Himmeti Ali; Değilse Tali Olmak!… – Giresun Kerasus Haber
DOLAR

43,7204$% -0.03

EURO

51,9102% -0.04

STERLİN

59,6925£% -0.05

GRAM ALTIN

7.045,90%-0,41

ÇEYREK ALTIN

11.899,00%2,07

BİST100

14.370,32%1,34

BİTCOİN

3014548฿%-1.79942

Sabah Vakti a 02:00
Giresun PARÇALI BULUTLU -2°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
X


Himmeti Ali; Değilse Tali Olmak!…

Ta İmam-Hatip Okulu yıllarımızdan hatırlıyorum; yâni, 70’li yılların başlarıydı. Arapça Okuma Metinleri ders kitabımızda bir kıssa yer alıyordu. Hatırladığım kadarıyla kısaca şöyleydi:

*GAYRET KAVÎ, HEDEF ÂLÎ*

Bir adam çok iyi yetiştirmek için çaba gösterdiği evlâdına soruyor;

– Oğlum, büyüyünce nasıl, kim gibi bir insan olmak istiyorsun?

– Senin gibi bir insan olmak istiyorum babacığım!

– Olmaz oğlum. Bu yeterli değil. Ben meselâ Hz. ALİ (K.V.) gibi olmak istedim, işte ancak bu kadar olabildim. Daha büyük insanları kendine nümûne-i imtisâl seçmelisin. Himmetin âlî, yâni gayretin ve hedefin dâimâ en yükseği, en ilerisi olsun.

Evet; demek ki olması gereken bu. Büyük şahsiyetler örnek alınmalı, günlük tâbirle idol olarak benimsenmeli ki nesilden bir hayır bekleyelim.

*TİŞÖRTLER, ÇANTALAR, FİGÜRLER*

Lâkin geliniz görünüz ki, bu meyânda hangi noktada olduğumuzu, ne derece pervâsız ve de duyarsız olduğumuzu görüp anlamak için çok uzağa gitmeğe gerek yok. Çocuklarımızın tişörtleri ve çantalarında, onlara hitap eden diğer yardımcı unsurlarda yer alan kelime, cümle, slogan ve figürler herşeyi, daha doğrusu hâl-i pürmelâlimizi anlatmağa yetiyor.

*KODLAR, KOMPLEKSLER; UYARICI REFLEXLER*

Bir defâ, bırakın yerli ve millî olmayı, daha başta Türkçe bile değil bunlar. Belki basite alıyoruz, önemsemiyoruz ama, bunlar bir nevî hayat tarzı kodlarıdır.

“Bir milletin reflexif kültürü ne ise, o millet odur.” İşte sözü edilen o refleksin kökleri ya da tabanı o kodlardır. Hattâ;

*“BEŞİKTE GİREN MEZARDA ÇIKAR!”*

Ve; “Mânâ-yı esmâ rûh-i insâna tesir eder” gibi, şimdi kimden not aldığımızı hatırlamadığımız vecîzeler, ilk başlarda çocuğun muhâtap kılındığı materyâllerin onun ruh dünyâsında ne denli etkili olduğunun ifâdesidir.

*HANGİ DİL, HANGİ VATANSEVERLİK?*

Herşeyden önce bu yabancı hayranlığı ve özenme işâreti dizaynlar ya bir kompleks ya da özgüvensizliğin işâretidir. Tercih bizim. Ne ki; meselâ sokaklara, koridorlara ve de sınıflara hâkim mevcut bu özenti manzarası içerisindeki gençlerimiz için hangi yerlilik, milliyetçilik ve de vatanseverlikten söz edilebilir?

*ZEKÂ ÇOK, AKIL YOK!*

İşte bugün görüyoruz; herşey ortada. Çok zekî olup en akıllı olacağını düşündüğümüz gençlerimizin hayâlini yabancı ülkelerde çalışmak süslüyor. Özendikleri kahramanlar da sırt çantalarında fotoğraflarını taşıdıkları, rambo, süpermen gibi filimlerde sunulan ruhsuz kahramanlar, insan fıtratıyla, beşeriyetin menfaatiyle örtüşmeyen, sâdece küresel canavarların iştihâsına hizmet eden ham hayâllerdir.

*ÜLKEDE YETİŞSİN, YABANA KATIŞSIN!*

Üstüne üstlük, millet olarak kompleksimizden kaynaklanan yabancı dilde okullar furyasına îtibâr eden ve astronomik fiyâtlar, sıkıntı imtihanlar ve büyük gayretlerle çocuğunu buralara yerleştiren bizler, devlete onca paraya mâlolan yavrularımuzdan tamâmına yakınının yüksek okulu dışarda okuyup orada çalışıp yerleşmeyi hedefledikleri gerçeğiyle karşı karşıya kalıyoruz. Böyle olması işimize de geliyor genel olarak.

*DİNAMİK HAZÎNE, DİNAMİT TAVIR!*

Böylelikle, anlamı da hazîne olan genç, dinamik, zekî cevherlerimiz belki yarın bize silâh çevirecek ülkelerin emellerine hizmet etmek durumu arzediyorlar.

Bu, neden oluyor? Elbetteki şuursuzluktan!

*TİŞÖRTÜN FENDİ, KÜLTÜRÜ YENDİ!*

İşte, bizim önemsemediğimiz o tişört, çanta süslemeleri gibi şeyler şuur altında böyle dışa eğilim, ya da hizmet meyline sebep oluyor. Mâlum psikoloji diye bir şey var; ve de bunu insanın bulunduğu ortamla muhâtap olduğu herşey etkiliyor.

*MAHALLEDEN OKULA; BU GİDİŞTEN KORKULA!*

Geldiğimiz noktada biz çocuklarımıza kendi mahallemizi kuramıyoruz. Sokaklarımızda da Türkçe levha çok az. Geçen gün bir vesileyle gittiğim ilkokulun ana çıkış kapısının iç tarafının üst kusmında sâdece EXİT yazısı vardı. Bu nasıl îzâh edilir; bilemiyorum. Takdîri size bırakıyorum.

*YABANCI GÖZÜYLE OSMANLI ÇOCUKLARI*

Neyse biz şimdi dünle bugün arasında bir mukâyese yapalım. Biz ve gençlerimiz hep böyle miydik? Öyle ya; dünyâda sözümüzün geçtiği Osmanlı döneminde durum badıldı? O günün ön ya da arka sokakları nasıldı? Oraya bir bakalım. Bu arada, bozacının şâhidi de şıracı olmasın. Bunun için değerlendirmeler hâriçten; buyrun:

*SESSİZ, SÂKİN, VAKÛR*

“Türk çocukları başka memleketlerdekilere benzemezler. Ne gürültü ederler, ne de ağlayıp dururlar. Şark’ta geçirdiğim üç seneye yakın zaman zarfında hiçbir Türk çocuğunun bağırıp çağırdığını işitmedim. Mektebe gittiklerini gördüğüm yavruların tavırları sakin, yürüyüşleri vakuraneydi. (ağırbaşlıydı) (A. BRAYER)

*YÜZ KIZARTICI HÂL YOK*

“Türk toplumunda, baştan çıkmış, yüz kızartıcı işler yapan çocuk nadirdir. Ana ve baba saygısı çok büyüktür. Aile büyüklerinin sözleri dinlenir.” (GUER)

*DÜRÜSTLÜK HAD SAFHADA*

Çocuklar çok dürüsttür. Sokakta bir şey bulan çocuk derhal sahibini aramaya başlar.” (La martine, 1897)

Çocuklarını daha fazla şefkat ve alâka içinde yaşatan bir başka memleket de bilmiyorum. Sokaklarda çocuğunu omzuna, kucağına alarak yürüyen, onu fazla yürütmekten, yormaktan sakınan çok baba görülür. Ama büyüyen çocuk, babasına büyük saygı gösterir. Emretmedikçe oturmaz. Yalnız ‘Baba’ şeklinde değil, babasının unvanı neyse ‘Efendi Baba’, ‘Ağa Baba’, ‘Bey Baba’, ‘Paşa Baba’ diye hitab eder. [İKTİBÂS]

*ANNE-BABA, ÇOCUKLAR; SEVGİLER-SAYGILAR*

Bu çocuklar, ondan önce anne-babalar nerde şimdi? Çünkü o zamanlar büyüklere saygı, küçüklere sevgi vardı. İlim adamları ve günün paşa ve komutanları, İslâm ve Türk târihinin yiğitleri örnek alınır, ideâlize edilirdi. Herşey devrim diyerek bir çırpıda devrilince büyük bir boşluk oluştu. Onu doldurmak adına uçurulan balonlar bugünün hem arka sokakları, hem de ön caddelerinde acımasız cinâyetler, haysiyetsiz cürümler, duyulmadık ahlâksızlıklar olarak aorttan kılcala cemiyetin tüm katmanlarında büyük gürültülerle patladı.

*BALON GOLÜ, ECDAD ROLÜ*

Bakınız; bu noktada Amerika’da bir Üniversitede ilginç bir çalışma yapılmış.

Okuldan 5-10 kadar öğrenciyi seçip onlara ayrı ayrı ve gizlice; kimine “Senin, Büyük İskender’in soyundan geldiğini tespit ettik” kimine “Hannibal’ın soyundansın”, “Napolyon’un torunusun” gibi, tarihe yön vermiş büyük komutanların soyundan geldiği söylenmiş…

*GİZLİ TÂKİP, AÇIK FARK!*

Ve bu çocuklar; gizlice takip edilip, davranışları gözlenmiş.

Bakmışlar ki; çocukların tamamının yürüyüşleri bile değişmiş.

Artık daha düzenli ve ağırbaşlı davranmaya, daha ölçülü gülmeye ve daha ciddi görünmeye başlamışlar.

Çünkü o insanlarla bir bağı olmanın ve onların kanını taşıyor olmanın gururu ve onuru, onları öyle davranmaya zorlamış…

Kıssadan hisse!

*YA BİZ NE ÖĞRETİYORUZ?*

Tarihin en şanlı Milletine mensup çocuklarımıza, kendi Okullarımızda ne öğretilip, kulaklarına neler fısıldanıyor dersiniz?

– Padişahlarımız haindi.

– Din adamlarımız sahtekardı.

– Alimlerimiz sapıktı.

– Kadılarımız rüşvetçiydi.

– Ordumuz çapulcuydu.

– Devlet adamlarımız yalakaydı…

*SAĞLAM GEÇMİŞ, MUHKEM İSTİKBÂL*

Peki; gemiler dolusu yalan, yanlış ve iftiralarla; Ecdatlarından tiksindirilen gençlerimizin davranışları, konuşmaları tavırları ve hâl-i pürmelâlleri nasıl?

Herhangi bir okulun paydos saatlerinde gidin ve kendi gözlerinizle görün.

İçiniz acır içiniz… Geleceğe dair zerre ümidiniz kalmaz da, yaşama sevincinizden olursunuz…

*MİLLÎ EĞİTİM, ÂLÎ GELECEK*

Bu duygu ve düşüncelerle berâber, bizleri eğitim, kültür, ekonomi, siyâset her sahada himmeti âlî olup, devletler liginde tâlî değil de eğitim sistemiyle berâber onları örnek almak sûretiyle ecdâdımız gibi süperler arasına yükselmeyi, başta Gazze, Doğu Türkistan, Sûdan gibi mazlum beldelerimiz olmak üzere tüm dünyâya Nizâm-ı âlem etme gücünü tez zamanda lûtfetmesi niyâzıyla Rabbimize yalvarıyor, cümleye gönülden sevgiler-saygılar sunuyoruz wes’selâm…

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Yusuf’tan Fâtıma’ya M. Nezir Bey ve Gül Eserleri

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.