi bir keyfiyetten sonra, aman bir hatâ yaparız belki de, hışma uğrarız diye endîşeleniyoruz hâliyle.

Her neyse, geçen yazımızda işte bunun için böyle yaptık ve de fındık konusuna yarı tekerleme, yarı şekerleme, yarı şiir, yarı manzûme olarak bir nevî yarı şaka yarı ciddî gibi bir edâyla girdik.

İnsanlar fındık deyince, hele fiyat deyince burnundan soluyorlar. Piyasa gergin. Ortalık toz duman. Onun için, yanlış anlaşılma olursa, “şaka şaka!” diyebilelim ve de paçayı kurtaralım diye muğlak bir uslûpla ısınma hareketleri yaparak girmiş olduk konuya!

Durum gerçekten nâzik! Nasıl mı; bakınız meselâ, bir amca geldi bir gün, iyi tanıdığımız biri. 10 ton civârında fındık yapıyor. Bunun iki misline yakın da geçen seneki fındığı var. Yakın komşularıyla berâber eski-yeni  60 ton kadar fındık var ellerinde. Konu tabiatıyle hemen fındığa, fındık deyince de fiyatlara geliyor. Amcamız, sözün daha başında, -öylesine dolmuş ve de daralmış olmalı ki- öfkeli bir şekilde;

•    Bu tüccarlar önceki yıl 25 TL verince kâr etmedi mi? Yine versinler 25’i; niye vermiyorlar ki?  diye kestirip atmasın mı? Siz olsanız nasıl cevap verebilirdiniz o şartlarda? Öyle bir hışımla söylüyor ki, 24 lirayı bile telâffuz etmeye çekinirsiniz! Biz de sustuk kaldık tabiî. Çünkü, ne desek boş ve de sonuçsuz kalacak, faydası olmayacak gibi gözüküyordu.

•    Önceki haftaydı. Bir başka amca, hattâ, ağabey diyebileceğimiz yaşta biri;

•    Bu fındık ta para etmedi, bahçeyi yakacağım! Dedi; büyük bir lâf ediyor ya da iş yapıyor gibi. Ben de ne söylesem iyi;

•    Bâri, kar yağdığında yak ta işe yarasın!

•    Evet, her gün bir çok tanıdık-tanımadık insan uğruyor. Rahmetli babamın arkadaşları, uzak-yakın çevresinden gelenler oluyor. Söz ister istemez fındığa geliyor bir şekilde. Fındıksız muhabbet yok gibi âdetâ. Hattâ bölgemizin 1. gündemi.

•    Yine çok yakın amcalardan bir diğeri, kendisiyle otururken oğlunun sonradan gelip içeri girmesiyle berâber, fiyattaki 25 kuruşluk artışı kasdederek, istihzâ niyetiyle;

•    Oğlum duydun mu, fındık fiyatı artmış?!

•    Bu amcamız daha sonra, sohbetin akışı içerisinde 2 çuval patates aldığından, toplam 40 kg patatese 20 TL verdiğinden, şimdi zam gelmiş, 22,5 TL olmuş bulunduğundan falan bahsetti.

•    İşte amca, onlar da müstahsil. Kim bilir ne çilelerle ekip dikip, yıl boyu içinden çıkmadıkları bu ürünü, acabâ alıcılara kaça veriyorlar? Belki de yok pahasına. Biz fındıkçılar, onların 10 liraya verdiği hazır çuvalı yere döküp tekrar doldurmayız bile bu paraya!

Sevgili okurlar. Elbette fındığın fiyatı konusundaki yoruma da geleceğiz. Şimdilik şu kadarını söyleyelim ki, fındığı her ne yönüyle  olursa olsun değerlendirirken hiç olmazsa bir kıyas yapalım. Biz işin öncelikle bu tarafındayız. Bu meyanda, her şeyden önce ürünümüzün Allâh’ın lütfu güzel, hoş, bereketli bir nîmet olduğunu görelim. "Allâh yokluğunu göstermesin" diyebilelim ve yâ bu anlama gelecek üslûpta konuşalım ki nankör konumuna düşme tehlikesinden uzak kalalım. Mübârek nîmeti yakmaktan falan söz etmeyelim. Bunun şakası bile hoş değil. Kimileri gibi, hayâl ettiğimiz fiyat bir türlü gerçekleşmeyince “Lânet olsun!” demeyelim. Şükrümüzü bilelim. Ağzımızdan çıkanı kulağımız duysun yâni.

Tabiî burada, tüm bu aykırı konuşmalara, şu ya da bu şekilde savrulmalara, dalgalanmalara sebep olanlar da, piyasada temsilci hüviyetiyle at oynatanlar, bunun üzerinden karizma peşinde koşanlar elbette. Her gün biri, fındık üzerinden demeçler savuruyor oturduğu yerden.  Başka yaptıkları iş yok. Çözüme dâir somut bir hamleleri yok. Onları da yazacağız bir gün elbette. Herkes bir karara masaya vuruyor da, kimse nerede durulacağını söylemiyor. Şu fiyat normâldir, orada kalalım diyen yok. Devamlı germelerle fındık ve de müstahsil üzerinden iş yapıyor görünenlerin yapacağı en iyi iş bir araya gelip somut bir istikrar keyfiyeti ortaya koymaları olmalı değil midir?

Velhâsıl, vatandaşın da, işin de, piyasanın da kimyâsı daha fazla bozulmadan fındık meselesi bir vuzuh ve istikrâra kavuşturulmalıdır. İnmekten çıkmaktan ve de dâimî zikzaktan fındık ta, müstahsil de, piyasa da yoruldu artık. Aman bir istikrar medet!

Bu ve benzeri konular ve de hayırlı vesîlelerle yine buluşmak dileğiyle cümleye sevgiler, saygılar, sonsuz mutluluklar VES’SELÂM…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 582