DOLAR

31,0708$% 0.17

EURO

33,6790% -0.05

STERLİN

39,4560£% 0.03

GRAM ALTIN

2.032,04%0,76

ÇEYREK ALTIN

3.453,00%0,46

BİST100

9.374,20%0,29

BİTCOİN

1588951฿%-0.26972

İmsak Vakti a 05:37
Giresun AÇIK -4°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
X


Gençlik ve Fetih Günü İlhamları

Daha evvel iki yazımda Fetih ve Gençlik Günü çalışmalarına temas ettiğimden, bu yazımda bu resimden alacağımız ilhamların ne olduğuna bakmak istiyorum. Bu resimde ne görüyoruz?

Resimde 29 Mayıs 1995 yılında İstanbul stadyumlarında yapılan bir Fetih ve Gençlik Günü’nde ön planda Milli Selamet Partisi (MSP) Genel Başkanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan, yanında Milli Gençlik Vakfı (MGV) Genel Başkanı Nevzat Laleli, Hocamızın arkasında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı görüyoruz.

1977 yılında yapılan genel seçimlerde 48 Milletvekili ve 3 Senatör çıkaran MSP, siyasi gücünü gençlik kesimine de yansıtmak ve ‘Fetih ruhuna sahip bir gençliği yetiştirmek için’ çalışmalarını yoğunlaştırdı. 1994 mahalli seçimlerde de MSP, Belediye Başkanlıklarını da alınınca ortam, Milli Gençliğin yetiştirilmesinde daha müsait hale geldi.

29 Mayıs Fetih ve Gençlik günümüz 1978 yılında başladı ve 42 yıldır muntazaman devam etmiştir. Hatta bize stadyumlar verilmedi zamanlarda Milli Gazete’nin o büyük bahçesinde fetih gününü kutladık ama asla vaz geçmedik.

FETİH NASIL YAPILIR?

Bilindiği gibi Fetih açmak demektir. İnsanların Hakk’a kapalı gönülleri Hakk’a açmak. Yanı sıra fethedilen yerlerdeki toplumda uygulanan sömürücü ve zalim düzeni ortadan kaldırarak yerine hak ve adaleti öne çıkartan Adil Bir Düzen getirerek, kim olursa olsun insanların onlarında mutlu olmalarını sağlamaktır.

Eğer insanlar İslam’ı da din olarak kabul eder, her şeyi yoktan var eden, onları koruyup gözeten Allah’ı ilah, onun Peygamberi Hazreti Muhammed’i de Peygamber kabul ederlerse ahiretlerini de kurtararak orada da mutlu olmayı garanti edeceklerdir.

FETİH VE İŞGAL

Fetih, Batılıların işgallerinden çok farklıdır. Batılılar bir yeri işgal edince orada oturanların ne canı, ne malı, ne de ırzı artık güvende değildir. Hâlbuki fethedilen bir yerdeki halkın malı, canı, ırzı, aklı ve nesli güven altına alınmıştır. İşte işgal ve Fetih görünüşte birer askeri operasyon olarak görünseler de biri minarenin ucu diğeri kuyunun dibi mesabesindedir.

Fetih yapmak inancımızın muhkem bir emridir. Kur’an-ı Kerim; “Yeryüzünde fitneden eser kalmayıncaya ve din (hüküm – temel insan hakları konuluncaya) sadece Allah’ın oluncaya kadar cihad edin (oraları fethedin) Enfal 39” buyrulmaktadır.

Fetih, fetih ruhuna sahip insanlarla ve özelikle de gençlerle yapılır. Kendi nefsine uymuş, keyfinin ve nefsinin esiri olmuş insanlarla fetih yapılamaz. Onun için fetih ruhunun sürekli olarak canlı tutulması gerekir. Bu da küçük odalardaki 50 – 100 kişiye ulaşan sohbetlerle yazı ve sözlerle yapılması yetmez. Yıl da bir kere de olsa Genel Başkanlarının başkanlığında stadyumların gençlerle doldurulması ve orada fethi ruhunu yaşamakla olur.

SADAKAT

Bu resimden alacağımız ikinci ilham Müslümanın en önemli özelliği olan sadakattir. Sadakatin tersi ahde vefasızlıktır, yalancılıktır, ihanettir.

Peygamber efendimiz Miraç’a çıkmış, bunu da Mekkelilere duyurmuştu. Mekke müşrikleri akla ve mantığa ters gelen bu olayı Miraç’tan haberi olmayan Müslümanlara ulaştırarak onları imanlarından çevirmek istediler. Bunlardan biri de Hazreti Ebu Bekir’di. Ona gelerek; “Ya Ebu Bekir” dediler. “Muhammet ne söylüyor, duydun mu?” Ve ilave ettiler; “Bir gece içinde Mekke’den Mescid-i Aksaya (Küdüs’e) giden Muhammed, oradan da Miraca çıkarak Allah’la görüşmüş ve aynı gece geri dönmüş. Aklı olan bir insan buna nasıl inanır” dediler.

Hz. Ebu Bekir; “Bunları O mu söylemiş” dedi. Evet, o söyledi, dediler. Hazret-i Ebu Bekir hiç tereddüt etmeden; “Hemen giderek onu tebrik etmeliyim” dedi. İşte bu halinden dolayı Hazret-i Ebu Bekir’e “Sıddık – Sadık insan” unvanı verildi. Bu unvan Peygamberimizin ismi şeriflerinden de biridir. “Sıddıkun” Ve aynı zamanda Allah’ın güzel isimlerinde de biridir. “Es Sadık”

Demek ki Müslümana sadakat yaraşır. Böylece o Allah ve Resulünün sıfatıyla sıfatlanmış, hayatındayken Cennetle müjdelenmiş, Peygamberimizden sonra Müslümanların Halifesi olmuş mübarek bir sahabenin yolundan gitmiş olur.

Sadakat, bir Müslümanın kendi iradesiyle, biat ederek bir başkana bağlanmasıdır. Biatın arkasından Başkanına bağlı kalmak ve onun vereceği emirleri yerine getirmek, gelmektedir. Fetih Suresi 10. Ayet’te Allah; “Sana biat edenler, gerçek de Allah’a biat etmişlerdir. Allah’ın eli, onların eli üzerindedir. Kim biatından cayarsa (ihanet ederse) kendi aleyhine caymış olur. Kim de biatinde sadakat gösterirse Allah ona büyük mükâfat verecektir” buyurmaktadır.

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.