Bugün: 23.05.2019

Ordu’nun Adayları!

Ordu çok farklı bir yer.

Bir defâ coğrafî olarak, hem ülkenin hem de bölgenin çok farklı bir yerinde. Her iki bakımdan da tam ortada. Simetrisi Hatay’a, İskenderun’a tekâbül ediyor.

Karadeniz’den Akdeniz’e giden en kestirme yol buradan başlıyor. Onun için DEREYOLU iki deniz havzasını kavuşturan bir aort damarı hüviyetini arz ediyor.

Dolayısıyla bu dönem, sanki tam da bu konumla mütenâsip, Ordu adına Ordu sınırlarını aşacak nitelikte ufku çok çok geniş başkan adaylarını yarıştırıyor. Daha önceki bir yazımızın başlığı İKİ BAKAN, BİR BAŞKAN şeklindeydi.

GÜZEL ŞEHİR, ÖZEL ADAY…

Nitekim, böyle bir girişten sonra ilk akla gelen isim elbette ki Dr. Mehmet Hilmi GÜLER oluyor.  Ordu’nun barajıyla, üniversitesiyle, doğalgazıyla, Dereyolu, Havaalanı vs. gibi devâsâ projeleriyle bir an önce buluşmasında, 90’lı yıllardan bu yana Recep Tayyip ERDOĞAN’la birlikte çalışan, Ak Parti kurucuları arasında yer alan ve tüm süreçlerde 1. derecede katkısı bulunan Sn. GÜLER’in şimdi tüm bu projeleri tamamlamak ve Ordu’yu zirveye çıkarmak adına, çok çok güzel yeni projeleriyle berâber aday olarak karşımızda bulunması güzel Ordumuz için güpgüzel bir şanstır.

GÜLER HARCI, ŞAHİN BURCU!

Aslında bu başlığı atarken vurgulamak istediğimiz de tam buydu; Ordu’nun şanslılığı. Nitekim, İdris Naim ŞAHİN de tüm bu süreçlerin büyük bir kısmında yer almış, bu projelerde imzası bulunan, yine yol arkadaşlığı eskilere dayanan, dolayısıyla birikimli ve de tecrübeli bir isim.

Deklare ettiği güzel projeler Ordu için çok faydalı olacak projelerdir. Kim seçilirse seçilsin onlardan istifâde etmek durumundadır. Diğer bütün adayların dikkâte alınacak güzel teklif ve fikirleri var ki, inşâllâh onlara da değineceğiz zaman zaman.  

Her neyse; gelelim MERKEZ’e. Orada da iki isimden söz edeceğiz. Aşkın TÖREN ve de Birol YILMAZ.

BİROL YILMAZ’IN PARTİSİ, AŞKIN TÖREN’İN ARTISI!...

Eğri oturup doğru konuşalım; Allâh için, Birol Yılmaz’a kim ne diyebilir? Kişiliğine, kimliğine, tecrübesine? Nezâketine, zerâfetine, samîmiyetine; ama, ya partisi?! Başta sağ değil bir defâ! Gerisi teferruât!

Aşkın TÖREN’e gelince; işte Ordu için şans olan isimdir o. ALTINORDU AŞKINA deyip çıkmış yola. Bu sâdece bir lâf değil. Çok güzel bir slogandan öte, bir gerçek. Çünkü onun altını dolduracak gerçek bir kimlik, kişilik ve birikime sâhip.

Birol YILMAZ için söylediğimize artı olarak, değil sâdece Türkiye, ayrıca dünyâ bürokrasi tecrübesi, proje zenginliği, geniş ufuk enginliği, bir de heyecanını eklememiz gerekiyor.

BAŞKANLAR, PARTİLER; ÖLÇÜLER-TARTILAR!...

Şimdi, tabiî burada partilerin önemini belirtmek gerekir. Aşkın Tören için; PARTİSİ ARTISI dedik. Çok doğru. Çünkü AKPARTİ kendisini icraatlarıyla ispat etmiş, yaklaşık son 20 yıla damgasını vurmuş bir parti. Hizmet bir kadro işidir. Yerelde, seçilecek kişi kadar çalışacağı ekip, dolayısıyla âit olduğu parti de önemlidir.

Eğer düşünülürse, İstanbul’da CHP Büyükşehir Başkan Adayı Ekrem İMAMOĞLU’nun, partisinin târihinde hiç görülmemiş şekliyle bir ziyârette YÂSİN okuması, Birol Yılmaz’ın iyi kişiliği ya da İdris Naim ŞAHİN’in birikimi göz önüne alınarak iyi niyetle verilecek oyların hangi politikalara destek anlamına geleceği, son tahlilde, sivil ya da siyâsî kimlerin, hangi perde arkası, sınır ötesi uçuk, kaçık grupların eline koz, kimlerin dudağına söz olarak güç katacağı ortada.

Diğer yandan, doğudan başlamak üzere, içimizdeki dış destekli ayrılıkçıların ağzını tutmak mümkün olabilecek midir, olası bir oy artışları durumunda? Ülkemizdeki seçimlerin coğrafyamız ya da bölge siyâsetiyle, hattâ dünyâ ile alâkası olmadığını, ol(a)mayacağını söylemek mümkün müdür?

DÜNYÂ KÜÇÜK, SEÇİM BÜYÜK!

Elbette değildir. Artık dünyâ daha da küçüldü. Seçimin sonuçlarına dâir ABD ya da AB ülkelerinden birinin liderlerinin ellerindeki telefonla BİR TWİTT atması yetip te artıyor bile diğer ülkeleri dalgalandırmaya.

Allâh’a şükür, ülkemiz 20 yıla yakındır koalisyon yaşamadı. Yekpâre hükümetler ülkeye ve dış politikaya hâkim durumda oldu. 15 Temmuz ve GEZİ kalkışmalarının püskürtülmesinde bu dirâyetin etkisi büyük.

İşte, oylarla gelecek zayıflama, iç ve dış şer odaklarını yüreklendirip çeşitli bahânelerle kalkışmalara, kargaşaya yönlendirecektir. Bu anlamda 31 Mart Seçimi için kimse, “bu sâdece bir yerel seçimdir, o kadar!” diyemez. Akıl var, mantık var.

YEREL DESTEK, GENEL BAKIŞ…

Düşünün, yerelde ya da küreselde, artık TÜRK HALKI BU İKTİDARI İSTEMİYOR şeklinde bir hava estirilse, gerek içte, gerekse dışta ülke olarak hükümetin îtibârı ne durumda olur?

Hem, genel seçimlere daha 4 yıl varken, şu an hükûmetin elini zayıflatacak tasarruflar, vatanını seven insanların medet umacağı, çâre olarak göreceği bir seçenek olamaz. Görülecek bir hesap olduğunu düşünen varsa bunu parlamento seçimlerine ertelemek daha mantıklı gözüküyor. O zamana da bakalım Allâh ne gösteriyor. Rabbimiz bu milleti çâresiz bırakmaz.

BAŞKANIN GÜCÜ; HALKIN İKTİDARI…

Mâlum, geçmişte Ordumuz bu meyanda tâlihsizlikler yaşadı, ama geçtiğimiz son dönem, başkanlarla iktidarın aynı partiden olmasının bereketlerini görmüş, kayıplarını da büyük ölçüde telâfî etmiştir. Şimdi sıra, maddî anlamdaki hizmetleri, gönül belediyeciliği söyleminin ifâde ettiği şekliyle insânî, sosyâl, mânevî dolayısıyla kültürel boyutlarıyla taçlandırmaktır.

Bu duygu ve düşüncelerle önümüzdeki seçimin Ordumuz, yurdumuz, bölgemiz ve tüm insanlık için hayırlı olmasını diliyor, Mevlâdan, bizleri hayırlı tercihlere muvaffak kılması niyâzıyla hepinize sevgi ve de saygılar sunuyoruz ves’selâm…
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 451