45,0379$% 0.19
52,8518€% 0.28
61,0230£% 0.43
6.814,23%0,53
11.081,00%0,31
14.409,07%0,51
3513319฿%0.87677
02:00
Giresun’un Şebinkarahisar İlçesi’ne bağlı Taşlıca Köyü, son yıllarda alışılmışın dışında bir başarı hikayesine ev sahipliği yapıyor. Yıllarca marangozluk literatüründe ‘değer kaybı’ veya ‘kusur’ olarak görülen ağaçtaki biyolojik değişimler, zanaatkar Mehmet Gedik’in ellerinde paha biçilemez sanat eserlerine dönüşüyor.
Taşlıca’daki mütevazı atölyesinde doğanın ‘hatalarını’ estetiğe dönüştüren Gedik, geleneksel el sanatlarını modern bir vizyonla birleştirerek adını dünyaya duyurmayı başardı.
KARAAĞAÇ MANTARI: DOĞANIN GÖRÜNMEZ RESSAMI
Mehmet Gedik’in imzasını taşıyan eserlerin en büyük sırrı, halk arasında ‘bardaklanma’ olarak bilinen, bilimsel adı ise ‘spalting’ olan doğal süreçte saklı. Bu durum, ağaçtaki nem oranının %30 ve üzerine çıktığı koşullarda, belirli mantar türlerinin ağaç liflerine yerleşmesiyle meydana geliyor. Ağacın içindeki enzimlerin havanın oksijeniyle girdiği oksidasyon tepkimesi, odun üzerinde rastgele ama büyüleyici siyah hatlar, mermerimsi damarlar ve dramatik renk geçişleri oluşturuyor.
Eskiden bu durum ağacın çürümeye başladığının bir işareti sayılır ve yakacak odun olarak ayrılırdı. Ancak Gedik, bu süreci ‘doğanın parmak izi’ olarak tanımlıyor. Karaağaç mantarının oluşturduğu bu benzersiz desenleri, ağacın yapısal bütünlüğünü bozmadan en estetik noktada dondurarak, her biri dünyada tek olan koleksiyonluk objeler üretiyor.
FORMU AĞAÇ BELİRLİYOR: TASARIMDA DOĞAYA SADAKAT
Gedik’in sanatını benzersiz kılan en temel kural; ağaca zorla şekil vermek yerine, ağacın kendi formuna saygı duymak. Usta, ağacın yapısal bütünlüğünü bozmadan, elindeki ham maddenin ebadına ve doğal şekline göre ürün tasarımı yapıyor. Yani tasarım masada değil, ağacın başında şekilleniyor. Ağacın budağı, eğimi veya damar yapısı hangi ürüne izin veriyorsa; bu kütük kimi zaman vazoya, kimi zaman ise dekoratif bir tabağa dönüşüyor. Bu yaklaşım, her ürünün sadece desen olarak değil, form olarak da ‘eşsiz’ olmasını sağlıyor.
PİNACEAE FAMİLYASININ GÜCÜ: SARIÇAM VE MUTFAK KÜLTÜRÜ
Gedik’in ustalığı sadece dekoratif objelerle sınırlı değil. Bölgenin bitki örtüsünün en güçlü aktörlerinden olan Sarıçam, ustanın mutfak gereçlerindeki ana ham maddesini oluşturuyor. Bitki biliminde Pinaceae (Çamgiller) familyasına ait olan ve Pinus cinsinden iğne yapraklı bir tür olan Sarıçam, tüm yıl yeşil kalması ve en sert iklim şartlarına dayanıklılığı ile biliniyor. Taşlıca’daki atölyede bu dirençli ağaçtan üretilen yoğurt mayalama kapları, hamur tekneleri, tabak ve tencereler, hem sağlıklı hem de uzun ömürlü yapılarıyla dikkat çekiyor.
SİPARİŞLERE YETİŞİLEMİYOR: SATIŞLAR SADECE CANLI YAYINDA
Mehmet Gedik’in ürettiği ürünlere olan talep, zanaatkarın üretim kapasitesini çoktan aşmış durumda. Hammadde teminindeki hassasiyet ve her bir parçanın ağacın formuna göre özel olarak işlenmesi süreci uzattığı için Gedik, artık ön sipariş kabul edemediğini belirtiyor.
Yoğun talebi yönetmek için yenilikçi bir yöntem geliştiren usta, üretimini tamamladığı ürünleri sosyal medya hesapları üzerinden açtığı canlı yayınlarda teşhir ediyor. Türkiye’nin dört bir yanından binlerce kişinin takip ettiği bu yayınlarda, her bir eser saniyeler içinde alıcısını buluyor. Taşlıca Köyü’nden yükselen bu ses, yerel zanaatın doğru vizyonla birleştiğinde nasıl küresel bir marka değerine dönüşebileceğinin en canlı kanıtı niteliğinde.
Haber: Yavuz Kayacık
Şebinkarahisar Çağlayan Şelalesi, Doğaseverlerin İlgi Odağı Oldu