Kerasus Haber – Giresun Kerasus Haber
DOLAR

48,6698$%0,05

EURO

56,0678%0,44

STERLİN

65,3046£%0,36

GRAM ALTIN

6.836,49%2,50

ÇEYREK ALTIN

11.149,00%1,98

BİST100

%

BİTCOİN

3734360฿%1.16527

Sabah Vakti a 02:00
Giresun HAFİF YAĞMUR 11°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
X
Kerasus Haber

Kerasus Haber

16 Eylül 2026 Çarşamba

    Yeni Parti Sahada Sorunları Dinliyor

    Yeni Parti Sahada Sorunları Dinliyor
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Yeni Parti PM Üyesi, Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Karadeniz’de farklı tarım ürünlerinde yaşanan sorunların ortak noktasının yüksek maliyetler ve üreticinin emeğinin karşılığını alamaması olduğunu belirterek; “Karadeniz’de ürün değişiyor ama üreticinin kaderi değişmiyor” dedi.

    Karadeniz illerinde saha çalışmalarını sürdüren Yeni Parti heyetleri, üreticilerle bir araya gelerek tarım sektöründe yaşanan sorunları yerinde dinliyor. Çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, bölgenin farklı illerinde farklı ürünlerin öne çıktığını ancak üreticilerin benzer ekonomik sorunlarla karşı karşıya kaldığını ifade etti.

    “MALİYET ARTIYOR, ÜRETİCİNİN YÜKÜ AĞIRLAŞIYOR”

    Giresun’da fındık, Samsun’da çeltik, Rize’de ise çay üreticisinin artan maliyetler karşısında zorlandığını belirten Işık Gezmiş, akaryakıt fiyatlarındaki artışın da tarım sektörünü doğrudan etkilediğine dikkat çekti.

    Motorine gelen 6,62 TL zammın yalnızca çiftçinin değil, nakliyecinin ve esnafın da maliyetlerini artıracağını belirten Gezmiş, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için acil önlemler alınması gerektiğini söyledi.

    Işık Gezmiş şöyle konuştu:

    “Karadeniz’de ürün değişiyor ama üreticinin kaderi değişmiyor; Giresun’da fındıkçı, Samsun’da çeltikçi, Rize’de çay üreticisi maliyetin altında eziliyor.

    Motorine gelen 6,62 TL zam da doğal olarak üreticinin, nakliyecinin ve esnafın maliyetine eklenecek. Bu noktada bir an önce tarımsal üretim için indirimli mazot ve enerji şoklarına karşı geçici vergi koruması açıklanmalıdır.”

    “ÜRETİCİYİ YALNIZ BIRAKMAYACAĞIZ”

    Karadeniz’de gerçekleştirdikleri saha çalışmalarının yalnızca sorunları tespit etmekle sınırlı olmadığını vurgulayan Işık Gezmiş, üreticilerin taleplerini ortak bir tarım politikası içerisinde ele aldıklarını belirtti.

    Yeni Parti’nin üreticilerin sorunlarını sahada dinleyen ve çözüm önerileri geliştiren bir anlayışla hareket ettiğini ifade eden Işık Gezmiş; “Milletimizin kurduğu Yeni Parti’miz, üreticilerimizi sadece dinleyen değil, ortak bir Karadeniz Tarım Programı hazırlayan da partidir” dedi.

    Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Karadeniz illerinde sürdürülen çalışmaların önümüzdeki süreçte de devam edeceğini belirterek, üreticilerin emeğinin karşılığını alması için gerekli çalışmaların sürdürüleceğini kaydetti.

    “YENİ PARTİ, TOPLUMUN HER KESİMİNİN PARTİSİDİR”

    Açıklamasının sonunda Yeni Parti’nin farklı toplumsal kesimlerin sorunlarını birlikte ele aldığını belirten Elvan Işık Gezmiş, şöyle devam etti:

    “Karadeniz illerinde yaptığımız saha çalışmaları sonrasında üreticilerimizin hakkını alması, yüzünün gülmesi için gerekli tüm çalışmaları yapmayı sürdüreceğiz.

    Yeni Parti; işçinin, emeklinin, memurun, esnafın, çiftçinin, kadınların, gençlerin partisidir. Ayrımsız herkese, her kesime hizmet etmeyi önceleyerek yolumuza devam edeceğiz.”

    Işık Gezmiş, Karadeniz’in üretim gücünün korunmasının yalnızca bölge ekonomisi açısından değil, Türkiye’nin tarımsal geleceği ve gıda güvenliği açısından da önem taşıdığını ifade etti.

    Devamını Oku

    Su Kaynakları Üzerindeki Baskı Artıyor

    Su Kaynakları Üzerindeki Baskı Artıyor
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Uzmanlar, Türkiye’nin su kaynakları, iklim değişikliği ve artan su tüketimi nedeniyle giderek daha fazla baskı altında kaldığını söylüyor.

    Su krizinin yalnızca şehirlerde yaşanan su kesintilerinden ibaret olmadığını kaydeden Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller; “Barajların doluluk oranlarının düşmesinin yanında yeraltı su seviyelerinin azalması, tarımsal üretimin zorlaşması, sulak alanların kaybedilmesi ve suyun kalitesinin bozulması söz konusu olabilir. Dolayısıyla geleceğin su krizi yalnızca bir ‘su miktarı’ problemi değil; aynı zamanda gıda, ekonomi, ekosistem ve bunlarla birlikte ortaya çıkacak halk sağlığı problemi olacaktır.” dedi.

    Su tasarrufunun yalnızca bireysel kullanım alışkanlıklarına indirgenmemesi gerektiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Adiller, özellikle tarımsal sulama ve şebeke kayıplarında büyük ölçekli dönüşüm gerektiğini vurguladı.

    Üsküdar Üniversitesi SHMYO Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller; iklim değişikliği, bilinçsiz su kullanımı ve su kaynakları üzerindeki artan baskının özellikle Türkiye’de su krizine etkisi hakkında açıklamalarda bulundu.

    SU KRİZİ; GIDA, EKONOMİ, EKOSİSTEM VE HALK SAĞLIĞINI DA TEHDİT EDİYOR

    Su krizi denildiğinde genellikle aklımıza şehirlerde gerçekleşen su kesintileri geldiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller; “Ancak durum o kadar basit değil. Su kaynaklarının miktar ve kalite açısından azalması; içme ve kullanma suyuna erişimden tarımsal üretime, gıda fiyatlarından sanayiye ve enerji üretimine kadar hayatın hemen her alanını etkileyebilir.” dedi.

    Ülkemizin de su stresi yaşayan ülkeler arasında yer aldığını hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Adiller; “Nüfus artışı ve iklim değişikliğinin etkileri düşünüldüğünde mevcut kaynaklar üzerindeki baskının gelecekte daha da artması bekleniyor. Asıl risk, belirli dönemlerde yaşanan kuraklığın kalıcı bir su güvensizliğine dönüşmesidir. Barajların doluluk oranlarının düşmesinin yanında yeraltı su seviyelerinin azalması, tarımsal üretimin zorlaşması, sulak alanların kaybedilmesi ve suyun kalitesinin bozulması söz konusu olabilir. Dolayısıyla geleceğin su krizi yalnızca bir ‘su miktarı’ problemi değil; aynı zamanda gıda, ekonomi, ekosistem ve bunlarla birlikte ortaya çıkacak halk sağlığı problemi olacaktır.” şeklinde konuştu.

    İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ, TÜRKİYE’NİN SU KAYNAKLARINI DAHA HASSAS HALE GETİRİYOR

    Türkiye’nin, iklim değişikliğinin etkilerine karşı oldukça hassas olan Akdeniz Havzası içerisinde bulunduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Adiller; “İklim değişikliğiyle birlikte sıcaklıkların yükselmesi, buharlaşmanın artması, yağış rejiminin değişmesi ve kurak dönemlerin daha uzun ve şiddetli hale gelmesi su kaynaklarımız üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Bilimsel değerlendirmeler içinde bulunduğumuz coğrafyada kuraklığın şiddeti ve su kıtlığı riskinin artacağını, yıllık yağışlarla oluşan akarsuların ve yeraltı suyunun beslenmesinin azalacağını gösteriyor.” dedi.

    Toplam yağış miktarı kadar yağışın ne zaman ve nasıl gerçekleştiğinin de önemli bir nokta olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Adiller, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Uzun süre yağış almayan bir bölgeye kısa sürede çok şiddetli yağmur yağması, su kaynaklarının sağlıklı şekilde beslenmesi anlamına gelmez. Böyle yağışlar daha fazla yüzeysel akışa, erozyona ve taşkına dönüşebilir. Buna karşılık düzenli yağışın azalması, toprağın ve yeraltı suyu rezervlerinin beslenmesini güçleştirir.

    Bu nedenle iklim değişikliğinin Türkiye açısından ortaya çıkardığı tabloyu ‘daha az yağış’ ifadesiyle sınırlamamak gerekir. Daha doğru ifade; daha sıcak bir iklim, artan buharlaşma, daha düzensiz yağışlar, daha sık ve şiddetli kuraklıklar ve buna bağlı olarak daha hassas hale gelen su kaynaklarıdır. Türkiye’nin 2026-2035 Ulusal Su Planı’nda da değişen iklim koşullarına uyum ve su kaynaklarının verimli kullanılması temel öncelikler arasında yer alıyor.”

    TÜRKİYE’NİN SU SORUNU YALNIZCA BİREYSEL TASARRUFLA ÇÖZÜLEMEZ

    Günlük hayatta su tasarrufu yaparken en sık yapılan hatalara değinen Dr. Öğr. Üyesi Adiller; “En yaygın hata, su tasarrufunu yalnızca ‘musluğu biraz daha az açmak’ olarak görmek. Elbette diş fırçalarken musluğu açık bırakmak, gereğinden uzun duş almak, az miktarda ve sık sık çamaşır veya bulaşık için makine çalıştırmak, araç ve balkonları hortumla yıkamak ciddi bir gereksiz tüketim oluşturuyor. Ancak fark edilmeyen küçük kaçaklar da uzun süre devam ettiğinde önemli miktarda su kaybına yol açabiliyor.” dedi.

    Bahçe sulamasının sıcak saatlerde yapılmasının da sık karşılaşılan yanlışlardan biri olduğuna işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Adiller; “Buharlaşmanın yüksek olduğu saatlerde yapılan sulamada verilen suyun önemli bir bölümü bitkiye ulaşmadan kaybedilebilir. Sabah erken veya akşam saatlerinde yapılan, bitkinin ihtiyacına göre kontrollü sulama çok daha verimlidir. Bir diğer önemli hata ise her kullanım için içilebilir kalitede şebeke suyu kullanılması gerektiğini düşünmek. Uygun sistemlerin bulunduğu yapılarda yağmur suyu veya arıtılmış gri su; peyzaj sulama ve rezervuar gibi içme suyu kalitesi gerektirmeyen alanlarda değerlendirilebilir. Türkiye’nin Su Verimliliği Stratejisi de yağmur suyu hasadı, gri su ve kullanılmış suların yeniden kullanımını yaygınlaştırmayı hedeflemektedir.” açıklamasını yaptı.

    Türkiye’nin su sorununun yalnızca vatandaşın duş süresini kısaltmasına indirgemenin doğru olmadığının altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Adiller, DSİ verilerine göre ülkemizde kullanılan suyun büyük bir bölümünün sulamada kullanıldığını, bu nedenle bireysel tasarruf kültürünün mutlaka geliştirilirken tarımsal sulama, şebeke kayıpları ve sanayide su verimliliği gibi alanlarda da büyük ölçekli dönüşüm sağlanması gerektiğini vurguladı.

    YERALTI SUYU BİR ‘YEDEK DEPO’ OLARAK DEĞİL, SINIRLI STRATEJİK BİR DOĞAL KAYNAK OLARAK GÖRÜLMELİ

    Yeraltı sularının çoğu zaman görünmediği için tükenmeyecek bir kaynak gibi algılanabildiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Adiller; “Oysa yeraltı suları da yağışlar sonucunda topraktan sızan sularla doğal olarak yeniden beslendiğinden daha fazla su çekildiğinde yeraltı su seviyesi sürekli olarak düşer. Bunun ilk sonucu kuyuların su seviyesinin daha derine inmesi, bazı kuyuların kullanılamaz hale gelmesi ve suyun çıkarılması için daha fazla enerji harcanmasıdır.” dedi.

    Fakat detaylı değerlendirmelerde çevresel sonuçların çok daha ciddi olabildiğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Adiller; “Bazı jeolojik koşullarda zeminde oturma ve çökmeler meydana gelebilir. Kıyı bölgelerinde ise aşırı yeraltı suyu çekimi deniz suyunun tatlı su kaynaklarına doğru ilerlemesine, yani tuzlu su girişimine neden olabilir. Bu senaryo bazı durumlarda geri döndürülmesi son derece güç bir su kalitesi ve ekosistem problemine sebep olabilir. Dolayısıyla yeraltı suyunu bir ‘yedek depo’ olarak değil, miktarı sınırlı stratejik bir doğal kaynak olarak görmek gerekiyor. Çekimin ölçülmesi, kuyuların denetlenmesi ve her havzada çekilen miktarın doğal beslenme kapasitesiyle uyumlu tutulması büyük önem taşıyor.” diye konuştu.

    BUGÜN VERECEĞİMİZ KARARLAR, 20-30 YIL SONRA YAŞAYACAĞIMIZ SU KRİZİNİN BOYUTUNU BELİRLEYECEK

    Su krizini önleyebilmek için tek bir önlemin yeterli olmadığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller; “Suyu havza ölçeğinde ve bütüncül olarak yönetmek gerekir. Öncelikle suyun ne kadar bulunduğunu, nerede kullanıldığını ve kalitesinin nasıl değiştiğini sürekli izleyen güçlü bir veri ve izleme sistemi oluşturulmalı. Ölçemediğimiz bir kaynağı doğru yönetmemiz mümkün olmaz.” dedi.

    Dr. Öğr. Üyesi Adiller, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Tarımda su ihtiyacına uygun ürün seçilmesi, açık sulama sistemlerinin modernize edilmesi, basınçlı ve kontrollü sulama yöntemlerinin yaygınlaştırılması ve çiftçinin gerçek bitki su ihtiyacına göre sulama yapması kritik öneme sahiptir. Kentsel alanlarda ise şebeke kayıp ve kaçaklarının daha da azaltılması gerekir.

    Bunun yanında arıtılmış atık suların yeniden kullanılması, yağmur suyu hasadı ve gri su arıtım ve yeniden kullanım uygulamalarının yaygınlaştırılması gerekiyor. Yeraltı sularında ruhsatsız ve kontrolsüz çekimlerin önlenmesi; sulak alanların, su havzalarının ve yeraltı suyu beslenme alanlarının yapılaşma ve kirlilik baskısından korunması da en az suyun tasarruf edilmesi kadar önemlidir.

    Bugün vereceğimiz kararlar, 20-30 yıl sonra yaşayacağımız su krizinin boyutunu belirleyecek. Bu nedenle suyu korumak yalnızca bireysel bir tasarruf meselesi değil, gıda güvenliği, ekonomik kalkınma, ekosistemlerin devamlılığı ve gelecek nesillerin yaşam hakkı açısından stratejik bir zorunluluktur.”

    Devamını Oku

    Örnek Öğrenciye Anlamlı Teşekkür

    Örnek Öğrenciye Anlamlı Teşekkür
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Öğrencinin sergilediği bu örnek davranış takdir topladı.

    Valilik Makamında gerçekleşen kabulde Vali Mustafa Koç, gösterdiği hassasiyetten ötürü genç öğrenciyle yakından ilgilenerek kendisini tebrik etti. Ziyaret sırasında öğrenciye Türk Bayrağı ve çeşitli hediyeler takdim edildi.

    Milli ve manevi değerlere sahip çıkan nesillerin önemine vurgu yapan Vali Koç, şu ifadeleri kullandı:

    “Gençlerimizin ve çocuklarımızın millî ve manevi değerlerimize gösterdiği yüksek hassasiyet, geleceğimiz açısından en büyük teminatlarımızdan biridir. Bu anlamlı davranışından dolayı öğrencimizi, yetişmesinde emeği bulunan kıymetli ailesini ve öğretmenlerini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum.”

    Şanlı bayrağın gölgesinde değerlerine bağlı olarak yetişen gençlerin gurur kaynağı olduğu belirtilirken, duyarlı öğrencinin bu davranışı sosyal çevresinde de büyük takdir kazandı.

    Devamını Oku

    Giresun’da Genç Hafızlar Birincilik İçin Yarıştı

    Giresun’da Genç Hafızlar Birincilik İçin Yarıştı
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Diyanet İşleri Başkanlığı koordinesinde Kur’an kurslarına katılımı teşvik etmek amacıyla gerçekleştirilen organizasyonda, il merkezi ve ilçelerden gelen öğrenciler dört farklı kategoride dereceye girebilmek için kıyasıya mücadele etti.

    İL MÜFTÜSÜ KILIÇBAY GENÇLERİ YALNIZ BIRAKMADI

    Yarışma alanını ziyaret ederek öğrencilerin heyecanına ortak olan Giresun İl Müftüsü Selçuk Kılıçbay, genç hafızlarla yakından ilgilendi. Katılımcıları tebrik eden Kılıçbay, “Zihnini ve kalbini Yüce Kitabımızın nuruyla süsleyen, Kur’an’ı hayatına nakşetmek için gayret gösteren evlatlarımızı kutluyorum. Ailelerimize ve hocalarımıza teşekkür ediyor, bölge yarışmasında ilimizi temsil edecek gençlerimize başarılar diliyorum,” ifadelerini kullandı.

    GİRESUN BİRİNCİLERİ BELİRLENDİ

    İl Müftü Yardımcısı Hüseyin Köksal başkanlığındaki, Uzman Vaiz Huriye Topşir ve Eğitim Hizmetleri Şube Müdürü Mehmet Aktaş’tan oluşan seçici kurulun değerlendirmeleri sonucunda dereceye giren isimler açıklandı:

    • Hafızlık (Kızlar): Ayşe Sercan (Şebinkarahisar)
    • Hafızlık (Erkekler): Yavuz Selim Mercan (Bulancak)
    • Yüzünden Güzel Okuma (Kızlar): Müberra Öztürk (Bulancak)
    • Yüzünden Güzel Okuma (Erkekler): Osman Nuri Bekteş (Bulancak)

    Kategorilerinde birincilik elde eden öğrenciler, düzenlenecek bölge finallerinde Giresun’u temsil etmeye hak kazandı.

    Etkinlik, başarılı öğrencilere ödüllerinin takdim edilmesi ve çekilen hatıra fotoğrafıyla sona erdi.

    Devamını Oku

    Yılın Ahisi Mustafa Özdemir Oldu

    Yılın Ahisi Mustafa Özdemir Oldu
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    39. Ahilik Haftası kutlamaları kapsamında Giresun Esnaf ve Sanatkârları Odaları Birliği (GESOB) ve Ticaret İl Müdürlüğü heyeti, Giresun Valisi Mustafa Koç’u makamında ziyaret etti.

    Kabulde Ticaret İl Müdürü Meltem Saniye Erciyas, GESOB Başkanı Ali Kara ve esnaf temsilcileri yer aldı.

    Ziyarette, Ahilik geleneklerinin yaşatılması ve esnafın kent ekonomisindeki rolü üzerine görüş alışverişinde bulunuldu.

    55 YILLIK USTA “YILIN AHİSİ” SEÇİLDİ

    Ziyaretin öne çıkan anlarından biri, Yağlıdere ilçesinde 55 yıldır soğuk demircilik ve torna ustalığı icra eden ve 2026 Yılı Giresun Ahisi unvanına layık görülen Mustafa Özdemir’in tebrik edilmesi oldu.

    Vali Mustafa Koç, yarım asrı aşkın süredir mesleğini alın teriyle sürdüren Özdemir’i tebrik ederek plaketini takdim etti ve tüm esnafın Ahilik Haftası’nı kutladı.

    “AHİLİK KÜLTÜRÜ GELECEK NESİLLERE AKTARILMALI”

    Ahilik teşkilatının toplumsal ve ekonomik hayattaki taşıyıcı rolüne vurgu yapan Vali Koç, şu değerlendirmelerde bulundu:

    “Ahilik; dürüstlük, cömertlik, meslek ahlakı ve dayanışmanın en güzel örneğidir. Yüzyıllardır süregelen bu köklü kültürün temel değerlerini yaşatmak, esnaf ve sanatkârlarımızın bu ilkeler doğrultusunda yetişmesini sağlamak ve bu mirası gelecek nesillere aktarmak hepimizin ortak sorumluluğudur.”

    Kutlama programı, hafta boyunca düzenlenecek çeşitli etkinliklerle devam edecek.

    Devamını Oku

    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.