43,2853$% 0.22
50,2499€% -0.01
57,9162£% -0.01
6.397,03%0,05
10.530,00%-0,05
12.456,69%0,00
4141749฿%-0.38553
02:00
Serînin bu haftaki konuğu, çalışmalarını özellikle Filistin bölgesi araştırmaları bağlamında yahûdî ve Filistin edebiyatları târihi, bunların şâir ve yazarları çerçevesinde yoğunlaştıran ve de bu sahada otorite kabûl edilen Araştırmacı-Yazar Peren Birsaygılı MUT oldu.
Ordu AKM’de icrâ edilen programda sunuş konuşmasını Ordu MEM Müdür Yardımcısı ve projenin sorumlusu Olgun KÜÇÜK yaptı.
Daha sonra kürsüye gelen misâfir konuşmacı Peren Birsaygılı MUT, Osmanlı’nın târih sahnesinden çekilmesiyle berâber dünyânın en sinsi ve büyük sömürgeci devleti İngiltere’nin çok yönlü yayılmacı plân, entrika ve saldırılarıyla karşı karşıya kalan Filistinlilerin direnişlerinde, ülkemizde Mehmet Âkif ve Necip Fâzıl’da olduğu gibi burada da edebiyatçılar, bilhassâ şâirler ön plânda olmuş, işgâli reddedenler için edebiyât önemli bir motivasyon kaynağı teşkil etmiştir.
MUT, bu mantalite ekseninde yaptığı konuşmasında ülkemizden de örneklerle berâber öncü edebiyâtçılardan ilk beşinin hayât hikâyelerine kısaca değindikten sonra eserlerinden örnekler verdi.
Öncelikle, Filistin trajedisinin ekseriyetle 1948 yılından itibaren ele alınmasının doğru bir yaklaşım olmadığını ifade eden Peren Birsaygılı MUT, Filistin’in bugünkü durumunun 1917 Balfour Deklarasyonu ile başladığını belirtti ve trajedinin en büyük tanıklığını edebiyatın yaptığını ileri sürdü.
Filistin edebiyatını Nekbe öncesi ve Nekbe sonrası olarak ayrı değerlendirmek gerektiğini vurgulayan Mut, yaşananların 100 yıllık trajedi olduğunu ifade etti ve şöyle devam etti:
“Yaşanmış bütün olayların izini Filistin edebiyatı üzerinden sürebiliyoruz. 100 sene öncesinden kaleme alınmış şiirler, romanlar, öyküler, tiyatrolar söz konusu. Bunların hepsi Filistinli yazarlar tarafından yazılan eserlerdir. Bu nedenle Nekbe öncesinde Filistin’de büyük bir direniş geleneğinin mevcut olduğunu görüyoruz.”
Sözlerini, yazarlar üzerinden örnekler sunarak sürdüren MUT, Filistin’in ilk direniş şairlerinden ve mezkûr edebiyat geleneğini başlatan ilk isimlerden İbrahim Tukan’dan bahsetti. MUT: “O, Nabluslu varlıklı bir ailenin oğlu olup diğer bir kol olarak da Türk bir aileden gelir. Filistin’de siyonistler baskılarını artırıp Mescid-i Aksa’nın batı yüzündeki duvarı ele geçirmeye çalıştıklarında birçok Müslüman’ı burada, duvarın önünde şehit ediyorlar. 1929 senesinde Müslüman ve Hristiyanlar birlikte yürüyüşe geçerek duvarı savunuyorlar. Hatta Burak Duvarı savunma komitesi de kuruluyor. Burada yaşanan olaylar esnasında üç Filistinli genç idam ediliyor. İşte İbrahim Tukan da bu üç genç için yazdığı ‘Kızıl Salı’ adlı şiiriyle Filistin direniş edebiyatının ilk örneklerinden birini veriyor.
Nekbe öncesi direniş edebiyatına dair yüzlerden bir diğeri olan Abdurrahim Mahmud’a da değinen MUT, Mescid-i Aksa’nın yaşadığı tehlikeye dikkat çeken ilk şiir olan ‘AKSA’YA VEDÂ’ adlı eseri Abdurrahim Mahmud’un kaleme aldığını belirtti.
Görüldüğü ve ülkemizde olduğu gibi burada da, Osmanlı sonrası zorlu süreçlerin yükünü daha çok o toplumun âlimleri, şâir, edebiyâtçı ve mütefekkirleri omuzlar. Filistin için, bunlardan birisi de dağılış sürecinde yetişen Muhammed İzzet Derveze’dir. Ömrünü tüm bölgenin bağımsızlığı için sarf eden Derveze, Arapça konuşulan tüm coğrafyaların problemleriyle ilgilenir, dertleriyle hemhâl olur. Ancak Balfour Deklarasyonu’nun ardından bütün dikkatini Filistin’e verir. Kendi kendini yetiştiren bu dirayetli mütefekkir, maddî sıkıntılar yüzünden düzenli eğitim alamasa da, direnişi besleyen onlarca eserle Filistin dâvâsına büyük katkılar sunar.
Bir diğer önemli yüz olarak Nuh İbrahim’e de değinen Mut, şairin İngiliz sömürge valisini hicveden ilk şiirleri kaleme alan bir isim olduğunu ifade etti. Bahse konu olan şiirlerin Filistin tarihinde marşlara dönüştürüldüğünü ve çok önemli işlevlere sahip olduğunu ifade eden MUT, mezkûr şiirlerin Filistin’in köylerinde ve kasabalarında da pek çok insan tarafından okunduğunu belirtti ve şunları söyledi:
“Bugün Filistin’de savaşan insanlar beşinci veya altıncı nesil. Bu insanların oradaki en büyük motivasyon kaynaklarını da hâlen bu eski direniş şiirleri oluşturuyor. Nuh İbrahim’in yıllar evvel yazdığı şiir bugün hâlen Gazze’de, Batı Şeria’da söyleniyor. Edebiyat onlar için en büyük motivasyon olmuştur. Filistin direniş tarihinde erken dönem edebiyatın rolü çok büyük olmuştur.”
Sözlerini Nekbe sonrasına getirerek sürdüren MUT, Mahmud Derviş’e değindi. Çocuk yaşta başladığı ve bu nedenle çok erken yaşta yaptırımlarla karşılaşan Mahmud Derviş’in direniş edebiyatını sürdürerek Filistin davasını dünyaya duyuran şiirler kaleme aldığını ifade eden MU, Mahmud Derviş’in karakter özelliklerinin ve sürgüne rağmen çalışkanlığının imrenilesi olduğunu belirtti.
Gassan Kenefânî’den de söz eden MUT, şairin 36 yaşındaki katline kadar geçen sürede birçok öykü kaleme aldığını belirtti. MUT, Nekbe sonrası yazarların, yazdıklarını dünyaya duyurma noktasında çok daha geniş imkânlara sahip olduğunu ifade etti.
MUT sözü, Nekbe öncesi şairlerden İbrahim Tukan’ın kız kardeşi olan Fâtıma Tukan’a getirdi. Burada bir zorluğa işâret ederek, bir kadının şiir yazmasının yadırganıp yargılandığı bir dönemde Fâtıma Tukan’ın bunları aşarak Filistin direniş edebiyatının ilk kadın şairlerinden olduğunu ve Filistin dâvâsının öncü şâirleri arasında yerini alanlardan biri olmayı başardığını ileri sürdü.
Filistin edebiyatının izlerini sürmenin hepimiz ve insanlık için erdem ve önemini hatırlatarak sözlerini tamamlayan MUT, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Filistin davasının en büyük gücü aslında edebiyat. Siyonist edebiyatın ve Siyonist sözcüklerin kâlplerde oluşturduğu algı ve olumsuz etkiyi kırabilmek, yankılarını silebilmek çok zor. Ancak, bunları yaparken bunların bir bedeli olduğunu da unutmamak gerektir. Nitekim; birçok Filistinli edebiyatçı suikaste kurban gitti bu yüzden. Buna rağmen kalemini Kılıç gibi kullanan; Filistin’de yaşanan dramı korkusuzca sözle, romanla, şiirle, çizgiyle bize duyurmaya devam edenler var. İşte bugün bizler de onlardan söz ettik size. Bunu yaparken gâyemiz onların mesajını ve haklı dâvâlarını bütün dünyaya anlatıp yaymada onlara yardımcı olmaktır. Bunu başarabilirsek Filistin davasına hizmet etmiş, üzerimize düşeni kısmen de olsa yapmış oluruz. Dolayısıyla yaptığımız işi önemsememiz ve de debiyatı hafife almamamız gerekiyor.”
Program daha sonra soru-cevap şeklinde devam etti. Mut burada da, sorulan bir soru üzerine, siyonizmi bu noktaya getirenin çalışma disiplinleri olduğunu, bizim de bu noktada onlardan alacağımız dersler olduğunu belirtti. Yine bir soru üzerine; ülkemizin Filistin için en çok gayret gösteren millet olduğunu, Filistin şiirlerinin müfredâta girme çabaları kasar devletimizin Filistin dâvâsı öncülüğünü resmi manifesto ve diplomasi ile berâber tescil etmesinin iyi olacağı, buna hakkı olduğunu belirtti.
Önümüzdeki ay Sn. Cumhurbaşkanımızın elinden ödül alma vesîlesiyle bu husûsu ve Filistin’e dâir diğer görüş, tavsiye ve tekliflerimizi kendisine arzetmeye çalışacağını belirtti.
En son Ordu MEM Müdür yardımcısı Olgun KÜÇÜK ve Altınordu İlçe Millî Eğitim Müdürü Ahmet ERKUVUM tarafından misâfir konuşmacı Peren Birsaygılı MUT’a günün anısına bir hediye takdim edilerek program sona ermiş oldu. İlk defa Ordu ilimize geldiğini belirten misâfirimize yetkililerce hamsi ve çay ikramı yapıldı.
Boztepe Kirap-Kahve’deki hasbihâlin ardından da misâfirimiz havalimanından İstanbul’a uğurlandı.
“Mevlana; Bir Devrimciydi, Zihinsel Dönüşüm Yaptı!”