DOLAR

18,4191$% 0.52

EURO

17,8508% -1.1

STERLİN

19,9991£% -3.5

GRAM ALTIN

973,04%-1,08

ÇEYREK ALTIN

1.622,00%0,12

BİST100

3.281,61%-0,41

BİTCOİN

351740฿%0.49768

Öğle Vakti a 12:23
Giresun AÇIK
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
X
Nevzat Laleli

Nevzat Laleli

19 Eylül 2022 Pazartesi

Yuvayı Sağlam Kurmak Esastır (3)

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bir kimse evlendirmeye mecbur olduğu bekâr, boşanmış veya dul evladı varsa her hangi bir yerde karşılaştıkları dost ve arkadaşlarına durumu bildirerek damat veya gelin adayı aramakta olduklarını söylemekte onlardan yardım istemektedirler. Alınan cevaplar genellikle “Peki. İnşallah bakalım” şeklindedir. Ancak aradan aylar geçtiği halde bir haber çıkmamaktadır. Bu da gayet doğaldır. Çünkü adamın başka işleri vardır. Sizden ayrıldıktan sonra kendiişlerine dalmakta ve sizi unutmaktadır.

İkincisi, adam kendine “çöp çatan” denmekten korkmaktadır veya “İyi çıkarsa kendilerinden, kötü çıkarsa benden bilirler” diye çekinmekte ve yine istenen hizmeti verememektedir.

Hâlbuki evlendirme bürosunda dosyaya ve bilgisayara girmiş ve evlenmek için bekleyen adaylar vardır. Onlar olmasa bile, altı ay boyunca gelebilecek adaylar arasında uygun bir adayın olması kuvvetle muhtemeldir.

DÜNYA GÖRÜŞLERİ İYİ BİLİNMELİDİR

Peygamberimiz bir Hadis-i Şeriflerinde; “Bir kadın dört şeyi için nikâhlanır. Bunlar, güzelliği, asaleti, malı ve dinidir. Sen dindar olanını seç” buyurmuştur.

Din, bilindiği gibi dünya hayatında kullanılan ölçüler manzumesidir. Müslüman İslam’a inandığı için onun ölçülerini tatbik eder.

Zamanımızda insanlar o kadar çeşit çeşittir ki alacağınız bir gelin adayının veya varacağınız bir damat adayının dünya görüşünü tam olarak öğrenemezsiniz. Onlar evlendikten sonra ortay çıkar ve bir geçimsizlik başlar. Onun için derkler ki “hele bir içine gir de gör.” Biz bu çalışmamızla içine girmeden fikri yapılarını adaylarımıza bildiriyoruz. Hiçbir evlenme sisteminde de bunu açıkça öğrenemezsiniz.

Bize başvuran adayları Dindarlar, Liberaller ve Sosyal Demokratlar olarak kabaca üçe ayırmakta, sonra kararı yine adaylarımıza ve ailelerine bırakmaktayız.

Aslında büro hizmetleri, evlenecek evladı olanlar için bir büyük kolaylık merkezidir.

●: Büronuza evlenmek için yapılan müracaatlardan hangisi fazladır. Erkek mi, kadın mı? Müracaatçıların öğrenim durumları nedir?

LALELİ: Kurulduğundan beri gelin adayı müracaatımız, damat adayı müracaatından fazla olmaktadır. Müracaatçıların takriben yüzde ellisi yükseköğrenimli ve meslek sahibi gençler, diğerleri lise, orta ve ilköğrenim sahipleridir. Eşi ölmüş ve ikinci kere evlenmek isteyen yaşlı dul adaylarımız da bulunmaktadır. Ülkemizde yaşlı dul hanımlarımız kocaları ölünce nikâhsız kaldıklarını bilmedikleri, rahmetliye sadakatle bağlı oldukları ve bir küçük gelirleri bulunduğu için yeni bir evlilik yapmak istemektedirler. Bu gibilere makalelerimizin ilk 4’ünü iyi okumalarını tavsiye ediyorum.

Bu konu temin için 1999 ve 2000 yılları Ramazan ayına iki hafta kala Diyanet işleri Başkanlığına iki yazı yazarak; Ramazan ayında bir Cuma günü ülkenin bütün camilerinde nikâhın mana ve önemini ele alarak yaşlı dul hanımların evlenmeye teşvik edilmesini istedim ancak bunda henüz başarılı olamadım.

●: Sayın Laleli. Biraz da evlendirdiğiniz ve yuvasını kurduğunuz insanlardan konuşalım. Bunlar içinde hiç ayrılanlar oldu mu?

LALELİ: Büro olarak ülke geneline ve hatta yurtdışına hizmet verdiğimiz için müracaatlar da değişik il ve ilçelerden hatta köylerden gelebilmektedir. Ankara, İstanbul ve Konya’da bu tip kurduğumuz yuvalar vardır. Ancak şehirlerarası evlenmeler de yapılmaktadır. Gerçi türküde; “Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar, arşı arşı memlekete kız vermesinler” deniliyor ama bugün haberleşme ve ulaşım araçlarındaki gelişmeler sayesinde kimse türküdeki tavsiyeye önem vermiyor. Kızımız Eskişehir’den, oğlumuz Edirne’den. Biz de Ankara’dayız. Evlendiler ve mutlu bir hayat sürmektedirler. Bunlar gibi Bingöl’den Ankara’ya, İnegöl’den Ankara’ya, Ankara’dan İstanbul-Sultanbeyli’ye, İzmir’den Ankara’ya gelinlerimiz gelmişlerdir. Hatta Almanya’dan Ankara’ya getirdiğimiz gelin olmuş bu mutlu çift daha sonra İstanbul’a yerleşmişlerdir.

Hiç istenmediği ve Peygamberimiz “bir talak oludumu arş titrer” buyurduğu halde maalesef bizde de boşanma oldu. Ama sebebi ise işsizlik ve ekonomik imkânsızlıklardır.

Bu günkü şartlarda görücü usulü evlenmelerde boşanma oranı % 20, flört tipi evlenme usulünde kızların 25’i evlenmeden önce dökülmekte, % 25’i de evlendikten sonra boşanmaktadır. Bunun sebeplerini “Flört yangını” isimli kitabımda yazdım. HAY-DER’in evlendirme çalışmalarında ise boşanma % 5 civarındadır.

●: Evlendirdiğiniz aileler, evlendikten sonra sizinle temas kuruyorlar mı? Veya siz onların evlilik sonrası karşılaştıkları problemlerine eğiliyor musunuz?

LALELİ: Bundan daha tabii ne olabilir. Ben onların “Dünürbaşı”larıyım. Dünürbaşılık bir ömür insanların birbirleriyle yardımlaşmasını öngörmektedir. Bir gün gazetelerde benim için şöyle bir haber çıkabilir. “Dünya’nın en çok torunu olan insan…” Neden olmasın?

Devamını Oku

Yuvamız Kuruluyor (2)

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Benim böyle bir çalışma yaptığımı duyan bazı yakınlarım ve dostlarım; “Sana yakışmaz. Sen kendini yıpratıyorsun. Sana çöp çatan derler. Bize de ikinci karı bulur musun…” gibi kelimelerle benim önümü kesmeye çalıştılar. Ben ise “yaptığım işin doğru ve yasal olduğunu biliyor ve hayırlı bir hizmeti yaptığıma inanıyordum. Kulaklarımı bu türlü menfi sözlere kapatarak çalışmalarıma devam ettim. Zira “Allah’ın emri, peygamberin kavli ile…” diye başlayan bir işten daha doğru ve daha ciddi bir iş olamazdı.

         ●:  Çalışmalarınız meğer ne zorluklar içerisinden geçmiş.

LALELİ: Zorluklar bizler içindir. Bu zorluklar karşısında pes etmeyerek onu yenmeye çalışmak da bizim görevimizdir. Neticede başarının ancak böyle elde edileceğine inanıyorum.

         ●: Büronuza nasıl müracaat edilir? Siz bir adaya nasıl eş bulursunuz?  Evlenme de mutluluğu yakalamak için hangi kıstasları kullanıyorsunuz?

LALELİ: 1999 yılında yaşanan büyük Marmara depreminde büyük sıkıntılar içine düşen depremzedelerin kurtulabilmeleri maksadıyla sadece bir teklif olan bu evlendirme işimiz, Show TV nin komplosuyla gün yüzüne çıkmış ve artık yapılması şart olan bir iş haline gelmişti. Bunu 2000 yılının başı olarak kabul ederseniz bu güne kadar 580 çift 1160 kardeşimiz,ilgilerimizle evlendirilerek yuvaları kurulmuşlardır.

Büromuza müracaat edenler için bizim matbu bir bilgi formumuz var. Damat ve Gelin adaylarımız yuvamizda@gmail.com dan isteyecekleri bu formu kendi el yazıları ile doldurur, 1 vesikalık ve 1 boy fotoğrafla birlikte tekrar bize gönderirler. Adres ve telefonlar bizde saklı tutulan gelin ve damat adayımızın formları karşılıklı olarak birbirlerine gönderilir ve fikirleri sorulur. Her iki tarafın da birbirini uygun bulmaları halinde kendilerine adres ve telefon verilerek görüşmeleri sağlanır.

         : Evlendirme çalışmalarınızda birbirine taştırdığınız adaylar arasında flört yapanlar var mıdır? Flört ve görücü usulü evlendirmelerden hangisini uyguluyorsunuz?

LALELİ: Evlendirme çalışmalarımız flörte kapalıdır. Yani bize müracaat edenleri ilk etapta yüz yüze karşılaştırmıyoruz. Çünkü flört sistemi ile evlenmeye karar vermek, gençlerin hislerine kapılarak karar vermeleridir ve yanlış bir metottur. Boşanmalar en çok bu sistemle evlenen eşler arasında olmaktadır. DIE Devlet İstatistik İşleri Genel Müdürlüğünün yıllık istatistiklerinde tüm boşanmaların % 80 kadarının Flört usulü evlenmelerden kaynaklandığını bildirmesi ne kadar acıklıdır.

Müracaatlar ülkemizin her yerinden yapılabileceği gibi ülkemiz dışından Avrupa’dan ve Almanya’dan da yapılabilmektedir. Büromuzun bulunduğu Ankara‘dan veya ülkemizin değişik yerlerinden müracaat eden adaylarımızı birbirlerine internet ve posta yolu karşılıklı olarak gönderdiğimiz bilgi formları ile tanıştırmaktayız.

 Böylece de evlenecek iki gencin birbirlerine karşı hisleri uyanmadan önce onları evlilik gibi önemli bir kararı,akıllarıyla vermelerini istemekteyiz. Hisler, birbirleriyle tanıştıktan sonra elbette ki uyanacaktır. Biz bu sisteme, “Aklı, hissin önüne alan sistem” diyoruz. Bu da, evlilik gibi önemli bir kararı verirken, kararın sağlıklı, yuvanın uzun ömürlü olmasını ve kurulan yuvada mutluluğun yakalanmasını sağlamaktadır.

Yuvada mutluluk esastır. Mutluluğu temini ise eşlerin birbirleriyle anlaşabilmelerine bağlıdır. Eşlerin birbirleriyle anlaşabilmelerinin en önemli ölçüsü “dünya görüşü paralelliğidir”Bu sebeple bize müracaat eden adaylarımızı önce üçe ayırmaktayız. Bunlar; dindarlar, liberaller-demokrat ve sosyal demokratlardır. Her adayımıza kendi fikrini paylaşan bir eş bulmaya çalışmaktayız. Taraflardan birisi karşı adayı uygun bulmamışsa bu çalışma en az 6 ay devam etmektedir.        

         ●: Yani müracaat eden bir adayı evlendirmeden bırakmıyorsunuz. Öyle mi?

LALELİ: Bizim amacımız öyledir. Ancak, evlenip evlenmemeye karar vermek tamamen adaylarımızın ve onların ailelerinin bilecekleri bir husustur. Bazen ilk müracaatta uygunluk gösteren adaylarımız olmakta ve bunlar düğünlerini yapmaktadırlar

İşin en önemli tarafı, büromuza müracaat eden adaylarımız evlenmek maksadıyla müracaat ettiklerinden evlendirme yolunun yarısı geçilmiş olmaktadır. Kalan yarısı da adayların birbirlerini uygun bulmasıdır.

●: Büro kanalıyla evlendirmenin halkımızca benimsenmemiş olduğunu söylediniz. Bunun sebebi sizce ne olabilir?

LALELİ: Evlilik çalışmaları, kız çocuğu olan aileler için mümkün mertebe gizli tutulması gereken bir husustur. Eğer düğünden evvel evlenmenin yapılamayacağı görülür de kız tarafı ayrılırsa, evlatlarının “sözlüden veya nişanlıdan ayrılmış olduğunun duyulmasını istemezler.” Çünkü kızlarına gelebilecek bir başka talibin bu konulardan dolayı gelmemesi durumu vardır, diye düşünülür.

Bu isteklerinde de haklıdırlar. Büromuz ise sır saklama konusunda bilgiler gizli tutmaktadır. Büromuza müracaat eden adaydan başkasına bilgi verilmemekte, adayların form üzerinden birbirlerini inceleyip bir tarafın uygun görmemesi halinde bile karşı adayın adres ve telefonu gitmediğinden olayın sır yönü devam etmektedir.

Bir başka husus örf ve adetlere bağlılığın evlenme konularında daha çok ortaya çıkmasıdır. Halkımız genellikle evlendirme bürolarını gayri ciddi ve dürüst olmayan yerler olarak bilmektedirler. Kesinle yanlış bir hükümdür. Başka evlendirme büroları bizi ilgilendirmez ama bizim büromuza başvuran kızlarımızı, kendi öz kızlarımdan farklı görmüyoruz.

Devamını Oku

“HAY-DER, Sağlam Aile ve Yuvamız”

0

BEĞENDİM

ABONE OL

  

MGV Milli Gençlik Vakfı Şeref Başkanı, YUVAMIZ evlendirme bürosu sahibi ve HAY-DER Hayırda Yarışanlar Derneği Genel Başkanı Nevzat Laleli ile evlendirme konularını dile getiren ve makalelerinde ele aldığı “Evlendirme çalışmaları” konularına genel bakışı okuyucularımıza tanıtmak ve yaptığımız konuşmayı bir röportaj çerçevesinde sizlerle paylaşmak istedik.

Laleli’ye bazı sorular sorduk, cevaplar aldık. Bir sohbet havasında gecen röportajımızı beğenerek okuyacağınızı tahmin ederiz.

 ●: Sayın Laleli, isterseniz önce sizi tanıyarak röportajımıza başlayalım.

LALELİ : “Size, gazetenize ve onun değerli okuyucularına teşekkürlerimi sunarken  milletimize ve memleketimize Allah (c.c) dan iki cihan saadetleri dilerim.

1946 yılında Konya’da doğdum. Babam merhum Seyit Mehmet Laleli’dir. İlk, orta ve lise tahsilimi Konya’da Mühendislik tahsilimi Ankara’da yaptım. Bir mutlu tevafuktur ki 1968–69 öğrenim yılında Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın öğrencisi oldum. 1971’de mezun oldum ve Makine mühendisi olarak iş hayatına atıldım.

Gece öğrenimi yaptığımdan gündüzleri zamanım müsaitti. Bu arada İstanbul’da neşredilen Bizim Anadolu Gazetesi Ankara bürosu muhabirliğini yaptım. Arif Nihat Asya ve Emine Işınsu Okcu’nun çıkardıkları “Defne ve Ayşe” isimli dergilerin idare müdürlükleri ile bu dergilerde çocuklar için dini dersler yazıları yazdım.

 Hocam olarak yakından tanıma imkânı bulduğum kıymetli ilim ve devlet adamı Erbakan’a bütün siyasi çalışmalarında yardımcı oldum. MNP, Milli Nizam Partisini ve MSP Milli Selamet Partisinin Gençlik kolları Genel Başkanlıklarını yaptım.

1974 de Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Bakan Danışmanlığı ile Bakanlık bünyesinde kurulan “Ağır Sanayi Yüksek İhtisas Okulu Yönetim kurulu Başkanlığı” 1978 de Türkiye Kur’an Kursları federasyonu Genel Başkanlığı, 1980–1997 arası (17 yıl) Milli Gençlik Vakfı Genel Başkanlığını yürüttüm. Vakfın bünyesinde gençler için “Aydınların dergisi Gençlik” ile çocuklarımız için “Çocukların sevgilisi Kıvılcım” dergilerini 7 yıl süre ile çıkartarak dergilerin sahipliklerini yaptım ona yazılar yazdım. Şimdi Milli Gençliğin Şeref Başkanıyım.

Şu anda 2012 yılında Ankara’da kurulan ve “Mutlu insan, sağlam aile, güçlü toplum” sahalarında çalışan HAY-DER Hayırda Yarışanlar Derneği Genel başkanıyım.”

● : Desenize, siz de 50 yıllık milli görüşçüsünüz.

LALELİ: “Elbette. Bununla iftihar duymaktayım. Millî Görüşçü olmak, diğerkâm olabilmektir. Yani başkalarının dertlerini kendine dert edinmek ve başkalarının da iyi olmasını istemektir. Sadece istemek de yetmiyor, başkalarının mutlu ve mesut olması için bütün gücüyle çalışmaktır. Böyle olduğu içindir ki, bugün Evlendirme bürosu kurmama bu temel inanç sebep olmuştur.”        

 ●: Sayın Laleli, öz geçmişinizi anlatırken evlendirme konuları ile daha önce uğraşıp uğraşmadığınızı aradık ama böyle bir çalışma yapmamışsınız. Nereden çıktı böyle bir çalışma ve siz toplumda hürmet gören bir insanken bu çalışmaya nasıl cesaret ederek girebildiniz? Evlendirme çalışmalarının sizi yıpratacağından korkmadınız mı?

LALELİ: “Hayatının 50 yılını sosyal ve kültürel çalışmalarda geçiren bir kardeşiniz olarak insanlarımızın ve ailelerimiz dert ve sıkıntılarını yakından tanımak imkânı buldum. Milli Gençlik Vakfı Genel Başkanlığını yürütürken, bazı anne ve babalar bana gelerek kızları için koca, oğulları için gelin adayı aramakta olduklarını bu konuda kendilerine yardımcı olmamı isterlerdi. Vakfın ağır yükü altında bu taleplere her zaman uygun cevap veremiyordum. Bu arada evlenmelerine vesile olduğum birçok kardeşlerim oldu. Ama bunlar amatörce yapılan işlerdi. Her ne kadar piyasada bir takım evlendirme büroları olduğunu duyuyorduk. Ama bunlara güvenilir miydi? Bizim de içerisinde bulunduğumuz muhafazakâr ve mütedeyyin insanların gönül rahatlığıyla müracaat edecekleri bir evlendirme bürosu yoktu. Hâlbuki gelinlik kızı ve damatlık oğlu bulunan ailelerin böyle bir büroya çok ihtiyacı vardı.”

● Bu büroyu nasıl kurdunuz?

LALELİ: “Bilhassa gelinlik kızı olup ta istenen özellikte talibi gelmeyen, yüksek öğrenip yapıp ta yaş ilerlediği için evde kaldığını zanneden kızlarımız ve hanım kardeşlerimize, diğer taraftan maddi ve manevi sebeplerden dolayı evlenemeyen delikanlılara evlenme konularında yardımcı olmayı hedefleyerek 2000 yılı başlarında çalışmalara başladık. Gördük ki, ailelerin böyle bir büroya olan ihtiyaçları büyük olduğu halde arzu edilen yoğunlukta müracaat yapılmıyor gelin ve damat adayı müracaatları yeteri kadar olmuyordu.

Bunu iki sebebe bağlıyorum. Birincisi biz kendimizi ve çalışmalarımız yeterince halkımıza ve ihtiyaç sahibi ailelere duyuramadık. İkincisi ve belki en önemli sebep; “Evlendirme bürosu kanalıyla evlenilir mi hiç?” kanaatinin toplumda yer etmiş olması ve bu kanaatin değiştirilmesinin hayli zor olmasıdır.”

●: Konular birbirlerine bağlı gidiyor. Sizler kurduğunuz bu evlendirme bürosu kanalıyla şu ana kadar kaç kişiyi evlendirdiniz?

LALELİ: “17 yıl çalışmadan sonra 1997 yılında Vakfın Genel Başkanlığından ayrılmıştım ve ülke çapında bir tanınmışlığa ve bir itimada sahiptim. Acaba evlenme işlerini sistemli bir şekilde ben yürütebilir miydim? Olaylar, benim büro kurmamı sanki teşvik ediyor, diğer taraftan da bu işlerin zorluklarını nasıl aşarız, diye düşünüyordum. “Bizim insanımız büronun mana ve önemini kavrayamaz, bu bir fiyasko olur mu acaba?” diyordum.

Toplumumuz böyle bir evlendirme bürosuna müracaat ederek eşini oradan bulma düşüncesine henüz hazır değildir. Ancak biz böyle bir çalışmanın verimliliğini halkımıza göstermeden de bu düşünceyi değiştiremezdik. Nitekim bir gün büroma bir telefon geldi. Telefondaki Hanım; “Nevzat bey, sizi tebrik ederim. Kimsenin cesaret edemeyeceği bir hizmeti yerine getiriyorsunuz. Hem biliyor musunuz, Kur’a-ı Kerim’de evlenin diye bir ayet bulunmadığı halde evlendirin diye bir ayet (Nur, 32) bulunmaktadır” demişti.”

Devamını Oku

Bi Şey Yapmalı

0

BEĞENDİM

ABONE OL

17.Ağustos.1999 ülkemizde büyük bir acının yaşandığı tarihtir. Yaşı uygun olan herkesin hatırlar ki aynı günün 1999’unda gece, merkez üssü Gölcük olan büyük bir deprem, bölgeyi kastı kavurdu. Deprem sonrası binlerce insanımız göçük altında öldü, binlerce insanımız da aç ve açıkta kaldı. Hele yakınları ölenler, hele korunmaya muhtaç ihtiyarlar, hanımlar ve çocuklar…

Bu büyük felaket karşısında ve harp zamanlarında (1974 Kıbrıs Barış harekâtı) olduğu gibi milletimizin “Milli refleksi” derhal harekete geçti ve deprem bölgesine ülkemizin her yerinden yardımlar yağmaya başladı.

Yaklaşan zor kış şartlarından depremzedeleri kurtarabilmek için herkes seferber oldu. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı da deprem münasebetiyle “Kardeş aile kampanyası”nı başlattı. Milletimizin bu kampanyaya katılımını sağlamak için radyo-TV reklâm spotları, büyük afişler ve cami önlerinde dağıtılabilecek el ilanları bastırdı ve ülke genelinde halkımıza arz edildi.

Hâlâ arşivimde sakladığım el ilanında; Depreme ait bir acıklı fotoğraf konulmuş ve “Yüreğinizde yer açın. Bir kardeş aileniz olsun” ibaresi bulunmaktaydı. Bu, depremin acısını kalbinde duyan ve insan olan herkese tesir eden yardıma çağrı broşürüydü.

Hamiyetperver (iyiliksever) milletimize yapılan bu davet çok yerindeydi. Ancak bu davet büyük bir mahzuru bünyesinde bulundurmaktaydı. O da iki ailenin bir mekânı uzun sure birlikte paylaşamayacağı idi. Belki bir hafta-on gün bir aileyi misafir ederdiniz ama uzun sure kalma durumunda bizim değerlerimiz buna imkân vermezdi.

SİHRİYET BAĞI

Bütün bu sorular karşısında Çalışma ve Sosyal güvenlik Bakanlığına bir dosya hazırladım ve “Kardeş aile kampanyasına” işlerlik kazandıracak tekliflerimi sıraladım. “Kardeş yapılacak aileler birbirlerine “sıhriyet” dediğimiz nikâh bağıyla bağlanmalı ve aileler birbirlerine akraba yapılmalıdır” dedim.

“Deprem bölgesinden evlenebilecek bir insan deprem dışı bölgelerinden biriyle evlendirilmeli, depremzede bir kardeşimiz evlenince, yanındaki mağdur ailesi de yaklaşan kışı damat veya gelinin evinde geçirmelidir” demiştim.

Bakanlığa yaptığım tekliflerimi ulusal gazetelere gönderdim. Basın, bu konuyu ele aldı ve büromuza birçok basın mensubu gelerek bizimle röportajlar yaptılar. Bir gazetemiz ertesi gün; “Dünyada şimdiye kadar hiç kimsenin aklına gelmeyen bir teklif ortaya atıldı. Milli Gençlik Vakfı Şeref Başkanı Nevzat Laleli kurduğu evlendirme bürosuyla depremzedelerin, deprem dışı bölge insanlarıyla evlendirilerek gerçek ve kalıcı bir destek sağlanmalıdır, dedi.” diye yazdı.

O sırada Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olan Sayın Yaşar Okuyan’a hitaben yazılmış ve 13.10.1999 tarihli tekliflerimi içeren dosya ve mektubumu gazetecilerinin önünde Bakanlık Müsteşarı Fikri Şahin’e verdim.

Hâlbuki bizzat kendisiyle görüşme randevusu aldığım Sayın Bakan, benim yanımda birçok gazetecilerle birlikte olduğumu görünce beni Müsteşarına yönlendirmişti.

BAKANLIĞA DOSYA

Mektup ve dosya özeti şu şekilde idi.

“Marmara bölgemizde 17. Ağustos günü meydana gelen depremde büyük bir felaket yaşanmış, birçok ailenin fertlerinin ya hepsi ya da birkaçı hayatlarını kaybetmiş, geride çadırlar içerisinde yaşamaya mahkûm binlerce öksüz, yetim ve dul kalmıştır.

Biz, “Kardeş aile kampanyanıza” kalıcı çözümler teklifi arz ediyoruz.

TEKLİFLER

“Depremzede kardeşlerimizden evlenmek durumundaki bekâr-dul, erkek-kadınları, ülkemizin deprem dışı bölgelerindeki insanlarla evlendirilmelidir.”

1. Bakanlığınız, halkın sevgisini kazanmış bazı sivil toplum kuruluşlarını bu çalışmanın içine çekmelidir. ( Bu çalışmalar memur zihniyetiyle yapılamaz)

2. Deprem bölgelerinden bekâr-dul, gelin ve damat adaylarının tespitleri yapılmalıdır.(Belediyeler, mahalle ve köy muhtarları ile Sivil toplum kuruluşlarınca)

3. Konuyu halka duyurmak ve sıcak tutmak için medya kuruluşları, gazeteler ve TV’ler bu konudaki çalışmalara yer vermelidirler.

4. İşin finansmanı, bakanlığınızın ayıracağı bir ödenekle ya da deprem dışından müracaat eden damat-gelin adaylarından alınacak küçük bir kayıt ücretiyle sağlanmalıdır.

5. Maddi imkânsızlıklar sebebiyle evlenemeyen gençlerimize bu desteği sağlayacak zenginlerimiz mutlaka olacaktır. Onların ortaya neler koyabilecekleri tespit edilmelidir.

6. Hayırsever halkımız, tüccarlarımız ve esnafımız, yeni evlilere (kullanılmış temiz eşyaları da olabilir) ev eşyası hediye etmelidir.

7. Bakanlıkta bu konuyu yakın takip alacak üç kişilik bir komisyon kurulmalıdır.

8. Damat ve gelin adaylarında evlenmeleri uygun olanları büromuz tarafından tespit edilmelidir. Evlenmeleri uygun olan damat ve gelin adaylarının resimli bilgi formları tarafların görüşleri alınmak üzere kendilerine sunulmalıdır.

9. Belediyelerce toplu nikâhlar kıyılmalı ve taraflar birleştirilmelidir…”

Bu teklifimiz ile Bakanlıkça başlatılan “kampanya” ne oldu mu dersiniz?

Bu çalışmalarımızdan dolayı bize bir teşekkür mektubu dahi göndermeyen bakanlık, kendi kampanyası hakkında kamuoyunu aydınlatacak en küçük bir açıklama yapmadı.

Ancak bu çaba ve gayretlerimiz semeresini özel olarak verdi. Bu vesile ile kurulan “Yuvamız evlendirme bürosu”na, ülkemizin her yerinden ve yurt dışında müracaat eden gelin ve damat adaylarını, kendilerine uygun eşleri yine kendileri belirlemek kaydıyla çalışmalarını sürdürdü.

Daha sonra bu büro HAY-DER Hayırda Yarışanlar Derneği bünyesine alınarak dünya çapında çalışan bir evlendirme çalışmasına dönüştü. Evlenmek isteyenlerin yuvamizda@gmail.com dan formlarımızı istemelerini duyurduk.

Devamını Oku

Mutluluğun Sırrı Nikâhtır

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bütün canlıların ve özellikle insanların karşı cinslerine (erkek ve dişinin) ilgi duyacak şekilde yaratılmışlardır. Yaratıcımız insanların gönlüne koyduğu diğer cinse karşı bu cazibe (çekim alanı) ile karşılıklı olarak cinslerin birbirlerine yaklaşmasını murat etmiş ve adına sevgi veya aşk dediğimiz hissi davranışlarla da bu cazibeyi desteklemiştir.

Bu cazibenin canlılarda bulunmasını bildiğimiz, bilemediğimiz birçok sebebi bulunmaktadır. En önemlisi, iki ayrı canlının özellikle insanın bir araya gelmesi, evlenerek bir yuva kurmaları ve neslin devamının sağlanmasıdır.

Evlenmelerin de yine bildiğimiz bilemediğimiz birçok hikmetleri olması yanı sıra biz aşağıda bazı hikmetlerini sıralamaya çalışacağız.

BİRBİRİNİ TAMAMLAMAK

İki parçaya ayrılmış olan elmanın bir bütün olabilmesi, bu iki parçanın bir araya gelmesiyle mümkün olabildiği gibi, insanlar da karşı cinsleriyle bir araya gelmesiyle bir bütünlük sağlarlar. Bu bütünlük, sadece fiziki birliktelik değil, aynı zamanda ruhi bir bütünlük olmasıdır

Erkeğin güçlü yaratılışı, evinin rızkını kazanmasında ve aile yuvasını dışarıya karşı korunmasında görevindendir. Yaratılış açısından erkekten daha zayıf yaratılan kadın, kendini her zaman korunmaya muhtaç hissedecek, kocasının himayesi altında mesut bir hayat sürecektir.

Buna karşılık, kadının hissi ve duygusallığının fazla olması, çocuklarına karşı herkesten fazla şefkat ve merhametle davranabilmesini temin etmektedir. Öyle ya bu duygularla bezenmemiş olmasaydı hangi anne, çocuğuyla gece demez, gündüz demez ilgilenir onun bütün dertlerine katlanır, evladına gelebilecek bütün tehlikelere karşı kendi hayatını feda edebilirdi?

Bekâr olan bir insan, ister erkek ister kadın olsun, yaradılışın bu muazzam bütünlüğünü tek başına sağlayamayacağı için, hayatını mutsuz olarak sürdürecektir.

NESLİN ÇOĞALMASI

Erkek ve kadının bir araya gelmesinin önemli bir sebebi de neslin çoğalmasıdır. Eğer evlenme müessesesi olmasaydı, çoğalma olamayacak, yaşlanan insanların ölmesiyle insan nesli yeryüzünden silinip gidecekti.

Bekârların neslin çoğalmasına katkıları olamayacağından, insan neslinin tükenmesine sebep olmak gibi bir sorumlulukları da bulunmaktadır. Ayrıca yaratıcının koyduğu sevgi ve aşk cazibesinden sonra veya bunlara paralel olarak cinsel arzuların giderilmesi safhasıdır. Pek tabiidir ki bu önemli ihtiyacın nikâhla helal yoldan karşılanması şarttır.        

Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V) bir hadis-i şerifinde; “Evlenin, çoğalın. Ben mahşerde diğer ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla öğüneceğim.” buyurmaktadır.

Evlenebilmek, bugün ülkemizde ekonomik ve sosyal açıdan büyük zorlukların yenilmesini gerektirirken; büyük tirajlı gazeteler ile izleme ora yüksek TV’lerimiz müstehcenlik (açıklık ve çıplaklık) da sınırsız davranışları nedeniyle gençlerimiz devamlı olarak tahrik edilmekte, bu da büyük bir zina furyası gündeme gelmektedir. 

ZİNANIN FELAKETİ

2004 yılının Ocak ayında Erzurum vali muavini yaptığı bir basın toplantısında, AIDS ve Hepatit C mikrobu taşıyan bir Polonyalı kızın, Erzurum gibi milli değerlerine bağlı bir şehrimizde 3 ay içinde 1350 erkekle cinsel ilişkide bulunduğunun, tespit edilmesi ve bu erkeklerin en kısa zaman da hastanelere gitmelerini istenmesi, bizleri büyük bir hayrete ve dehşete düşürmüştür.

Flörtün yaygınlaşması, zinanın artması ve buna paralel olarak kürtajda da büyük artışlar olmasını meydana getirmiş, zina ederek zaten suç işlemiş olan erkek ve kadın bir kürtaj yaptırarak cenin katili olmuşlardır. Buna ilaveten 2004 yılında ‘Zina suçunun kanunlardan çıkarılması’ bu kötülüğüm tuzu biberi olmuştur.

Bu sebeple peygamberimizin Hz. Muhammed (s.a.v); “Ümmetimin şer’lileri bekârlardır.” buyurarak bekârların, evlenmelerini istemiş, zina yolunun önü kapatılarak, ferdin ve toplumun birçok felaketlerden kurtulmasının yolunu gösterilmiştir.

HAYATIN DÜZENE GİRMESİ

Bekâr olan her erkek ve kadının yaşamı dağınıktır. Yaşayışlarında, ekonomik yönlerinde ve manevi yönlerinde sağlıklı bir düzen bulunmaz. Bu dağınıklığı ancak evlenen insanlar gidermekte zamanını, parasını ve manevi yönünü tanzim ederek hayatında başarı gösterebilmektedir. Bundan dolayıdır ki; ‘Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın bulunur.’ sözü meşhurdur. Bunun tersinin de doğru olması gerekir. Yani her mutlu bir kadının arkasında görevlerini idrak eden sadık bir koca vardır.

EBEDİ SAADETİN KAZANILMASI

Bu dünya, ahiretin tarlasıdır. Burada ne ekilirse, öbür tarafta o biçilecektir. Dünya da mutlu olan insanlar, bu saadetlerini taşıdıkları dünya görüşlerine ve bu görüşün hayatta uygulanmasına borçlu oldukları gibi bu görüş ve yaşayış aynı zamanda onların ebedi saadetlerini kazanmalarını da sağlayacaktır.

Dünya da saadetin temeli, başta eşlerin birbirlerine olan hakları olmak üzere ana-baba haklarına, komşu haklarına ve diğer varlıkların haklara dikkat etmeleriyle sağlanacaktır. 

EVLENDİRMEK GÖREVDİR

Evlilik, aile sorumluğu yüklenmek ve bu sorumluluğun gereklerini yerine getirmektir. Bir insanın mutluluğu, karşısındaki ve çevresindeki insanların mutlulukları nispetindedir. 

Ülkemizde öğrenimlerini sürdüren gençlerimizin öğrenim zorlukları karşısında evlenmeyi erteledikleri görülmektedir. Öğrenim er geç tamamlanmakta, ancak bu kez de kendine uygun eş bulmakta zorluklar yaşanmaktadır. Bilhassa öğrenimini tamamlayarak kariyer yapmış kızlar bu konuda büyük sıkıntı yaşamaktadırlar.

Topluma düşen, “içinizdeki bekârları evlendirin” emr-i ilahisiyle konulmuş olan bu konudaki görevlerini yerine getirmektir. Bizler, bir müddetten evvel böyle bir görevi yerine getire bilmek için kurmuş olduğumuz HAY-DER Hayırda Yarışanlar Derneği bünyesinde YUVAMIZ evlendirme bürosunu kurarak bu ilahi emrin yerine getirilmesine çalışmaktayız.                                        

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.