DOLAR

32,3210$% 0.01

EURO

35,0946% 0.86

STERLİN

41,5312£% 0.74

GRAM ALTIN

2.423,79%0,71

ÇEYREK ALTIN

3.921,00%0,30

BİST100

10.165,52%1,14

BİTCOİN

2248916฿%4.99385

İmsak Vakti a 02:00
Giresun AÇIK 13°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
X


İşte, Böyle Bir Ordu…

Konu Gülşen’den ve Gülşenlerden açıldı mâdem, ORDU’NUN ‘GÜLŞEN’LERİ başlıklı geçen yazıdan, kaldığımız yerden devam edelim. Mâlumunuz biz Türkiye Dil Edebiyat Derneği diye, merkezi İstanbul’da olan bir dernek var; onun Ordu Şûbesini yürütüyoruz. Ancak, bunun yanında yerel edebiyât toplulukları ile de irtibatımız var doğal olarak. Onlara üyeyiz. Dergilerinde yazıyoruz. Sosyâl Medya gruplarında berâberliklerimiz var. 

ÖYLE SANIYORDUK, AMA!

Evet, sözü uzatmadan, geçtiğimiz Mart ayında bunlardan birinde, bir WhatsApp grubunda yaşadığımız yazışma sürecinden söz edeceğiz. Biz tâbi nerde bulunduğumuzu biliyoruz. Bu derneğin kuruluş felsefesinde de Ordulu bütün yazarları, yelpazenin ya da sanat anlayışının neresinde bulunursa bulunsun kucaklama, çatı görevi yapma, bir araya getirme hedefi var. Biz de bunun farkındayız. Gruptaki paylaşımlarımıza âzamî derecede dikkât ediyoruz.

Daha doğrusu dikkât ettiğimizi sanıyoruz! Hepimizin ortak paydası olduğunu düşündüğümüz sanat, edebiyât türünden kimi metin ve etkinlikleri seçerek burada da paylaşmaya çalışıyoruz.

Günler böyle geçip giderken bir gün (13 Mart 22 16.49) Ünye’den yazan bir arkadaşın şöyle bir paylaşımı oldu:

PAYLAŞMANIN GEREĞİ YOK!

“İnsanlar/üyeler kendi görüş ve düşüncelerini, Facebook, İnstagram, Twitter…vb. sosyal medya ortam ve gruplarında diledikleri gibi paylaşabilirler. WhatsApp ve sair gruplar kurarak, fikirdeş, duygudaş, vb. ortaklıklarla paylaşım yapabilirler.  Bu grubun, yalnız edebiyat / kültür / sanat odaklı olarak, üyeler arası iletişim sağlama amaçlı olduğunu düşünüyor ve biliyorum. Bu konular, grup için, ilke kararı olarak konuşulmuştu… Herkesin kendine özgü siyasi, toplumsal, kültürel, dinsel / inançsal seçim ve ilkeleri, değerleri olabilir ve genel olarak vardır. Bunları bu grupta paylaşmanın bir gereği ve yararı yoktur.  Burada, avukat, doktor, mühendis, müdür…vb. sıfatlar yoktur ve kullanılmamalıdır. Burada herkes ismi – soy ismiyle vardır. Yazardır / ediptir / edebiyatçıdır, şairdir, sanatçıdır. Burada, bunun dışında bir varlık biçimi yoktur ve olamaz. Kimse diğer türlü bir sıfat/titr kullanmamalıdır. Böyle bir hitap da olmamalıdır. Bürokratik sıfat ve hitapların burada olmaması gerekir.

Eğer burası bir edipler, şairler, muharrirler, sanatçılar derneği ve oluşumu, ortaklığı değilse, bırakalım bu işi.   Derneğin kuruluş, varoluş ve çalışma amacı ne ise ona göre bir söylem kullanalım.

Bu açıdan, özenli ve duyarlı olmayı öneriyorum. Saygılarımla!”

BEYLER; BURASI NERESİ?

BAŞ Yazar: “Tamamıyla katılıyorum. Lütfen paylaşımlarda dikte edici siyasi veya dini konulara burada yer vermeyelim. Herkes düşüncelerini veya yaşam biçimini gazete köşelerinde veya kendilerine ait web sitelerinde paylaşabilir. Burası o paylaşımların yeri değil. Aksi halde karşı paylaşımlara muhatap olunur. Bu da doğru olmaz. Saygıyla kalın. 13 Mart 22 16.57”

GENÇ YAZAR 17.06: “Evet sizlere katılıyorum biraz daha seçici olunmasını diliyor saygı selamlarımı sunuyorum”

İLHAM YAZAR: “Bütün yazıları takip ediyorum bizim gibi düşünce ve yeni fikirler üretmek amacıyla kurulmuşuz ama yeni şeyler söylemiyoruz saygılarımla 17.12”

İŞİN ASLI, MESELENİN ESÂSI…

YILDIZ YAZAR: “Genel Kuruldan sonraki yönetim toplantısında; bu grubun, çalışma, etkinlik, toplantı, yönetim işleri vb. konular için üyeler arasında iletişim amaçlı olduğuna ilişkin ilke kararı alınmıştı. Öyle ki, kimseyi üzüp kırmamaya özen göstererek, duyarlı ve özenli olmaya çağıralım/yönlendirelim içerikli sözler söylenmişti. Bu açıdan, dernek etkinlik, çalışma, toplantı, yönetsel / tüzüksel gereklilikler yahut yapılacak yayın, dergi, internet dergisi ya da sitesi işleri… vb. işler/durumlar için paylaşma yapmak yeğdir, doğrudur, derim. Diğer konu, durum, görüş ve düşüncelerin, siyasal ya da inançsal paylaşımların Facebook, Instagram, WhatsApp, Twitter… vb. yerlerde, uygun platformlarda yapılması uygundur…

Belki de kimi üye dostlarımız, bu grubun kuruluş ve varlık amacını bilmiyorlardı. Sorun buradan da doğmuş olabilir… Her ne ise, umarım bundan sonra daha özenli ve duyarlı oluruz/olunur. Saygılarımla… 17.26”

AMAÇ HABERLEŞME, GÂYE DOSTLUK…

BAŞKAN BEY: “Değerli arkadaşlar! Bildiğiniz gibi WEB sayfası çalışmalarımız bitmek üzere. Bu sayfa bildiğiniz gibi dernek faaliyetleri ve üyelerimizle haberleşme amaçlı olarak kuruldu. Gördüğüm kadarıyla yoğun paylaşımlar kaynaklı sorunlar var.

Arkadaşlarımızdan istirhamım dernek faaliyetleri ve haberleşme dışı yazılarımızı daha çok kendi sayfalarımızda paylaşmamızdır. Şimdiden herkese çok teşekkür ediyorum. 17.35”

N’OLUYOR ALLÂH AŞKINA?!

Arkadaşlar; ne oluyor anlamıyorum! Bu; bizim hiçbir şeye ihtiyacımız yok şeklinde kibirli ifadeler gelince ben kendime baktım; ben ilahiyatçıyım ama hep kendimi yenilemek ve yeni bir şeyler öğrenmek adına fakirin fakiri gibi hareket ediyorum. Ben “Bilmediğini bilmenin en büyük bilmek” olduğunu düşünüyorum. Bu paylaşımlarda hedef ben miyim acabâ diye düşünüp şöyle geriye bir baktım. İnanın ki kimseye zerre bir dikte düşüncem yok, kimsenin eğer kaşarlanmışsa ve hidâyetten nasibi yoksa değişme şansı zâten yok. Benim paylaşımlarım, tam da alınganlık sınırında olmak durumuna gerek bulunmadığını gösterecek hoşgörü açısı çok geniş olan paylaşımlar yapıyoruz ki kimse Ümitsiz olmasın; hepimizin aynı olduğunu görsün, bu Dergâhın ümitsizlik dergâhı olmadığı gerçeği tekrardan derhâtır edilsin. Yâni, inanın böyle bir felsefem de yok. Îtiraz olunca açıklama sadedinde serdediyorum bu düşünceleri.

VELEV Kİ EMPOZE OLSUN!

Bizim birilerini avlamak tavlamak diye bir derdimiz yok. Burada önümüze gelen birtakım doneleri paylaşıyoruz. Nedir yâni, ne kadar kendimizden eminiz, velev ki empoze olsun, kabul etmez geçersin. Nedir bu gurur, aşılmazlık; kendinizden ne kadar eminsiniz? Âyetten daha mı gerçeksiniz ki âyet te yazsak reddedecek gibi tepkiler veriyorsunuz! Bu tavır bir aydın tavrı da değil bana göre. Asıl bu tavır dikte tavrı. Biz belirli şeylere kapalıyız. Bize dinden, îmandan, irfandan söz etmeyin. Biz en az müfessir kadar tefsir, mufakkih kadar fıkıh biliyoruz, ihtiyacımız yok diyorsunuz. Arkadaş bir insan nasıl bizim bu tür şeylere ihtiyacımız yok diyebilir? Kaldı ki bizim paylaşımlarımız ortada. Rahatsızlık verecekse onu da yazmayız.

TAMAM EY ÂBİLER, AĞALAR, ULULAR!

Tamam âbiler, ağalar, Ordu’nun ekâbiri ulular; O kadar iyi niyetimiz ve de hasbî tutumunuz rağmen bizi hesâbîlere katıp asâbî Red içeren ifadeler kullandınız. Eğer hedef bensem hakkımı helâl etmiyorum. Haddimi bilmemişsem saflığımdandır; siz ulu ağaçları ırgalamak gibi bir niyetim yoktur; olsa da, bunun için ilâhî bir rüzgâr gereklidir ki bu da duâdan öte felsefî söylem ya da Süslü-püslü cümlelerle olacak şey değildir. Tartışmalarımız hayırlara vesîle olsun; Rabbimiz cümlemizi şeytanın hasleti olan ve Allâh’tan gelen nakli küçümseyip, aklı önceleyerek bilimi putlaştıran tavrın sonucu olan kibirden korusun wes’selâm… 18.05

BİRBİRİMİZİ ANLAMAK ZORUNDAYIZ…

BAŞ YAZAR: Hocam bütün bu ifadeleriniz sorunlu. Zaten sorun da burada. İnancınız elbette kutsaldır ve sizi ilgilendirir. Dünyada İslam’ın yüzlerce yorumu var.

Dini konuları veya siyasi konuları bu platformda tartışmak doğru değil. Bunun bilgiçlikle de alakası yok. Sünniliğin dışında bir fikri burada görseniz hoş göreceğinizi sanmıyorum.

Burayı ortak bir platform olarak görüyorsan birbirimizi anlamak zorundayız. Sağlıkla kalın 18.15

ANLAMSIZLIĞA İLGİSİZ KALAMADIM!

Nuri Kahraman: “Ben de şunu anlamış değilim; baktım geriye doğru hiçbir empoze göremedim. Hattâ bu meseleyi üzerime almamın bile gereksizliği ortada ama anlamsızlığa ilgisiz kalamadım sâdece. Dolayısıyla, kısaca tekrar söylüyorum; bu feverânın kaynağını anlamadım, mâzur görün wes’selâm… 18.24

Evet, gerçekten şimdi geriye bir daha baktım. Benim pek paylaşımım zâten yok. Ama şâirliği de olan bir müftü arkadaş, bestekârlığı olan bir din görevlisi arkadaş ve Emekli Millî Eğitim müdürlerimizden ilâhiyâtçı bir Ağabey’in şiirleri var. Onlarda da yukarda kendilerinin açıkladığı kriterlere ters, empoze niteliğinde bir şey yok. Yalnızca, bizde de olduğu gibi, bir hemşehri ve de bu derneğin üyesi olarak ortaya koyduğumuz ürünleri paylaşma niyeti var. Bu site de bunun için değil mi?

BİR KAŞIK SU; BİR BUÇUK SAAT!

Ama işte, buna rağmen ne gümbürtülerin koptuğunu; görüyorsunuz. Hem de hepsi 1 buçuk saat içerisinde gerçekleşiyor. Demek ki çok hassas bir yerdeyiz. Ordu’nun zemininin nasıl bir karakter barındırdığını, ılıman bilinen iklimin ne fırtınalar barındırdığını görmek gerek.

Ama asıl, nerdeyse kasırga denecek fırtına bundan sonrasında. Hani ne derler; BİR KAŞIK SUDA FIRTINA; işte böyle bir şey. O da yarın inşâllâh; cümleye, Hak karşısında boynu kıldan ince olma, bu noktada uyarıları nîmet bilip kulak kesilme; bir anlamda ilimden, irfandan kopmadan yaşama duyarlılığında bir hayât diliyor, sonsuz mutluluklar temennisiyle sevgiler-saygılar sunuyoruz wes’selâm…

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.