Bugün: 20.06.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Tankların Altını Çizdiği Gerçekler…

Tankların Altını Çizdiği Gerçekler…

Recep Tayyip Erdoğan; sâdece zirveye değil, gönüllere de yerleşip taht kuran bir lider.

Bunu artık, tüm dünyâ kabul ediyor. Böyle olmasaydı, tüm kriterlerini, kendilerini batı yapan ilkeler ve prestij kavramlarını hiçe sayarak, dünyâ kamuoyuna karşı, bir nevî apaçık harakiri yapar, ya da, insanların aklı ve hissiyâtıyla alay edercesine, ona ve onun, özgürlük ve de bağımsızlık uğruna kendisini paletlerin önüne atan kahraman halkına böylesine karşı koyarlar mıydı?

O, resmî ifâdesiyle; Cumhurbaşkanı. Cumhûrun başkanı. Evet, aynen öyle. Ne mutlu ki öyle. Ne şanslıyız ki öyle. Rabbimiz bizi seviyor ve de ümmete nusret eyliyor da öyle. Son olaylar bu gerçeğin altını tanklarla çizdi ve de bombardıman uçaklarıyla kazıdı milletin kâlbine.

Gel gör ki, birilerine göre, yine de “hiç öyle şey olur mu”ydu? Cumhurbaşkanı dediğin sürpriz olur. Bir nevî, tâyinle başa dikileceği zaman iç ve dış mihrakların önünde problem çıkarmayacak, görüntüde kelli-felli, özelde gizemli, mahkeme duvarı suratlı, yâni, vatandaşa karşı oldukça mesâfeli ve de mağrur görünümlü, milletten çok, onun düşmanlarıyla içli-dışlı ve samîmî biri tensip edilir. Gûyâ, meclis seçmiş gibi bir seremoniyle başa geçer. İstisnâlar elbette olmakla berâber, genel îtibârıyle bu böyledir.

Bundan dolayı da, Ak Parti liderliğinden, halk sofralarından zirveye gelen Recep Tayyip Erdoğan, belki kimi sevenlerince bile oraya kondurulması zaman gerektirmiştir. Muhâlifler zâten hep partili olarak görüp, iktidar partisi genel başkanı ve hükümetlerinden çok ona yüklenmişlerdir.

İşte, 15 Temmuz bu anlamda da bir mîlat olmuştur. Daha önce gelmeyenler ve neredeyse gitmeyesiye yemin edenler, sessiz-sedâsız Külliye’ye gitmeyi millî birliğin gereği ve artık bu kadar zaman geçtikten sonra millî irâdenin tezâhürü olarak görüp kabûllenmişlerdir.

Ama bu gün, küllerinden tekrar ayağa kalkma yolunda bir ülke olarak, özellikle süperlerin, uluslararası menfaat çetelerinin aslâ göz yummayacağı bir diriliş ve de yükseliş trendi yaşıyoruz. Şu an da, son hamlelerinin püskürtülmesiyle endîşeleri daha da artmış, dolayısıyla, yaşadıkları hayâl kırıklıkları onları daha da hırçınlaştırmıştır. Bundan dolayı da, bunlardan her türlü umulmadık hamleler beklenir. Mâmâfih, ülke olarak, yeni tehlikelere karşı müteyakkız ve de hazırlıklı olunmalıdır. Çünkü, düşman duracak değildir. Bu onun karakterine aykırıdır. Aksine daha da sinsileşip hırçınlaşacaklardır.

Şurası da bir gerçek ki, düşmanın düşmanlığı çok normâldir. Normâl olmayan hazırlıksız yakalanmaktır. Ama, meğerse, Türk milleti zâten ve de fıtraten hazırmış da haberimiz yokmuş. Kendimizi de, dünyâyı da şaşırttık. Bunu da yalnız Türk Milleti yapabilirdi. Bunu da bilelim. Kendimizin farkında olalım.

İşte, son olayla berâber stratejik konumu ve misyonu daha iyi anlaşılmış bu güzel ülkenin şerefli, şanlı ve de şanslı insanlarıyız, elhamdülillâh. Dünyânın gözü bizde. Bizler de buna, bu mümtaz mazhariyete lâyık ve de mevkiinin farkında olmaya, vakarını muhâfazaya, bu misyonla örtüşür şekilde bilinçli davranmaya, şahsiyet ve de asâletimize, kardeş coğrafyamız ve dünyâ mazlumlarının ümit ve de beklentilerine yakışır millî, ahlâkî özellik ve de güzelliklerle daha bir bezeli insanlar olmaya çalışalım.

Her şeyden önce, ucuz meseleler için birbirimizle kavga etmemeye, silâhlarımızı kardeşlerimize değil, düşmanlara doğrultmak için bulunduralım ve de behemehâl hazırlıklı olalım. Ne demişler; SU UYUR, DÜŞMAN UYUMAZ! Kimbilir daha ne plânları, sinsilik ve de hâinlikeri var?! Her hâlde, özellikle azgın sömürgenler, kendilerini dünyânın tartışmasız sâhibi ve patronu görenler, emellerinden vaz geçecek değillerdir. Elbette bizler de, son örnekte görüldüğü şekliyle temellerimizden vaz geçecek değiliz Allâh’ın izniyle…

Tüm bunlardan öte, Kur’an’da yeryüzünün halîfesi olarak yaratıldığı bildirilen ve buna inanan bir Müslüman kimliğimizle dünyâda yaşamanın, insan gibi insan olmanın anlamı bu olduğu husûsu da gâyet açık. Ve bu özellik öncelikle Anadolu insanında, 15 Temmuzda görüldüğü gibi bu gün de capcanlı olarak var. Bundan sonra da hep olacaktır.

Gelgelelim, bu potansiyeli bilen, gücüne inanan ve siyâsetini ona göre belirleyip yola çıkarak bu aziz milleti derleyip-toparlayan, bir gâye etrafında kenetleyip birliği sağlayan da Recep Tayyip Erdoğan ve onun örnek kişiliği oldu. Bu adam bizim aramızdan çıktı. Ne kadar övünsek az.

Ona, bizim olduğu kadar, tüm İslâm Dünyâsı ve de insanlığın ihtiyâcı var. Türkiye büyük ülke. Örnek ülke, önder ve de ender ülke. Sizlerce de öyle değil mi? Şüphe yok dediğinizi duyar gibiyiz. Cümleye, sevgiler, saygılar ve de sevdikleriyle, ülkesiyle, milletiyle sonsuz mutluluklar ves’selâm…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 460