DOLAR

33,0413$% 0.65

EURO

36,0249% 0.4

STERLİN

42,9931£% 1.08

GRAM ALTIN

2.559,20%0,41

ÇEYREK ALTIN

4.146,00%0,67

BİST100

11.064,85%0,37

BİTCOİN

1971704฿%1.4878

İkindi Vakti a 16:35
Giresun HAFİF YAĞMUR 14°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
X


Oy Vermek, Onaylamaktır

Önümüzdeki yerel seçimler milletimiz için tarihi bir fırsattır, dönemeçtir. Çünkü insanlar seçimlerde, aslında partileri değil, kendi geleceklerini seçmektedirler. Herkesin geleceğini oy verip desteklediği partinin zihniyeti ve gelirse icraatı belirleyecektir.

Oyumuz da sadece kendimizin ve yakın çevremizin değil 70 milyon milletimizin, milyarlarca ezilenin İslam âleminin ve tüm insanlığın hakkı vardır. Çünkü oy verdimiz partilerin bütün iyilik ve kötülükleri ile bunların yan etkilerine ortak olunmaktadır.

Bu seçimler, iktidardaki AKP ile ana muhalefet partisi CHP’nin meydanlarda birbirlerine atıp tutmasının kafalarda doğurduğu ‘İşte karşımızda 2 parti var’ imajından ibaret değildir. Aslında sandık başına giden bir vatandaşımız 20 parti arasından birini değil, AB veya ABD birini mi yoksa Milli Görüşü mü seçecektir, buna karar verecektir.

ABD, faiz ve sömür demektir, ‘Ümüğümüzün sıkılması’ demektir. AB bağımlılık demektir, işbirlikçilik demektir. Avrupa, işsizlik, açlık, yokluk ve zillet demektir. Yüksek hızlı trenler, hava meydanı ve uçaklar, deniz altından tüp geçit yapılması için aldığımız krediler ile her şeyin kontrolünü onlara bırakmamız demektir.

Önümüzdeki seçimleri ABD’ci bir partinin kazanması halinde milletimiz bu günkü ekonomik, sosyal ve siyasal krizlerden daha kötüsüyle karşılaşacak demektir. Seçim sonra yağmur gibi yağacak zamları, yeni vergileri şimdiden kabul etmek demektir.

Oysa mikroptan ilaç ve faizden fayda gelmez. Bunlarla bir ülkenin kalkındığı asla görülmemiştir. Venezuela ve Malezya’nın kalkınma hamlesi Batı ile göbek bağılarını kesmesi ile gerçekleşmiştir. Elbette her zaman ikili anlaşmalar yapılır. Ancak bu anlaşmalarda ‘Nimet – Külfet Dengesi’ne dikkat etmek gerekir.

YA MİLLİ GÖRÜŞ

Size, ‘Milli Görüş’ün edebiyatını yapmaktan daha çok 1973 – 1978 arası ile 1996 – 1997 arasında yarım yamalak (koalisyon halinde) iktidara gelmiş olan ‘Milli Görüşlü Hükümetler’de neler yapılmış milletimize neler kazandırılmış bunları iyice düşünmenizi tavsiye ediyorum. Hatırlamakta zorlananlar veya yaşı küçük olup ta o yakın devreleri henüz bilemeyenler yaşı müsait olanlardan öğrenebilirler.

‘Ağır sanayi hamlesi… Fabrika yapan fabrika… Her İl’e bir fabrika…’ gibi hamlelerle 200 ağır sanayi fabrikası kurulması için yoğun çalışmalar yapılmış, 1978 sonunda ‘Güneş Motel oyunuyla’ bu hükümet düşürülürken, fabrikalardan 70 tanesi bitirilmiş, 130 tanesi ise programı gereği zaman içerinde bitirileceği var sayılmıştır.

Bunların içerisinde ‘Motor fabrikası (Konya) Traktör fabrikası (Konya) Elektronik cihazlar fabrikası (Aydın) Elektromekanik (gaz ve su türbinleri) cihazlar (Diyarbakır) Hidrolik makineler (Trabzon), TUSAŞ Türk Uçak Sanayi A.Ş.’nin uçak sanayi fabrikaları, İş makineleri fabrikası (Polatlı ve Kulu) ve daha yüzlerce ağır sanayi fabrikası…’ iç ve dış borçların faizlerinden kurtarılan paralarla yapılmaya çalışılmıştır.

Şimdi bu fabrikaların yerinde yeller esmekte ve çoğu da yabancılara satılmış bulunmaktadır.

1996’da Refah-Yol Hükümeti kurulduğunda ‘Asgari Ücret Belirleme Komisyonu’ toplantı halindeydi ve bir evvelki Başbakan Mesut Yılmaz, kendi iktidarında işçiye %5-10 gibi zamlar verirken yeni hükümetin ilk zammı %50 oldu. Arkasında 6 ay sonra bir %50 zam daha verdi. Memuru böyle, emeklisi, dul ve yetimi maaşlarını böyle zamlı aldı. Köylüsü, çiftçisi, üreticisi böyle yüksek taban fiyatları aldı.

Sonra 28Şubat’ın tahribatını yaşadık ve 28 Şubat’ın ürünü olan partilerin birbiri arkasına hükümete geldiklerini görmekteyiz. Bütün kazanımlarımızı kaybettiğimiz gibi ekonomik, sosyal ve ahlaki sıkıntıların içerisine sokulduk, krizlerle boğuşur hale getirildik.

SAADET Mİ, FELAKET Mİ?

Siyasi hayatımızda belirgin çizgilerle ortaya çıkan 3 dönem göze çarpmaktadır.

Birinci dönem, 1950 – 1974 ‘Alalım dönemi, Efendim ne lazım… Dışarıdan alalım…’

İkinci dönem, Milli Görüş zihniyetinin hükümette bulunduğu dönemler,

1974 – 1979 ‘Yapalım dönemi, Efendim, kendimiz yapalım…’ dönemleri,

Üçüncü dönem, AKP’nin tek başına iktidar olduğu dönmemler;

2002 – 2018 ‘Satalım dönemi; Ne var ne yok, satalım, satalım efendim…’ dönemi.

Bu dönemde ülkemizde bu da bizim diyebileceğimiz bir şey kalmamış bütün fabrikalarımız, televizyonlar, bankalar, arazi ve arsalar yabancılara satılmıştır. Türk Telekom, cep telefonları hatları, stratejik mal ve malzeme üreten tesisler, ‘Ne olmuş yani alıp ta götürmüşler mi?’ sloganlarıyla, “Babalar gibi satarım” beyanlarıyla satılmıştır.

Bu satışlardan elde edilen paralar nerede mi? Onu ne siz sorun ne biz cevap verelim. Bunlar ‘Dış borç faizleri’ olarak (2009 yılında 57 milyar Dolar – her hafta 1 milyar Dolar’dan fazla – faiz ödeyecekler) yine yabancılara verilmiştir. Şimdi ne elimizde kurulu bir tesisimiz kalmış, ne de onların satışından elde dilen paralar… Borcumuz mu? Bu kadar ödemeye rağmen borcumuz da bunların faizleri de azalmamış, artmıştır.

GENEL SEÇİME BASAMAK

“Önümüzde ki seçimler bir genel seçim olmayıp yerel seçimlerdir. Dolayısıyla iktidarı değiştiremeyiz” sözü doğrudur. Ancak bu seçimde iktidarın partisinin aldığı oyların, iktidarın icraatlarının onaylanması, desteklenmesi olacağının iyi bilinmelidir.

İkincisi de bu seçimler bir geçiş dönemidir. Ya ABD’ci partilerinin veya Milli Görüş’ün partisi Saadet Partisi’ni iktidara taşımanın provasını yapılmış olunacaktır.

“Ben iktidarın Belediye Reisi’ni onaylamıyorum ama o gelmezse ana muhalefet partisinin Başkanı gelir, onun icraatı daha kötüdür” diyenlere;

“Hayrın kendisi varken, iki şerden birini tercih etmeye mecbur değiliz. Hepimiz ona yönelir, evlatlarımızın ve torunlarımızın geleceğini kurtarırız” dememiz gerekir.

Şunu da unutmamak lazımdır ki bu yerel seçimlerde baraj korkusu yoktur. Hangi aday ne kadar almışsa o rey onun hanesine yazılacak ama demokrasi gereği oy çokluğunu sağlayan Belediye Başkan adayı Belediye Başkanı olarak seçilmiş olacaktır.

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.