41,0867$% 0,34
48,0345€% 0,42
55,6355£% 0,81
4.559,22%1,16
7.397,00%0,92
11.288,05%-0,71
4451885฿%-3.75496
Genel seçimlerde alınan neticeler ne göstermektedir? Önce seçimlerin ve neticelerinin milletimize hayırlar getirmesini Allah’tan (c.c.) diliyorum. Çünkü biz inanıyoruz ki ‘Esbab-a sarıldıktan sonra elde edilen netice, hakkımızda en hayırlı olan neticedir.’
Her seçimde olduğu gibi medya kimi tutmuş, kime destek vermişse o partinin oy oranını yükselmiştir. Bir de tenkit veya takdir edilse bile alternatif konumuna giren ve milletin dikkatine sunulan partiler barajı aşarak Meclis’e girmiştir.
Seçim neticeleri açısından 25 senedir tek başına iktidar olan ve icraatları açısından milletimizden tasvip görmeyen AKP, devletin tüm imkânlarını kullanarak seçimlere girmiş, buna rağmen büyük oranda oy kaybetmiştir.
Milli İttifak, Saadet Partisi ile seçimlere girmiş, canla başla çalışmıştır. Ancak kayıkçı kavgası milletimizi, sitemin partilerine yönlendirmiştir.
Bir an düşünelim. Şu anda Meclis’e giren partilerden hangisi bu ülkeye huzur ve barış getirebilecek, hangisi milletin dertlerine çözüm üretebilecektir. Bu sözler bol bol konuşulduğu ve yazıldığı halde bunu nasıl gerçekleştirecekleri konusunda tek bir icraat gösterememektedirler.
AYNI TAS, AYNI HAMAM
‘Analar ağlamasın’ deniyordu. Nasıl olacak bu? Haim Nahum planı gereği, ülkenin parçalanması, milletin birbirine düşman edilmesi nasıl önlenecek? İslam kardeşliği ilan edilmedikten sonra…
Canımıza tak diyen işsizlik, pahalılık, geçim sıkıntısı, taşeron köleliği, asgari ücret rezaleti, emekli insan çilesi nasıl son bulacak? Üretim nasıl artacak, refah nasıl gelecek, dış ticaret açığı ve dış borçlar nasıl kapanacak? Adil düzeni kuramadıktan sonra…
Kapımıza dayanan ve gençlerimizi yakıp kavuran, aileyi yok eden, toplumu mahveden flört yangını ve zina her gün artarken, nasıl olacak da huzur ve mutluluk elde dilecek? Aile kutsiyetini, gençlerimizin kafasına ve gönlüne koymadıktan sonra…
‘Babaya moruk, anneye kocakarı…’ diyen ve yer yer onları azarlayan, tartaklayan ve hatta öldüren, ‘Hocasına bıçak çeken…’, Komşusunun malına ve ırzına göz diken bir nesil nasıl olacak da ‘anneciğim, babacığım’ diyebilecek? Onlara ‘of bile denmemesi’ gerektiğini nasıl öğrenecek? Milli eğitimde bir ahlâk ve maneviyat devrimi yapmadan…
Hırsızlık, soygun, hortumlama, rüşvet, yandaş kayırma, mala, cana ve ırza tecavüz nasıl önlenecek? ‘Devletin malı deniz, yemeyen domuz’ mantığı nasıl yok edilecek? Her işimizin başına ‘Ahlak ve maneviyatı’ koymadan…
Aman devletimiz borçlanmasın (dolayısıyla millet) diyerek kısa ve uzun vadeli tahvil çıkarma ile yüksek faizli iç ve dış kredi kullanmak yerine, ‘Denk bütçe yapmadan ve Havuz sistemi…’ kuramadıktan sonra…
Batı eksenli dış politikamızla, AB Bakanlığı kurmakla sadece Batılıların dümen suyunda gitmekten nasıl kurtulacağız? Daha dün bizim idaremizde iken bugün her biri bir yangın yerine dönen mazlum ve masum Filistin, Gazze, Irak, Suriye, Afganistan ve diğer Müslüman ülkeler Batılıların işgal ve sömürüsünden nasıl kurtarılacak? ‘Bana ne Amerika’dan…’ diyebilen şahsiyetli bir dış politika uygulayamadan…
Bu ve benzeri sorular daha çok artırılabilir. Bu köklü değişiklikler olmadıktan sonra parti değiştirmişsin, iktidar değiştirmişsin bunların pek fazla bir önemi olmayacaktır.
Bir değişmez hükmü burada zikretmek istiyorum. ‘Siz nasılsanız, öyle idare olursunuz.’ Siz saadete layık değilseniz, size saadet gelmez, gelemez.
Bu esasta ferdin tek tek düzelmesinden çok, toplumu idare eden kanunların değiştirilmesi için çalışılması konu edilmektedir.
PARTİZANLIK DEĞİL KARDEŞLİK
Siz, partizanlığı tercih eder de yarınınızı, çocuklarınızı, torunlarınızı ve onların geleceğini düşünmezseniz, ‘Bizim asker en büyük asker’ mantığı ile hareket ederek bu ‘ahlaksız ve sömürücü rejimin’ herhangi bir partisine oy verirseniz, bir de üstüne üstlük sizden olmayanı düşman ilan ederseniz, tarafsız olması gereken kurumlarımızı bir tarafın kurumu haline getirirseniz, kötü geleceğimiz artık baştan beli olmuştur, demektir.
Saadet, ucuz bir meta değildir. Saadete kavuşmanın da bir bedeli vardır. Bu önce bizlerin saadete (huzur ve refaha) layık olacak bir yapıya yönelmesi, arkasından da bu saadeti size getirebilecek tek parti olan Saadet Partisi’ni desteklemekten geçecektir. Çünkü köklü değişim vadeden tek siyasi parti, Saadet Partisi’dir.
Ben de mutlu olmak istiyorum diyenler… Anlatabildik mi?
Yazımı üstat Necip Fazıl Kısakürek’in bir şiiri ile bitirmek istiyorum.
Mehmedim sevinin başlar yüksekte
Ölsek de sevinin eve dönsek de
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte
Yarın elbet elbet bizimdir
Gün doğmuş gün batmış ebed bizimdir.
Yaşama Ümidimiz Nerede?