DOLAR

$%

EURO

%

STERLİN

£%

GRAM ALTIN

952,55%0,41

ÇEYREK ALTIN

1.552,00%0,32

BİST100

2.380,90%0,36

BİTCOİN

470036฿%-2.3407

Öğle Vakti a 12:28
Giresun HAFİF KAR YAĞIŞLI
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
X
Ubeydullah Göktekin

Ubeydullah Göktekin

28 Mart 2022 Pazartesi

Anladıklarımız, Anlamadıklarımıza Terk Edecek!

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Çok sevdiğim bir söz var, nerede bir kitap görsem “Bütün kitaplar tek bir kitabı anlamak içindir.” Sözü gelir aklıma. Beşikten itibaren öğrendiğimiz her bilgi bize bir ilim katar ve yaşam rotamızı oluşturur. İlkokul çağlarından itibaren başlarız hayatımıza yön vermeye ve bizi verdiğimiz yöne götürecek araçlara bineriz. Lise-üniversite derken onlarca kitap okuyan, binlerce soru çözen, günlerce hayallerimizde ki mesleğe ulaşmaya çalışan birey oluruz. Oluşturduğumuz rotamıza ulaşınca bazen “bu muydu?” der, bazen yetinmez daha büyük rotalara ulaşmak için yine bineriz bizi rotamıza ulaştıracak gemilere…

“Bütün kitaplar tek bir kitabı anlamak içindir.”

Tek bir kitap, tek olan, varlığından bir tane olan, en büyük olan, bütün büyüklerin kendisine muhtaç olduğu, bütün varların hazinesinde saklı olduğu o kutsal kitap Kur’an-ı Kerim.

Yaşam rotamızın sonunda kendisinde imtihan edileceğimizi çok iyi bildiğimiz üzerinde hiçbir çalışma yapmadığımız bize ‘Allah’ın rızasını garanti edecek’ muhteşem eser. Atanmasından, çalışmasından bile emin olmadığımız üniversite giriş sınavları TYT, AYT, KPSS, TUS için binlerce ile para, binlerce saat harcıyoruz. Eğer bir meslek sahibi isek, görevde yükselme sınavlarına tüm varlığımızı harcayabiliyoruz.

Peki ya bizi “Allah’ın rızasına yükseltecek, geçtiğinde razı olunacak KK sınavı?”

Tüm sorular yüzde yüz buradan çıkacak, ve tüm cevapları içerisinde, sıfır paragraf, sıfır yorum. Oku, anla ve yaşa.

İnsan, yazarı yaratıcısı olan, hatta insanın kullanma kılavuzu gibi yaşama kılavuzu olan bu kitabı neden okumaz? neden bu derse hiç çalışmaz, insanın okuduğu hangi kitap bu vaatlerde bulunabilir?

Kur’an, kalplerin ritmini düzenleyen, okunduğunda huzur veren, dertleri hafifleten, dünyanın kirli ve puslu gündeminden uzak kılan, tüm kitapları kapsayan, tüm muhabbetleri barındıran, okunduğunda, anlandığında şahitlik yapacak, sonsuzluk gemisinin yanmaz bileti…

Vaktimiz yok, çok yoğunuz, derslerimiz var… demeyin!

Tüm vakitleri bize tahsis eden vaktin sahibini anlamak için bizim o vakte muhtaçlığımız var. Eğer vaktin sahibini anlamayı başaramazsak anladığınız her şey bir gün bizi terk edecek. Ve anlamadığımız o tek gerçekle, O’nun huzuruna çıkacağız. Anladıklarımız bizi anlamaz hale gelecek, sevdiklerimiz bizi sevmez hale gelecek, o sabahlara kadar emek harcadığımız tüm kazanımlarımız bizi terk edecek ve yüzüne bile bakmadığımız, vaktim yok dediğimiz, okumaktan kaçtığımız o gerçek, varlığın, sevdanın Rabbi’nin ilmek ilmek işlediği hayat kitabımız karşımıza çıkacak…

Gençler, dostlar, kardeşler,

Gelin, Ramazan arefesine girdiğimiz bu günlerde hayat kitabımız, TYT, AYT, KPSS’yi (günümüz sınavları) de içinde kapsayan, “okur, anlar ve yaşarsan” seni sonsuz ev, araba, nimet sahibi yapacak bu kitabı okuyalım, ne diyor? İnsanın yaratıcısı, var edicisi, Kur’an yazarı? Bizlere hangi müjdeleri veriyor?

Bu yazı dahi, O’nu anlatan tüm yazıları gönüllerine işleyen, bu sevdanın ve sonsuzluğun sırrını anlayabilenlere selam olsun…

Devamını Oku

Rabbimin En Büyük Nimeti; İman

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Merhaba dostlar, yaşanmış gerçek bir anımı yazmak istedim. Görevimiz sebebiyle sürekli gençlerle çalışıyor, gençlerle yaşıyoruz adeta. Haliyle yüzlerce gencin derdi, tasası ile hem hal oluyoruz. Kah onlar bizi yoruyor, kah biz yoruluyoruz. Ama birlikte yoğruluyoruz şu hayatta.

Son olarak son zamanların modası olan ‘Ateizm’ bataklığına düşmüş bir genç kardeşimle tanıştım. Aslında kendisinin ateizmle yakından uzaktan alakası yok ama düşmüş işte ‘Ateizm’ bataklığına, en azından; “Ben ateistim” diyecek kadar düşmüş diyelim.

Kendisiyle bir ortamda kısa bir sohbet etme fırsatı bulduk hamd olsun. Konu açıldı. Kendisine; “Şimdi sana göre bu kainatta bir yaratıcı, düzen koyucu yok” mu dedim? O kardeşimde; “Karışık o işler” minvalinde bir sürü açıklama yaptı. Olmadığına o kadar inandırmıştı ki kendisini, tüm tezleri yokluk üzerineydi.

Kendisine sordum, “Şimdi kardeşim, şu içinde bulunduğumuz bu bina, buraya tesadüfen gelmiş olabilir mi? Tuğlalar kendi arasında tesadüfen üst üste gelmiş burayı mı oluşturmuştur. Ya da şu lambalar şuraya kendiliğinden mi gelmiştir? Hayır gelmemiştir, önce bir insan hayal etmiş ‘Şuraya şöyle şu büyüklükte, şu şekilde bir bina güzel yapılır’ demiş. Mühendisini bulmuş, ustasını bulmuş ortaya böyle bir eser çıkarmış. Peki ya bu kadar basit bir eserin bile bir sahibi, planlayıcısı varken, uçsuz bucaksız bu evrenin nasıl bir sahibi, planlayıcısı olmaz? Mesela güneş demiş midir ki ‘Ben bu sabah doğmayacağım’, ‘Şu şehrin üzerinden yavaş geçeyim,’ yağmur; ‘Ben bu sene yağmayacağım’ demiş midir? Elbet diyemez… Demez.. Çünkü yaratıcı tüm kainatı ilmek ilmek kodlamış, soluk bir yaprağın ağacın dalından ayrılışı bile bir hikmete bağlıdır.” şeklinde uzunca muhabbet ettik.

Pür dikkat dinliyor, söylemlerimi çürütmenin planlamasını yapıyordu.

Ezanı sordum kendisine! “Ezan, sesi sende neyi anımsatıyor?” deyince. Bir şey ifade etmediğini söyledi. Sıkılmasından da endişe etmiyor değildim. Bir an önce sohbeti bitirmeliydim. Ezanın anlamını kendisine ifade ettikten sonra; “Allah en büyüktür, Ben şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur, Hz. Muhammed (SAV) O’nun elçisidir. Haydin namaza, Haydin felaha, Allah en büyüktür ve Allah’tan başka ilah yoktur…”

Son olarak etkilendiğini, iliklerine kadar sarsıldığını hissetmiştim. Gerisi dua ve nasip işiydi.

İkindi vakti geçmek üzereydi, dedim ki O’na; “Şimdi kardeşim buradan çıkıp eve giderken ilk okunan ezanı iyi dinle, bu anlamları kafanda bir hayal et. Ve kaldır kafanı bak gökyüzüne, Allah’ın rahmet nazarını orada göreceksin, hissedeceksin” demiştim…

….

Günler sonra; “Selamun Aleyküm” diyerek geldi. Yüzünde bir tebessüm vardı. Farklı bir mutluluk ve ferahlık vardı, bir gariplik olduğunu hissettim. Konuşmak istediğini fark ettim ama konuya nasıl gireceğini bilemiyordu. Bir şekilde sordum; “Ne yaptın kardeşim o konuyu?” deyince;

“O iş tamam abi” dedi.

O kadar çok sevinmiştim ki anlatamam. “Hayırlı olsun kardeşim, nasıl tamam oldu?” diye sorunca o kardeşim;

“Abi, seninle konuştuktan sonra çok düşündüm. Eve giderken yol boyu söylediklerini, konuştuklarımızı düşündüm. O kadar çok düşündüm ki kafam yanacak gibi oldu. Ve; ‘Kaldır kafanı, gökyüzüne bak’ sözün aklıma geldi, kaldırım kafamı gökyüzüne bakınca bulutlarda o işareti gördüm ‘El’ ile onaylamak anlamında başparmağın tamam işaretini gördüm (👍)… O an karar verdim. Ve ferahladım…” dedi.

Bizlere nimet veren, iman ile rızıklandıran Alemlerin Rabbine hamd olsun.

Devamını Oku

Kalbimizin Ritmi

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Mutsuz, telaşlı, kaba kaşığa sığmayan, huzursuz, bu çağın insanı…

Sürekli bir telaşla, gidiyor gündüz gece, ulaşması gereken hedefler koyuyor, ancak sonunda bir türlü huzur bulamıyor. Artık mutlu etmiyor bizi, elde ettiğimiz kazanımlarımız. Mutlu olsak da çarçabuk vazgeçiyor, yeni arayışlar peşini takılıyoruz. Sürekli bir aykırılık, sürekli bir isyan modunda hareket ediyoruz. Hatta başarıyı kendimizden, başarısızlığı ise yaratandan bilecek boyuta bile gelebiliyoruz bazen.

Dizel bir araç düşünün, mühendisi en güzel şekilde dizayn etmiş, hangi kullanım yönteminde hangi yakıt davranışını sergileyeceğini iyice tasarlamış ve kullanıcıya bildirmiş. Kullanıcı da aracını mühendisin dediği gibi en güzel şekilde kullanıyor, temiz tutuyor, bakımını yapıyor. Tabi bu durumda araç sorunsuz, sürücü mutlu.

Peki ya insan?

Basit bir aracı yapan mühendis olur da? İnsanı yapan, insana hangi yakıtı yaktığını tanıtan, hangi yakıtla gidilirse performans alacağını söyleyen bir yaratıcı olmaz mı?

İşte insan, en önemli yakıtı “Allah’ı anmak.”

İnsanın yakıt pompası kalbidir. Ve kalbin yegane yakıtı ‘Allah’ı anmaktır’. Atış ritmini belirleyen, düzene sokan yegane kelimedir, Allah. Hem de dizel gibi dışardan ithal edilen, paralı olan bir şey değil. Son derece herkesin ulaşabileceği yegane kavram “Allah.”

Değerli dostlar, bu çağın insanının mutsuz olması, telaşlı olmasının en önemli sebebi kalp yakıtında başka yakıtlar yakması, kalbin ritmini bozmasıdır. Kalbinde para, mal, mülk, zenginlik velhasıl dünyevileşme adına ne kadar çok yakıt varsa kalbin ritmini bozanlar onlardır.

Bir söz vardır ‘diline dikkat et, dil andığını sever, sevdiğini anar’ Bu sebeple dilin bağlı olduğu kalbe dikkat etmeliyiz. Neyi andığımızı neyi sevdiğimizi, neyi yaktığımızı iyi bilmeliyiz.

Gelin kalbimizin ritmini düzene sokacak doğru yakıtı kullanalım. Gelin “Allah” diyelim. Allah azze ve celle. Allah en büyüktür, Allah en yücedir. Kalpler Allah’ın elindedir…

Allah diyelim ki kalbimiz hizaya gelsin, kalbimiz hizaya gelsin ki dilimiz, zihnimiz hizaya gelsin, zihnimiz hizaya gelsin ki düşüncelerimiz hizaya gelsin, düşüncelerimiz hizaya gelsin ki davranışlarımız hizaya gelsin. Allah’ın anmak, O’nu anlamayı gerektirir. O’nu anlamak, O’nu yaşamayı gerektirir. Gelin önce analım, anlayalım, yaşayalım…

Ne diyor kalplerimizin Rabbi

“Biliniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” Rad Suresi 28. Ayet

Ayetteki ancak ifadesini iyi anlayan ve ‘Ancak Allah’ı anan” kardeşlere selam olsun. Kalbimizin ritmini bozan sevgilerden uzak kalmak duası ile.

Devamını Oku

Hoyratça Harcadığımız Saatler…

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Saatler, tek kelimeyle harcadığımız çok kıymetli zaman zinciri,

Hayatta kıymet bilmediğimiz birçok kavram gibi saati de harcıyoruz bir çırpıda. Sadece sıralı sayılar sistemi olduğunu düşünüyoruz. Kimi zaman uyanma zamanı, kimi zaman buluşma zamanı, kimi zaman işimizi ayarlıyoruz.

Aslında kaçırıyoruz zamanı, yelkovanının bir önceki sayıdan bir sonraki sayıya geçerken harcadığı süre aslında tam da hayatımızdan harcadığımız sürenin ta kendisi, “şu kadar dakika sonra” buluşalım dediğin arkadaşınla buluşmadan, o kadar dakikanın hayatımızdan gittiğini bilmiyoruz aslında.

En büyük şahitlerimiz, zaman. İçinde olmadıkları bir an dahi yok. Mesela bugün 09.29’da ne yaptığımızın en detaylı şahididir zaman. Ve meşguliyetimizin bittiği yere kadar tüm zamanlar şahit olur tüm anlarımıza… 09.30-09.31-09.32

Saatler, ömrümüz en kıymetli dilimleri, aldığımız her nefesin birimleri aslında. Harcadığımız her zaman, harcadığımız ömürdür. Kıymet bilelim vaktin, saatin, an’ın ve zamanın. Harcadığımız her vakti, aldığımız her nefesin nerede, kiminle, ne kadar süreyle ve neden harcadığımızı bilelim. Bize bedelsiz (öyle olduğunu düşünüyoruz) hediye edilen ömrün dilimlerini, vaktin sahibine ayırmayı ihmal etmeyelim. Tüm vakitleri bizler için ayarlayan, vakti dinlenelim diye gece eden, ardından rızkımızı toplayalım, kulluk edelim diye gündüz eden tüm zamanların sahibine tam zamanlı kul olalım.

Kul olalım ki, saatler utansın geçmeye, vakit yetişemesin esir olduğuna. Zamanın önünde koşan olalım ki, zaman düşsün peşimize. Zamanı harcayan değil, zamana değer katan, akıp gidenin aslında zaman değil nefesimiz olduğunu unutmayan bir vaktin şahidi olalım.

Zamanı kendisine değil, kendini zamana şahit kılan, vaktin içinde sırlar barındıran hakikat yolcularına selam olsun.

Devamını Oku

Hayat, Bırakıp Gitmesiyle Meşhurdur

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bırakıp gitmeleri ile meşhur olan insanın hakikat yolculuğuna dair…

Hayat, bırakıp gittiğin kadardır bazen. Neyi bıraktığımız, nelerden vazgeçtiğimiz belirler hayatımızın akışını. Her bırakmak iz bırakır hayatımızda, izler belirler rotalarımızı. Elbet tüm seçimlerimiz, bir gün bırakıp gideceğimiz hakikat olacaktır.

Hayat bir yolculuk, her anı bir durak. Her ilerleme bir durak bırakır geride ve gün gelir tüm duraklar en geride kalır. Bazen duraklarda sevdiklerimizi bırakır, bazen başka duraklarda yeni sevenler alırız hayatımıza. Bir süre seyahat eder ve yine bırakırız. İnsan bu, bırakmasıyla meşhurdur işte.

Hayat, bugünü değerlendirdiğimiz ve her geçen bırakmaya bir adım yaklaştığımız süreç, içerisinde kah güldüğümüz, kah hüzünlendiğimiz koca bir yalan. Sahi bir gün bırakıp gideceğimiz bu hayat, bir gün yalan olmayacak mı?

Her bir bırakma, başka duraklara kavuşmanın habercisidir işte.

Peki ya tüm bırakmaların bittiği o koskoca hakikat,

Asla yalan olmayacak, hatta tüm bırakmaların sonu olan koca hakikat?

Rıza-i İlahi…

Allah’ın rızasını kazanacağımız o kutlu yer, tüm bırakmaları geride bırakacağımız edebi alem, edebi mekan, edebi kavuşma…

Hakikate giden bu yolculukta gelin, geçtiğimiz durakların kıymetini bilelim, duraklarda hakikate götürecek izler bırakalım, hayat heybemizi dolduralım, bugün durağını bırakıp giderken yarın durağına hazırlık yapalım…

Bırakıp gittiğimiz tüm duraklarda kutlu izler bırakıp, gelecek duraklarda yeni izler bırakmamız duasıyla…

Tüm bırakmalar bittiğinde, hakikate kavuşma duasıyla…

Herkesin bir şeyleri bıraktığı şu hayatta tüm bırakmaların en hakikate kavuştuğu günlerde buluşması dileğiyle…

Allah için bırakanlara, Allah için kavuşanlara, hakikate sevdalılara selam olsun…

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.