Osmanlı’dan 10 Haslet; Bu Çağ Hepsine Hasret… – Giresun Kerasus Haber
DOLAR

44,2795$% 0.22

EURO

50,5902% -0.78

STERLİN

58,5955£% -0.84

GRAM ALTIN

7.134,90%-0,98

ÇEYREK ALTIN

11.729,00%-0,69

BİST100

13.092,93%-1,45

BİTCOİN

3117136฿%-1.74297

Sabah Vakti a 02:00
Giresun AZ BULUTLU -6°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
X


Osmanlı’dan 10 Haslet; Bu Çağ Hepsine Hasret…

Dünyâda, Asr-ı Saâdet sonrası, adâlet ve medeniyet; dolayısıyla zerâfet ve edeb deyince Osmanlı Devleti akla geliyor. Osmanlı deyip geçiyoruz ama dünyâda örneği yok.

*** ARAPLAR MI, TÜRKLER Mİ? ***

Şu an insanlığın ihtiyâç duyduğu devlet hangisi denilse Osmanlı’dan başkası akla gelmez. Gerçi bu bize garip gelebilir. Çünkü 100 yıldır kötülenen, kerihlenen bir devletten söz ediyoruz. Hep arapları suçluyoruz ama Osmanlı düşmanlığı konusunda kimse Türklerin eline su dökemez.

Belki kestirmeden söyledik ama eğer düşünürseniz bunun böyle olduğunu görürsünüz…

*** TASAVVUF, TARÎKÂT, EDEB… ***

Fazla uzatmayalım, tabiî EDEP YÂHÛ ifâdesini bayraklaştıran Osmanlı’nın bu özelliğinde tasavvuf ve tarîkâtların büyük payı var.

Sadede gelmek gerekirse, işte anonim bir paylaşımda Gâlip AKIN’dan iktibas ettiğimiz metin. Belki bize bir hatırlatma ve ışık olur.

*** DERGÂHTAN TEPİK, BAĞLARDAN KOPUK!… ***

Birgün aklımız başımıza gelince, nerde kalmıştık diye bakacağımız, geçmişten geleceğe iliştireceğimiz bir hazır bağımız olur.

Rabbimiz bizi güzel bağlarımızdan kopanlardan, sapıp savrulanlardan eylemesin niyâzıyla mezkur maddeleri arza geçiyoruz; buyrun:

OSMANLI’DA HAYRANLIK VEREN 10 UNUTULMUŞ İNCELİK

1- Osmanlıda şehirler kurulurken, nasıl ki bir suya taş attığınızda  halkalar merkezden başlayarak dalga dalga dağılır. Şehir kurarken de ilk önce bir camii, mescit yapılır, daha sonra etrafına halka halka evler ve işyerleri inşâ edilirdi.

*** GÜZEL ŞEHİRDEN ÖZEL HÂNEYE… ***

2- Eğer bir evin camında sarı çiçek varsa, benim evimde hasta var.

Buradan geçerken yüksek sesle bağırmayın demekti.

Eğer bir evin camında kırmızı çiçek varsa, bu evde evlilik çağına gelmiş genç kız vardır.

Buradan geçerken konuşmanıza dikkat edin, ölçülü konuşun anlamına geliyordu.

***** “YÂ MÂLİKEL’MÜLK!” *****

3- Dünya hayatı bir imtihan olup hayat da geçiçiydi.

Yüzyıllar boyu hiç kimse yaşadıkları evlerinde yaşayamayacaktı.. Bu yüzden evlerinin duvarlarına; ”YA MALİK’EL MÜLK” yazarlardı. Bu ifâde;

 ”Ey ALLAH’ım bütün mülk senindir.” demektir. 

***** “YÂ MÜFETTİHAL’EBVÂB!” *****

4- Kapı tokmağında; ”YA FETTAH” yazılıydı.

 Bu bütün kapıları açan, sıkıntıları ve dertleri gideren anlamlarına gelmekteydi ve Allâhü Teâlâ’nın güzel isimlerinden biriydi.

5- İnsanlar edeplerindeki incelikten dolayı ”Işığı yak” demezlerdi, çünkü yakmak olumsuz bir kelime olduğu için onun yerine ”Işığı uyandır” denilirdi.

*** IŞIĞI UYANDIR, MUMU DİNLENDİR! ***

6- Gece yatacakları vakit ise; ışığı (mumu) söndür” demezlerdi, çünkü söndürmek olumsuzluk çağrıştırdığı için ”Işığı dinlendir.” şeklinde söylenirdi.

***** AYAKKABILARIN DİLİ… *****

7- Eve misafir geldiği zaman, misafirlerin ayakkabılarını düzenlerken burunlarını dışarıya dönük değil de içeriye dönük yaparlardı.

 Bunun anlamı ise, “Biz sizin misafirliğinizden memnun kaldık, evimizi tekrardan şereflendirmenizi bekleriz” demekti.

SU MU İSTERSİNİZ, KAHVE Mİ?

8- Misafire kahvenin yanında su  ikram edilirdi.

 Eğer misafir aç ise; İlk önce suyu, Tok ise kahveyi alırdı.

Eğer suyu almışsa ev sahibi hemen misafiri utandırmayacak bir şekilde mütevâzı bir sofra hazırlardı. Misafirin karnını doyururdu.

KAPILARIN ÖNÜ, PERDELERİN ARKASI…

9- Kapı tokmakları aslan başlı ve çiçek motifli iki ayrı tokmaktan oluşurdu.

Aslan başlı kalın ses, çiçek motifli ise ince ses çıkartırdı.

Böylece eve kimin geldiği anlaşılır, misafir erkek ise; kapıyı erkek açar. Bayan ise; kapıyı bayan açardı.

*** HAYIRLARIN FETHİ, ŞERLERİN DEF’İ… ***

10- Evde kimse ayakta yemek yemezdi.

 Çocuklar bile önce ellerini yıkar ve sofraya hep birlikte oturulurdu.

Evin en büyüğü yemeğe başlamadan kimse başlamazdı.

Evin en büyüğü yemeğe başlarken,

herkesin hatırlaması için yüksek sesle besmele çekerdi

 Sofradan kalkarken;

”Hayırların fethi, şerlerin def edilmesi” için, fatiha Sûresi okunurdu…

*** KUR’AN EDEBDEN İBÂRET… ***

Daha ne incelikler var. Osmanlı edep ve terbiyesi, Mevlânâ’nın; “KUR’AN BAŞTAN AŞAĞI EDEBDEN İBÂRETTİR!” sözünde ifâdesini bulan, hayâtın bütününü kapsayan bir incelik ve zerâfetler manzûmesinin ifâdesiydi.

*** DÜNYÂDA EDEB, ÂHİRETTE EBED… ***

Rabbim tüm Ecdadımıza Ganî Ganî rahmet eylesin; bizleri de onlara hayrül’halef evlâtlar kılıp cümlemizi Efendimiz (S.A.V)’in komşuluğunda buluştursun… Âmîn wes’selâm…

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Baran der ki, Saatler Döne Döne; ‘Büyük Doğu Bayrağı’ en öne…

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.