Bugün: 17.01.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Hurma, Misvak, Tesbih; Batı, Fetö, Referandum!

Hurma, Misvak, Tesbih; Batı, Fetö, Referandum!

Latif Şimşek`le berâber gireceğimiz söz binâsının kapısını, -biraz da ona cemîle olsun diye- latîfeyle aralamak adına, manimsi bir dörtlükle başlayalım yazıya isterseniz:

Korku bacayı sarınca;
Fil görünürmüş, karınca!
“Hurma” bir FÜZE âdetâ;
Şimdi “batı” karârınca!...

Ne demek istiyoruz; ya da, ne alâka, değil mi? Öyle ya; HURMA, nasıl FÜZE olabilir ki? Ama, oluyor işte; hem de, daha tehlikeli gibisinden! Çünkü, birilerinin eli-ayağı tutuştu. Muvâzeneyi kaybetti. Akıl, fikir, mantık, değer, ölçü vs. hak getire! Korktukları başlarına geliyor olmalı ki n`eyleyip n`işleyeceklerini şaşırdılar!

Ateş dağları tutmuş;
Anlaşıldı mesele!
Faydası olur muymuş;
Korkunun hiç, ecele?

"Ne ateşi, ne dağı, ne korkusu?" diyeceksiniz belki. Cevâbı Latif ŞİMŞEK`ten iktibas ediyoruz. Yazarımız,  geçen haftaki yazısını, Avrupa Devletleri’nin bizzat müşâhede ettiği, İslâm düşmanlığına dâir uygulamalarına ayırmış.

FETÖ, Batı el ele
Almışlar sazı ele
Küffâr ile ittifak
Ne acı bir mesele!

Bu bağlamda, FETÖ’nün ihâneti, batının çılgınlığı, düşmanın endîşelerinin boyutlarına işâret eden Şimşek, buradan hareketle Referandum çerçevesinde değirlendirmelere de yer vermiş. Tamâmen katıldığımız, düşündürücü ve uyarıcı bu yazıyı sizlerle paylaşmayı, âdetâ, bir görev addettik:

AVRUPA NİYE ‘HURMA’NIN PEŞİNDE?

“Son bir haftamı Fransa, Hollanda ve Almanya’da geçirdim. İlk Durak Fransa ve Paris’ti. Paris’te, Flers Türk Derneği’nin organize ettiği bir konferansta konuştum. Fransa’nın ortasında, yüzlerce vatan sevdalısı, bayraklarını almış, konferans vereceğim salona koşmuştu. Böyle coşkulu bir kalabalığa sesleneceğim hiç aklıma gelmemişti doğrusu. Yediden yetmişe, iki bin kişi… hepsinin elinde Türk Bayrağı… Dombra çalıyor, duygular tavan yapıyordu. “Ya Allah Bismillah” sesleri, “En büyük Türkiye” nidalarına karışıyordu. Dernek Başkanı Selçuk Bilici, duygulu bir açış konuşması yaptı. Avrupa’nın tek 15 Temmuz Gazisi Mahfuz Göl de oradaydı. Mahfuz, “15 Temmuz’da gazi oldum. Bir daha böyle bir girişim olsa, şehitliğe hazırım” diyordu.

HURMA, MİSVAK VE TESBİH PEŞİNDE!

Konferans bir yana, yaptığım görüşmelerde, aldığım bilgiler, insanlık, demokrasi ve özgürlük adına Avrupa’nın tarihine kara bir leke olarak geçecek türdendi.

Şunu söyleyebilirim ki Avrupa işi gücü bırakmış, resmen Müslüman avına çıkmış. Tüm Avrupa ülkeleri adım adım Müslümanları hem izliyor hem fişliyor. Almanya’dan birinci ağızdan aldığım bir bilgi ise adeta kanımı dondurdu. Adı ve görevi bende saklı olan haber kaynağım:

“İslam ve Müslüman düşmanlığı Avrupalı siyasetçiler tarafından bilerek, gelecek perspektifli bir politika olarak körükleniyor. Yabancı düşmanlığı yalnızca Müslüman düşmanlığına evrilmiş durumda” dedi.

Sonraki söyledikleri daha da önemliydi:“Gizli servisler, yana yakıla Müslüman muhbir arıyorlar. Camilerin tamamı kontrol ve gözetim altında. İstisnasız tüm Müslümanlar fişleniyor. Takke takanlar bir yana, elinde tespih taşıyanlar hatta hurma satın alanlar dahi izleniyor. Misvak satın alanlar, potansiyel terörist anlayışıyla takibe alınıyor.” Görünen o ki;

Avrupa’yı büyük bir korku sarmış!

Küçük ölçekli, provoke terör eylemleriyle bu korkuyu tetikleyip, Müslümanlara karşı daha sert tedbirler almanın alt yapısını hazırlıyorlar. Bunu görmemek için aptal olmak gerek. Eğer DAEŞ, Avrupa’da eylem yapacaksa daha fazla ses getirecek, kitlesel katliamlara yönelir. Oysa, İngiltere’de, Fransa’da ve İsveç’te gerçekleşen eylemler, kimin yaptığı çokça tartışılacak türden.

Son bir yılda Avrupa’da çeşitli bahanelerle kapatılan Cami sayısı arttı. AB’nin baş şeytanı Almanya, Türkiye üzerinden islamafobiyi yasallaştırmaya çalışıyor. Ortalama Avrupalıların bile Müslümanlara bakışları negatife doğru kayıyor. Müslüman evlerine çeşitli işaretler konuluyor, korku salınmaya çalışılıyor. İşyerlerinde, Müslümanlara mobing uygulanıyor ve yöneticiler bunu görmezden geliyor.

AVRUPA NEDEN KORKUYOR?

12 Eylül 1980 öncesi solcuların sloganlaşmış bir söylemi vardı, “Ayıdan post polisten dost olmaz” derlerdi. Ben de şimdi diyorum ki, “Ayıdan post olsa bile Batı’dan Müslümanlara dost olmaz.”

Adamlar bizi ezelî ve ebedî düşman görüyorlar. Bizim unuttuğumuz tarihimizi onlar asla unutmuyorlar. Ne Selahattin’i Eyyubi’yi, Ne Tarık Bin Ziyad’ı, ne Fatih Sultan Mehmet’i unutmuyorlar. İki yüz yıl uğraşarak yıkabildikleri Osmanlı’nın küllerinden doğacağı korkusu kâbuslarını dolduruyor.

Zulme gark ettikleri dünyada, kendilerine dur diyebilecek, mazlumun ahını yanlarına bırakmayacak gücün, İslam coğrafyasından filizleneceğini biliyorlar. O’nun için son yüz yıldır başta Türkiye olmak üzere ayağa kalkan tüm Müslüman ülkeleri budamakla meşguller.

GELELİM 16 NİSAN’A

Avrupa’da gördüm ve gözlemledim ki, FETÖ tüm gizli servislerle işbirliği içinde. 16 Nisan’da “Hayır” çıkma ihtimalini kendileri için bir kurtuluş reçetesi gibi görüyorlar. Bu yüzden, zaten hazır olan AB’yi olabildiğince manipüle ediyorlar. Hıristiyan dünyasına zarar vermeyecek tek İslami topluluğun kendileri olduğunu, yakalığın sınırlarını da zorlayarak anlatıyorlar.

16 Nisan’da “EVET” çıkarsa, Haçlı Dünyası, FETÖ, PKK çok ama çok üzülecek. Karar sizin…”

Son olarak, bu güzel değerlendirmeleri bir-kaç dörtlükle süsleyerek  tekrar buluşmak dileğiyle söz destemizi bağlayalım inşâllâh:

GÜZEL-ÇİRKİN!

Daha güzeli var mı, kişinin ermesinden?
Karanlığa dalmışken, gerçeği görmesinden?
Ya da daha acısı, teheccüdlere kalkıp;
İslâm düşmanlarıyla elele vermesinden!?

ÇINAR DÂVÂSI

Türk demek, Türkiye’dir; gönüller coğrafyamız
Afrika, Uzak Doğu; Avrupa, hem Asyamız
Bütün İslâm Âlemi, tüm insanlığa güven;
Yeryüzü bahçesinde, çınar olmak; dâvâmız!…

MERAM

Evet sevgili dostlar; şudur burdaki meram?
İnsanlık kan ağlarken, uyku değil mi haram?!
Zâlime, zulme karşı, sessiz kalıp da, yârın;
Huzûra hangi yüzle;  çıkarız ki, ves’selâm?!

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 177