48,6698$%0,05
56,0678€%0,44
65,3046£%0,36
6.836,49%2,50
11.149,00%1,98
%
3734360฿%1.16527
İlkokul yıllarımı hatırladım köydeki
Şu dünyâ haritasını görünce
Nasıl da koşardık kar-kış demeden
Bir elimizde odun, bir elimizde çanta
Uçar gibi giderdik, kayar gibi
Karatahtanın önünde bulurduk kendimizi
XXX
Bir harita olurdu sınıfta mutlakâ
Hattâ iki tâneydi ayrı ayrı köşelerde
Bir tarafta ülkemiz, bir tarafta dünyâ
Küreyi de unutmayalım bu arada
Zîrâ ki bir derslikte bir-kaç sınıf
Duvarlarda târih çağları, aylar
Duvarlar yedi renk; dört mevsim…
XXX
Türkiyemiz harita olarak ta çok güzeldi
Ne kadar uyumluydu bir baştan bir başa
Ne kadar dengeli, ne kadar hoş
Üç tarafı deniz, dört yanı sevgi
Yedi bölge; hepsi birbirinden güzel…
XXX
Karadeniz, Akdeniz, Marmara
Egeden açılırız dünyâlara
Bir adım aşağısı Afrika, Kızıldeniz
Bir yanı Asya, diğeri Avrupa…
XXX
Biz hep kendi oyunlarımızı oynardık
Kendi çizgilerimizi çizerdik yollara
Haritada bile işimiz; isim bulmaca
Hakkari, Sinop, Kırklareli, Adana
Hadi göster yerini bakalım haritada
Böyle böyle öğrendik bir bir illerimizi
Böyle öğrendik nehirlerimizi, göllerimizi
XXX
Bize neydi uzak uzak diyârlardan
Yaban ellerden, yabancı ülkelerden
Neyimize yetmiyordu Edirne’den Kars’a
Herkesin hanedânı, krallığı yerindeyken
Saray’ı yağmalamıştık, âileyi dağıtmıştık biz
Ocak gitmiş, baş bozulmuş, yetim kalmıştı evlâtlar
Sürmüştük bizi zirve yapan asil sülâleyi
Gerekmezdi artık öyle büyükçe arsa!
XXX
Gayrı; bir barakalık yer olsun yeterdi
Zîrâ; eski devlet çok büyük, çok beterdi
Devâsâ, 3 kıta; çok yorucu, çok terdi
Batı görmüş yeni nesil; jöntürk yâni
Bu ağır yükü nasıl çekerdi!…
XXX
En iyisi kırpmaktı Hoca’nın kuşu misâli
Kim neyse-ne’ydi; nereyse-nere’ydi
Çağları aşanlar çağa boyun eğdi
‘Yurtta sulh, cihanda sulh’tu artık sonuçta
Gönül coğrafyası eski meseleydi…
XXX
Eski dediğimiz, eskimezmiş meğer
Oralardaymış kaybedip aradığımız değer
Tekrar geçmeliyiz haritanın önüne
Tekrar dönmeliyiz o günlerin gününe…
XXX
Gözümüzü çevirmeli kesilip fırlatılanlara
Düpedüz; bilâ-bedel satılanlara
Mehir ya da başlık hiç konu edilmeden
Nâmahremlerin önüne atılanlara…
XXX
Ülkem güzel, yeri güzel, misyonu güzel
Dünyânın merkezi, coğrafyanın kâlbi
Sömürgenler acımasız, zulmü kutsamış
İnsanlık külliyen merhamete susamış…
XXX
Yeniden haritanın önüne geçme vakti
Târih atlasını hasretle açma vakti
Değil artık sevgili, can kardeşler
Vazîfeden kaçma vakti…
XXX
Aynen eski çocukluğumuzdaki gibi
Olmalıyız haritaların aşkla tâlibi
Ve Allâh için, Resûlullâh için, ümmet için
Gazzeli şehitlerin, Keşmirli gâzîlerin hatırı
Doğu Türkistanlıların hürriyeti,
İnsanlığın hidâyeti, beşeriyetin felâhı
Tüm mağdurların necâtı için…
XXX
Şu, âdetâ kapana kısılmışlık
Bir köşeye tıkılmışlıktan kurtulmak
Hem kendimiz, hem dünyâ adına
O eski sevdâlara tutulmak
Ve de Asr-ı Saâdet’ten sonra
Ecdâdımızın bir örneğini sergilediği
Mutlu günlerin benzerleri için…
XXX
Geçmeliyiz haritaların önüne tekrar
Olmalıyız yeniden kıtâların hâkimi
Olmalıyız yeniden ey aziz dostlar
O eski coğrafyaların sâhibi…
XXX
Ve kurmalıyız canlar; üstüne üstlük
İblis ruhlu siyon-itlerin ateşe verdiği
Paralı çetelerinin cehenneme çevirdiği
Acımasız, cânî canavarlara inat
Yakın-uzak; tüm arza nefes, kol-kanat
‘Yeniden Büyük Türkiye’yi wes’selâm…
Fındıklar Dalda; Maniler Dilde…
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.