Gelsin Çaylar, Y-Atışsın Baylar… İstikamet Hicaz; Yeniden Raylar!

Dünyâda çatışma, bizde atışma! Gerçekleşmiyor bir türlü yatışma!

Her tarafta;

Kalkışma üstüne kalkışma!

Çatışma üstüne çatışma!

Dolayısıyla; ne mümkün bunca gürültü-patırtı, toz-duman ve de yangın içerisinde yatışma! Değil mi?

*YARI GERÇEK, YARI LATÎFE;*

Sanmayın işi alıyoruz hafîfe.

Ancak; bu aziz millet birgün

Açacak eskisinden, yeni sahîfe...

Hem de BU İŞİ ÇAY ÇÖZECEK!



Yâni, Çayın içildiği ayık ve uyanık

ve de doğal, şarkî masalar çözecek.

Yâni ki, Anadolu çözecek! Süslü, soslu, olimposlu, tütsülü
garbî masalar değil.

*MESELE DERİN; ŞİMDİ BOŞ VERİN!*

Aslında sonu derinlere doğru giden, çok güzel bir giriş oldu
ama, biz bugün lâfı uzatmadan, niyet kurduğumuz üzere kısadan kesip diyoruz ki;

*ÇAYA DEVÂM, ÇAYCILARA SELÂM*

İşte, plânladığımız gibi, nazım diliyle meram:

Önce, sazı ele almak sûretiyle mızrabı tele vurarak nazma
ayak verip sözü başlatanla başlıyoruz;

Eyitti ŞÂDÎ; işte buyrun:

*DOSTLARLA MUHABBET ŞİFAYMIŞ MEĞER*

Acele etmeyin demlensin çaylar

Muhabbetle şenlenir haftalar aylar

Gelsin nev bahar yeşersin koylar

Dostlarla muhabbet şifaymış meğer



Aldı KAMBERÎ; Hüseyin GÜRLEYİK:

Bize göre değil cin, kola, pepsi

Doldur çaycı çayı, dem olsun hepsi

Çay değil muhabbet dağıtır tepsi

Muhabbetin demi şu çaymış meğer.

Şenel ÖZATA:

Hep canlar burada Nûrani nerde

Sohbet şifa derler onulmaz derde

Dostlar çok meşgul gelirim der de

Dostlukta mizan vefaymış meğer

Hüseyin GÜRLEYİK:

Boylarız reissiz uçurum, kaşı

Olmalı herkesin sadık bir başı

Emin değil ise yolda yoldaşı

Yol da, yolculuk da cefaymış meğer.

Şenel ÖZATA:

Reis olur da Hamdi’den olmaz

Reisle gidenler yollarda kalmaz

Reis dediğimiz hep verir almaz

Reisle muhabbet sefaymış meger

Nuri KAHRAMAN:

Anlaşılan oki; çay değil, deryâ

Hele eşliğinde muhabbet varya!

Buhara’dan kopup gelen Sakarya

Ummana akan su, bu çaymış meğer!

Şenel ÖZATA:

Şeker mi desem bal mı desem

Dost ile içilen çaya ne desem

Tadı tuzu olmuyor ben ne yesem

Bu işin hikmeti dosttaymış meğer

Nuri KAHRAMAN:

Çay ki; hele bir de dostun elinden

Ne dökülse, baldır akan dilinden

Aşk nağmesi sızar sazın telinden

Semâver muhteşem hocaymış meğer...

Kul MURTAZA:

Çayın tadı mı olur, dostsuz, muhabbetsiz

Nerede görülmüş rahmet, zahmetsiz

Tehlikeli insandır; zalim merhametsiz

Çayın faydası, zararından bolcaymış meğer

Şenel ÖZATA:

Kadim dostlar kahve bahane derdi

Yarenle muhabbet şahane derdi

Aşıkların yeri meyhane derdi

Aşıklar aşk ile ne hoşmuş meğer

Hüseyin GÜRLEYİK:

Hadi doldur çaycı, daha bekleme

Koyu süt derim ben bardakta deme

Sakına bu nasıl benzetme deme

Bardak evlat, demlik anaymış meğer.

Nuri KAHRAMAN:

Çay, yok dere derken süt te karıştı

Kaşıklar değil mızraplar yarıştı

Aşkın potasında hepsi barıştı

Çay her muhabbete mayaymış meğer...

Hüseyin GÜRLEYİK:

Koyu doldur, sohbet olsun şekeri

Şöyle dursun şimdi kârı gideri

Öderiz biz her ne ise ederi

Dünya için hesap boşaymış meğer.

Şenel ÖZATA:

Çayı ince ince süzmesini bil

Sözü tarta tarta dizmesini bil

Umman umman deme yüzmesini bil

Dostları incitmek fenaymış meğer

Hüseyin GÜRLEYİK:

“Çok söz kur-an için” diyordu anam

Gevezelik edip dilden mi yanam

Bolca tefekkürle az sohbet tamam

Boşa lakırtı far faraymış meğer.

Şenel ÖZATA:

Dostlar meclisinde susmak da güzel

Sazını duvara asmak da güzel

Nûrânî can gibi coşmak da güzel

Boş işler konuşmak boşaymış meğer

*HÂRİÇTEN GAZEL; O DA ÇOK GÜZEL!*

Bineğe gerek var, zıplasın taylar

Toynağı sağlamsa lüzumsuz yaylar

Ne kadar düşerse hakkına paylar

Bir çoban sakızı değermiş meğer



Ortamı bulmuşken demle sen çayı

Dostlukta arama ne az, çok sayı

Herkese eşit tut bardakta payı

Yakını gözeten ciğermiş meğer



Şenel Bey Hocamız, katkı hoşuna gitmiş olmalı ki, şiirden sonra nesren de devâm ediyor, hattâ üstüne bir dörtlük daha ekleyerek memnûniyetini perçinliyor:

“Alinaci Durmuş hocam. 
Çok teşekkür ederim.”

Cahilin balından hem gülüşünden

Kibirlinin kibrinden hem gelişinden

Vakit bulup meşgalesinden, işinden

Dostun bir selâmı yetermiş meğer...

*HİTÂMUHÛ MİSK; İLGİSİZLİK RİSK!*

Bu yanda muhabbet, içilir çaylar

Gönlümüz Gazze’de yaklaştı aylar

İstikâmet Hicâz döşenir raylar

Kudüs’ün hasreti betermiş meğer...

***

Muhammet Ümmeti toparlanacak

Vahdet vücut bulup çıparlanacak

Siyonlar kâmilen koparlanacak

Tüm başağrıları geçermiş meğer...

***

Ümmet de, dünyâ da muhtaç bu sona

Geçit vermemeli siyon, masona

Yâ Rabbi ülkemi çıkar balkona

Tüm mazlumlar bunu beklermiş meğer...

***

Kurtar dünyâmızı şu habis ruhtan

Cümle siyon-it’ten, çirkef gürûhtan

Kalksın üstümüzden gayri bu bühtan

Kudüs ne esrarlı, ne yermiş meğer...

***

Nûrânî der; göster özgürlüğünü

Dünyâ tatsın, gerçek bir hürlüğünü

Hem duysun İslâm’ın ses gürlüğünü

Desin; İslâm, lâzım-ı beşermiş meğer...