“35 Yaş Üstü Gebeliklerde Risk Artıyor”
21 Mart Dünya Down Sendromu Günü vesilesiyle açıklamalarda bulunan Giresun Kadın Doğum Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırması Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Handan Ayhan Akoğlu, Down sendromlu bireylerde erken tanı, erken eğitim ve düzenli takibin gelişim üzerindeki önemine dikkat çekti.
Down sendromunun bir hastalık değil, genetik bir farklılık olduğunu belirten Akoğlu; “21. kromozomun kısmen ya da tamamen üçüncü bir kopyasının bulunması (Trizomi 21) Down sendromuna neden olur. Bu durum bireyin fiziksel ve gelişimsel özelliklerini etkiler. Tanı, doğum öncesi tarama yöntemleri ve doğum sonrası kromozom analizi ile konulabilmektedir” dedi.
Kesin nedenin bilinmediğini ancak anne yaşının artmasıyla riskin yükseldiğini ifade eden Akoğlu, özellikle 35 yaş üstü gebeliklerde risk artışına dikkat çekti. Bununla birlikte Down sendromunun her yaşta anneden doğan bebeklerde görülebileceğini ve dünya genelinde yaklaşık her 800 doğumdan birinde ortaya çıktığını vurguladı.
Down sendromunun bireylerin gelişiminde farklılıklara yol açtığını belirten Akoğlu, bu bireylerde bilişsel gelişimin genellikle hafif ve orta düzeyde etkilendiğini, yaş ilerledikçe öğrenme güçlükleri ve fiziksel gelişimde yavaşlığın daha belirgin hale gelebildiğini ifade etti.
Down sendromlu bireylerde doğuştan kalp hastalıkları, işitme ve görme problemleri, beslenme sorunları, konuşma gecikmesi, mide-bağırsak problemleri ve ağız-diş sağlığı sorunları gibi bazı sağlık sorunlarının daha sık görülebildiğini belirten Akoğlu, düzenli doktor kontrolleri ve sağlıklı beslenmenin gelişimi desteklediğini vurguladı.
Down sendromlu çocukların gelişimlerinin en iyi şekilde desteklenebilmesi için erken tanı, düzenli takip ve bireyselleştirilmiş eğitim programlarının büyük önem taşıdığını ifade eden Akoğlu, sağlık ve eğitim alanındaki uzmanların iş birliğiyle yürütülen destekleyici yaklaşımların çocukların toplumsal yaşama daha aktif katılımını sağladığını belirtti.
Eğitimin doğumla birlikte başlaması gerektiğini vurgulayan Akoğlu; “Aile, bebeğin ilk ve en önemli öğretmenidir. Erken dönemde fizyoterapi ve özel eğitime başlanması gelişimi olumlu etkiler. Dil gelişimi için 10. aydan itibaren planlama yapılmalı, 1 yaş sonrasında düzenli terapiye devam edilmelidir. Eğitimin etkili olabilmesi için çalışmalar evde her gün tekrar edilmelidir. Oyun, iletişim ve sevgi en güçlü desteklerdir” ifadelerini kullandı.