Geçti Niğde Pazarı; Verdi Elini Bor! - Giresun Kerasus Haber
DOLAR

49,3347$%0,14

EURO

55,3331€%0,13

STERLİN

65,4011£%0,24

GRAM ALTIN

6.678,04%0,50

ÇEYREK ALTIN

10.901,00%1,32

BİST100

%

BİTCOİN

4137090฿%1.36785

Sabah Vakti a 02:00
Giresun KAPALI 13°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Geçti Niğde Pazarı; Verdi Elini Bor!

Hani neşhur bir deyim var ya; GEÇTİ BOR’UN PAZARI, SÜR EŞEĞİNİ NİĞDE’YE! diye. Ama bizde bunun tam tersi tecellî etti.

Nitekim; yola çıkarken hedef ve düşüncemizde BOR vardı. Altunhisar’dan o niyetle bindik ama araç sonuçta Niğde’ye gidiyordu. Zâten arada 15 km var. Biz de devâm edip ilde indik.

Müftülük yakınmış. Önce oraya gittik. Müftü Bey’in daha önce Piraziz’de görev yaptığını duymuştuk. O da makâmındaymış ama çıkmak üzere. Çünkü Câmiler Haftası dolayısıyla konferans ve de Ankara’dan gelecek misâfirleri var. Görür görmez birbirimizi hatırladık. Yavuz YILDIZ Bey buraya yeni gelmiş. Kars’tan gelmiş. Hayırlı olsun dedik. Birkaç cümle hasbihâli müteâkip, programdan sonra, ya da başka gün tekrar beklerim deyip ayrıldı.

Biz de girişteki kitap satış bölümüne baktık. Kitap aldık. Onlar da dergilerden ilâveler yaptılar. Bir ümit, takvim sorduk belki kıyıda-köşede kalmıştır diye. Meselâ bizim Ordu’da hâlâ var kitap satış yerinde. Takvime çok alışığız. Tıpkı duvar saatine olduğu gibi.

Her neyse; ayrıldık. İmam-Hatip Lisesi’ne gitmek istedik. Yeri değişmiş. Net bilen yok. Bildiklerini söyledikleri yer de uzak olunca en iyisi Bor’a bâri geçelim dedik. Daha doğrusu, biraz da Bor’a kadar giden dolmuş tevâfuk etti. Yarın bir daha orası için tekrar gelmek durumunda kalmaktansa bugün gidelim dedik. Nasılsa zaman vardı.

Bor’a varınca şehrin pırıl pırıl, silme asfalt güzel kenar mahalle ara yollarında epey dolaşıp merkeze yaklaştığımızı anlayınca, önceden müftülükte indir diye söylemişken o arada gelen ezan sesi bize, şoföre bir târihî câmiin yanında bırakmasını söyletti.

Geçti Niğde Pazarı; Verdi Elini Bor

İner inmez, bir de ne göreyim; Sokullu Mehmet Paşa Câmii yazmıyor mu? Hemen abdest alıp müezzin mikrofonu ağzına götürürken nefes nefese yetiştim. “Müsâde eder misin?” dedim; hemen ikram etti. Dinlene dinlene okuduk kameti. Selamdan sonrası normâllleşti.

Namazdan sonra hoca Amme’nin 2. sayfasını okudu. Bu hoca bana çok tanıdık geldi. Tanıştık. Meğer bizim ekrandan tanıdığımız meşhur Niğdeli Muhammed Mustafa Korkmaz Hoca değil miymiş!

Sonra Paşa Çay Bahçesi’nde çay içtik. Oradan kütüphaneye geçerek Altunhisar’a dâir bilgiler araştırdım. İlgili sayfaları fotoğrafladım. Buraya gelmeme sebep olan, 85-89 yılları boyu Akkuş’ta berâber görev yaptığımız Nuh Nâci ÇOLAKOĞLU Hocayı sordum. Tanımıyorlardı.

Ordan çıkınca HİLMİBEY LOKANTASI diye bir yer var. Burasının yerli, oturmuş, kadim bir hâli var. Nitekim; kasada oturan beyefendi tanıdığını ve fakat geçen yıl hastalıktan vefât ettiğini söyledi. Allâh C.C. rahmet eylesin. Artık bir Yâsin okuyacağız inşâllâh.

Sonrasında iki türbe ziyâreti yaptık. İkisi de beni hayrete düşürdü. Daha doğrusu, burada oluşları benim için çok sürpriz oldu. Bor, bu isimleri bağrında taşımakla ne kadar övünse az. Pazar gün de Çukurkuyu’da ASRIN yiğitlerinden şehit Ömer Halisdemir’i ziyâret etmiştik. Görülüyor ki Bor, madden büyük olduğu kadar mânen ve irfânen de oldukça ayrıcalıklı bir yer.

Tıpkı Lüleburgaz gibi. Nitekim dolmuştan inip câmiye koşunca Sokullu ismini görüp; Hey gidi Lüleburgaz demekten kendimizi alamadığımız gibi. Çünkü aynı paşanın adını taşıyan bir câmi de orda var ve de bu eser Lüleburgaz’ı Edirne’den sonra 2. konuma oturtuyor. Maddî anlamda da zâten konum olarak Trakya’nın tam ortasında ve de en büyük yerleşimlerinden olması yönüyle de en kayda değer yerlerden. Dolayısıyla Bor bana bu yönleriyle Lüleburgaz’ı hatırlattı.

Bor’un güzel bir meydanı var. Çevresi diyebileceğimiz yakınlarında, başta târihî hamam olmak üzere çeşitli bina ve daha önce sözünü ettiğimiz, o da yine Balkanları, bilwesîle Lüleburgaz’ı hatırlatan Sarı Saltık ve ayrıca mutasavvıf şâir Ahmed Kuddûsî’ye âit türbeler var. Buraları ziyâret edip onlara olan minnet ve sevgimizin ızhârı meyânında Fâtihalar okuyup duâlar ettik. Allâh’ım; bizleri ve sevdiklerimizi böyle sâlih, dolayısıyla sevdiğin kullara katarak hep berâber Efendimiz S.A.V.’in komşuluğunda buluştur dedik. Âmîn. Allâh C.C. kabûl etsin.

Bir de çok târihî başka bir câmi daha varmış, hem de ahşap ama onun için ve de dahası meyânında ayrıca gelmek gerekecek inşâllâh. Şimdi vakit oldukça daraldı.

Binâenaleyh, Akşam namazı da 1850 târihi not düşülmüş şirin, hoş, karakteristik, özgün bir eser olan Hacı Veli Câmii’ne tevâfuk etti.

Çıkışta da Niğde’den gelen ve güzergâhı burası olup durağı bulunan Altunhisar dolmuşu geldi. Çok sevindik. Zîrâ sonuçta yabancıyız. Belki de gelecek olan son vâsıta ve bunu kaçırma ihtimâli de mevzûvahis. Bir yandan da fotoğraf çekiyoruz ya, dikkât dağınıklığı arasında görememek te muhtemel. Bir de karanlık çöktü ne de olsa. Işık ta gözü aldığı için, bu olabilir dediğim minibüse şöyle yaklaşıp iyice bakınca alnındaki ALTUNHİSAR yazısını görür görmez gözümüz parladı ve de hemen el kaldırdık. O ara telefona da birşey olmuştu; nereyi çevirsem ağ bağlantısı yok diyor. Tam endişe basacaktı ki minibüs peydâ oldu da ferâhladık çok şükür.

Netîce olarak; dolu dolu geçen bir özge cevelânın sonunda seyahat heybemizde biriken kırıntı bereketiyle berâber sağsâlim döndük çok şükür. Darası ve de dahası gelecek günlerin başına inşâllâh diyor, Gazze ve Doğu Türkistan’ın başı çektikleri bölgeler olmak üzere tüm coğrafyalarımızdaki mazlumların ve sömürgenler kıskacında mağdûriyet yaşayan dünyâ insanlarının kurtuluşunu tez zamanda göstermesi ve de bunda bizleri de hisseyâp kılması niyâzıyla Rabbimize yalvarıyor, tekrar tekrar görüşmek dileğiyle Altunhisar’dan cümleye sevgiler-saygılar sunuyoruz wes’selâm…

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Arkası Sıra Sıra Dağ, Önü Ovalarca Bağ; Çok Çeşmeli Bir Otağ: Altunhisar…