DOLAR

32,3607$% 0.17

EURO

34,4602% -0.71

STERLİN

40,3340£% -0.67

GRAM ALTIN

2.437,27%-0,95

ÇEYREK ALTIN

4.161,00%-0,98

BİST100

9.814,19%0,59

BİTCOİN

2186154฿%-4.1255

İkindi Vakti a 16:13
Giresun HAFİF YAĞMUR
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
X


Sadakat Fethin Anahtarıdır

Hatıralarım Yazı Serisi

1975 yılı Nisan ayı başındayız. O yıl ben, Milli Selamet Partisi (MSP) Gençlik Kolları Genel Başkanı olarak çalışıyorum. Bir gün Genel Merkez’de Genel Başkanımız Hocamız Prof. Dr. Necmettin Erbakan beni çağırdığını söylediler. Ben de hemen gittim. Bana;

“Nevzat, 29 Mayıs İstanbul’un fethedilişinin seneyi devriyesi. Biz bu sene İstanbul’da bir fetih kutlama merasimi olarak yapacağız. Şimdiden hazırlıklarınızı yapın” dedi.

Çok önemli bulduğum bir hususu açıklamak istiyorum. Hocamız gençlik konularında araya başka insanları koymaz, bir şey buyuracaksa direkt olarak bana bildirir, bir şey isteyecek olsa benden isterdi. Mesela Parti Genel Başkan Yardımcıları’ndan biri Yan Kuruluşlar Başkanı olduğu halde bizim onunla hiçbir temasımız olmazdı. Hocamızın bu hareketi elbette gençliği yetiştirmek ve onları Milli Gençlik haline getirmek arzusundan kaynaklanıyordu.

Sonradan (Hocamızın vefatından sonra) öğrendiğimiz de ise Genel Başkan Yardımcıları’nı pas geçerek benim gençlik konularını Hocamıza iletmem, Genel Başkan Yardımcıları’nın bana içerlemelerine sebep oluyormuş. Ama ben ne yapabilirdim ki; bu sistemi Hocamız kurmuş ve yürütmüş, ben sadece Hocamızın bu isteğine uymuştum.

SİYASET HER İŞİN BAŞIDIR 

Ben odama dönünce, kafamdan bir plan yaptım. Önce bu konuda tecrübeli (gençlik çalışmalarında daha önceleri bulunmuş) isimlerin bir listesini yaparak onları bir istişare toplantısına çağırdım. Toplantıya davet ettiğim insanların hemen hepsi katılmıştı. Kendilerine konuyu açarak; “Bu sene 29 Mayıs günü İstanbul’un fethinin seneyi devriyesini İstanbul’da yapacağız. Hocamız bizden hazırlık yapmamızı istiyor. Ne yapalım? Nasıl yapalım?” dedim.

Şimdi ismini hatırladığımız Şura Heyeti’nden rahmetlik İsmet Conkar başta olmak üzere diğer bazı üyelerimiz de; “29 Mayıs İstanbul’un fethi gününü yıllardır Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) İstanbul da yapmaktadır. Biz yeni bir başlangıç yapacağımıza MTTB’ye destek olalım” diyerek görüşlerini bildirdiler.

MTTB İstanbul Cağaloğlu’nda Genel Merkez binası olan ve yıllardır Müslüman öğrencilere eğitim ve öğretim sahasında yardımcı olan bir dernek. Ben kendilerini ilk defa 1968 yılında yüksek tahsil hazırlık kursları için İstanbul’a gidince tanıdım ve MTTB’nin eski Genel Başkanlarından birkaç tanesi ile de bizzat tanışmak ve konuşmak mümkün oldu. Hepsinin de efendi ve iyi niyetli çocuklar olduklarını gördüm. Ancak…

EMİR, DEMİRİ KESER

MSP Gençlik Kolları Genel Başkanlığının bu konudaki istişare sonucunu, bir fırsat buldum ve Hocamıza anlattım. Hocamız adeta gürledi ve; “İstanbul’un fethi kutlamalarını yıllardır belki 40 ayrı teşkilat yapmaktadır. Ancak bunların arasında sadece biz yokuz. Gidin ve hazırlıklarınızı yapın” diye kesin emir verdi.

Ben de kendi odama geçerek İl Gençlik kolları Başkanlarıma “29 Mayıs Fetih Günü kutlamaları bu yıl Milli Görüşücüler olarak İstanbul’da yapılacaktır. Hazırlanın” diyerek talimatımı verdim.

Birkaç gün sonra yine Hocamızla birlikte olduğumuz bir gün bana; “Bak, Nevzat…” dedi. “Verilen emirler, yapalım mı, yapmayalım mı diye istişare edilmez. İstişare, gelen bir emri en güzel şekilde nasıl yapabiliriz, diye yapılır” diyerek açıklama yaptı.

İyi bilmeliyiz ki bizim çalışmalarımız bir dergâh çalışması değil bir karargâh çalışmasıdır. O sebeple kendi içlerinde kullandıkları prensipler her ikisi de inançlarımızdan kaynaklandığı halde farklı farklıdır.

Biz, Milli Selamet Partisi’nin (MSP) Gençlik Kolları olarak İstanbul’un 522. Fetih Yıldönümü’nü Anadolu’nun her İl ve İlçesi’nden akın akın İstanbul’a gelen gençlerle bir büyük stadyumu doldurarak kutlamış ve “Biz, biz, biz… Fatihlerin nesliyiz” sloganlarımızla İstanbul semalarını çınlatmışızdır.

FETHİN İLK ŞARTI, FETİH RUHUDUR

Hocamız, stadyumu hınca hınç dolduran Milli Gençliğe hitap ederken, fetih gününü Milli Gençliğe hediye etmiş ve günün adını da ‘Fetih ve Gençlik Günü’ olarak ilan etmişti.

Hocamız konuşmasında; “Bir fethi yapabilmek için gençlerimizin fetih ruhuna sahip olmasının şart olduğunu” söyleyerek; “Fethin üç önemli şartı vardır. Bunlar, Sultan Fatih gibi bir kumandan, Akşemseddin, Molla Gürani, Gelenbevi, Molla Hüsrev gibi âlimler ve Ulubatlı Hasan gibi askerlerdir” demişti.

KONTROLLU SAĞCILIK VE SOLCULUK

Ülkemizde, sömürücü Kapitalist düzenin taraftarı derin devlet, 1950’den sonra gelişen İslami, solcu ve ırkçı hareketleri kontrol altında tutmak ve her kesime dernekler kurdurarak, onların Genel Kurullarında istediği kişileri Genel Başkanlığa getirerek, onlara maddi destekler sağlayarak gençlik hareketlerini kontrol altında tutmaya çalışmıştır.

Müslüman gençler için kurdurduğu dernekler de gençlerin türlü ibadetlerini yapmalarını desteklediler ama onların cihat ruhuna erişmemeleri için azami gayret gösterdiler. Mesela İstanbul’un yıllarca fethi günleri kutlandı ama bu kutlamalar sadece bir gösteriden ibaret kaldı.

Şimdi yukarıda anlatmaya çalıştığım hususun tipik bir örneğini vermeye çalışayım.

1970’li yıllarda olacak zannederim, uzun bir süre MTTB’nin üst kademelerinde yöneticilik yapmış, sora 1985 seçimlerinde Milli Görüş’e gelmiş. Milli Görüş’ün partisi Refah Partisi (RP), onu listesine alarak Milletvekili aday adayı yapmış. O da gittiği her yerde Milli Görüşü ve Refah Partisi’nin hizmetlerini anlatmış. Neticede Milletvekili olmuş. Bu arada Refah-Yol hükümeti kurulmuş. Bu hükümette Bakan olarak görev yapmıştı.

Siz bu insana Milli Görüş’ün ne manaya geldiğini bilmiyor, diyebilir misiniz?

Sadakatin İslam’da çok üstün bir meziyet olduğunu ve yine sadakatin davasına ve liderine bağlı olmak olduğunu bilmediğini söyleyebilir misiniz?

Rahmetlik Hocam ise o günlerde; “Milli Görüş’ün ne manaya geldiğini bilen birisini siz kapıdan kovsanız o pencereden geri gelir” diyerek bizlere ölçü vermeye çalışıyordu.

Ama bu insanın bir müddet sonra Milli Görüş’ten ayrıldığını ve onun karşısında ve bu hareketi bölecek insanlar arasında bir partide görürseniz ne dersiniz?

Söylenecek tek şeyin; “Bu insan çekirdekten yetişmemiş ki… Hayatında ki bu dalgalanmalar bu yüzdendir” demez misiniz?

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.