DOLAR

33,0413$% 0.65

EURO

36,0249% 0.4

STERLİN

42,9931£% 1.08

GRAM ALTIN

2.559,20%0,41

ÇEYREK ALTIN

4.146,00%0,67

BİST100

11.064,85%0,37

BİTCOİN

1971704฿%1.4878

İkindi Vakti a 16:35
Giresun HAFİF YAĞMUR 14°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
X


Altın Sözler 3

Adil Düzen; fert ve topluma dünya ve ahiret saadeti getirir.

İMAN VE NİZAM BÜTÜNLÜĞÜ

Allah (c.c) bütün kâinatı, ‘Ahsen-i takvim – en güzel bir şekilde’ insanı da yaratmış ve insana diğer canlılara vermediği nimetlerle donatmıştır. Bütün canlıları insanın emrine vermekle de kalmamış, ona akıl gibi bir nimet de vererek insanı, iyiyi – kötüden, güzeli – çirkinden, adaleti – zulümden, doğruyu – yanlıştan, faydalıyı – zararlıdan tefrik edebilme (ayırt etme) kabiliyetini bahşetmiştir. İnsan bu kabiliyeti ile iyiye, doğruya, güzele, adalete gitmesi beklenmesi tabii iken o tarih boyunca nefsine ve şeytana uyarak yanlış yollara gitmiş. Peygamberleri yalanlamış ve helake düşmüş (yok olmuş). Ad, Semut, Lut Kavimleri gibi…

Yaratıcımız, insana bütün bu nimetleri bahşederek, onun Allah (c.c) ve diğer inanılması gereken hususlara inanmasını ve kendisine kul olmasını istemiş.

Peygamberimize ışık tutan, insanların İslam’a yönelmeleri sağlamak üzere inen Ayetlere Mekki Ayetler, diğer bir ifade ile iman Ayetleri denmektedir. Bu ayetler, Allah’ın varlığını ve birliğini, Allah’tan başka ilah olmadığını, melekleri, kitapları, Resuller, ahiret gününün geleceğini, hayır ve şerrin ancak Allah’tan geldiğini, Cennet ve Cehennem’in varlığını bildiren ayetler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Darül Erkam (Erkam hazretlerinin evinde) toplanan Müslümanlar bu ve benzeri Ayetleri okurlar, imanlarını ve azimlerini kuvvetlendirir, Müşriklerin Müslümanlara yaptığı eziyet ve işkencelere katlanılması gerektiğini, bunun için sabır edilmesi gerektiğini öğrenirler ve gördükleri eziyetlere katlanırlardı.

Bu dönemde Müslümanlar, Mekke’li müşriklere karşı ya tek tek muhatap oluyor veya basit bir toplum kuruluşu olana cemaat olarak muhatap oluyorlardı.

Hicret, imanla nizamın birleştiği dünya ve ahiret saadetine giden hareket olarak karşımıza çıkmaktadır.

HİCRET VE MEDİNE DÖNEMİ

Bi’set’in 12. ve 13. yılında Medine’den gelen ve önce iman ederek Müslüman olan Medineliler, Peygamberimizin isteği üzerine Mekke’den uzaklarda (10 km. kadar) Akabe Kayalıkları’nda Peygamberimize biat ederek yeni bir oluşuma gidiyorlardı.

Bu oluşumla Müslümanlar organize bir güç haline geldiğini (Tek Kalp, Tek Yumruk Olduğu) ve yapının adına ‘Ümmet’ dendiğini biliyoruz. Muhammed Ümmeti… Yani Muhammed’in emrindeki Müslümanlar.

Peygamberimizin de Hicret etmesiyle Medine’deki Müslümanlar İslam Devleti yapısına kavuşuyor, o döneme ve çalışmalara ışık tutan Ayetlere de Medeni Ayetleri (Ahkâm Ayetleri) deniyordu.

Peygamberimizin İmameti’nde (Başkanlığı’nda) inananların oluşturduğu bu organize topluluk, önce kendi toplanacakları binayı ‘Mescid-i Nebevi’yi inşa ediyorlar, bir taraftan ordu hazırlanıyor, diğer taraftan bazı krallara elçiler ve mektuplar göndererek onları İslam’a davet ediyorlardı.

Mescid-i Nebevi 5 vakit kılınan yer olması yanında bir Parlamento binası gibi de çalışıyor, Medine’deki Yahudilerle anlaşmalar yapılıyor, dış ülkelerden gelen elçiler o binada kabul ediliyor. Beytülmal (Hazine) oluşturuluyor, bir devlet için gerekli her iş ve işlem yerine getiriliyordu. Bu döneme, İslam’ın inkişafı dönemi denmektedir.

Böylece Allah’ın, İnsandan iman, toplumdan nizam (Adil Düzen) istediği ve Peygamberimiz ve Müslümanların da bu isteğe, “Leybeyk Allahümme lebbeyk…” dediği Asr-ı Saadet dönemini görmekteyiz.

İslam sadece iman telkin etmekle bitmiyor, aynı zamanda imansızların kendi çıkarlarını öne çıkarıcı sömürücü ve ahlaksız düzenleri yerine ‘Adil Düzen’in kurulması ve çalıştırılması olduğu anlaşılmaktadır. Bunu Peygamberimiz başarmıştır ve Adil Düzeni kurarak insanların dünya ve ahiret saadetlerini erişmelerini sağlamıştır.

100 binden fazla Sahabe’ye yapılan son ‘Veda Hutbesi’nde bu konuya ait açıklamaları açıkça görmekteyiz.

ZAMANIMIZDA YAPILAN TELKİNLER

100-150 seneden beri İslam’ı anlatan âlimlerimiz, hocalarımız, vaizlerimiz, akademisyenlerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız, fikir adamlarımız İslam’ın sadece iman kısmını ele almakta ve onu işlemektedirler. Ancak onun bütün insanlığa dünya ve ahiret mutluluğu sağlayacak ‘Adil Bir Nizam’ın kurulması gerektiğini söylememektedirler.

Bütün tarikatlar iman ve insanın nefis terbiyesi üzerinde durmakta, Adil Düzeni anlatmaktan ve onun kurulmasına destek olunması gerektiğini söylemekten kaçınmaktadırlar.

Risale-i Nurlar baştan sona insanı ele almakta ve iman üzerine olduğunu vurgulamaktadır.

Şurası unutulmamalıdır ki; İslam’ın yarısı İslam değil İslam’ın tamamı, İslam’dır.

O halde İslam, ‘Allah; insandan iman, toplumdan nizam’ demektedir.

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.