Bu Tablonun Sorumlusu Kim? – Giresun Kerasus Haber
DOLAR

47,7462$% 0.07

EURO

55,1887% 0.1

STERLİN

64,5753£% 0.18

GRAM ALTIN

6.770,51%0,58

ÇEYREK ALTIN

11.054,00%0,53

BİST100

13.811,60%0,23

BİTCOİN

3053979฿%-1.4

Sabah Vakti a 02:00
Giresun HAFİF YAĞMUR 13°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
X


Bu Tablonun Sorumlusu Kim?

Türkiye ekonomisi, uzunca bir süredir yapısal krizlerin ve yanlış ekonomi politikalarının kıskacında ağır bir imtihandan geçiyor.

Günlük hayatın akışında sıradanlaşmış gibi görünen her zam haberi, aslında toplumun geniş kesimlerinin refahından çalınan bir parçaya karşılık geliyor. Son olarak motorin fiyatlarına yansıyan artışla birlikte litre fiyatının 80 Lira sınırına dayanması, bu tablonun en somut göstergelerinden biri.

Küresel ölçekte son 1 yılda motorin fiyatları ortalama %32 oranında artarken, Türkiye’de bu artışın %46’yı bulması akıllara kaçınılmaz bir soruyu getiriyor: Dünyada motorinin ortalama litre fiyatı yaklaşık 71 Lira iken, biz neden 80 Lira’yı konuşuyoruz?

AKARYAKIT, SADECE BİR YAKIT DEĞİLDİR

Akaryakıt, yalnızca depoları dolduran bir enerji kaynağı değildir. Motorin; tarımın, sanayi üretiminin, ticaretin ve lojistiğin temel girdi maliyetidir. Tarlada traktörün, yolda kamyonun, fabrikada makinenin çarkı motorinle döner. Dolayısıyla pompaya yansıyan her zam, birkaç gün sonra market rafında ekmeğin, sütün, etin, sebzenin ve meyvenin etiketine doğrudan yansır.

Üretim maliyetlerini zamlar ve dolaylı vergilerle sürekli tırmandırıp ardından; “Enflasyonla mücadele ediyoruz” söylemine sarılmak, iktisat biliminin temel ilkeleriyle çelişmektedir. Üretim girdilerini pahalılaştırarak enflasyonu düşürmek mümkün değildir. Önce zam ve vergi artışlarıyla maliyetleri fırlatmak, ardından yükselen enflasyonu rekor faiz oranlarıyla bastırmaya çalışmak döngüsel bir yanılsamadan ibarettir. Ne yazık ki bu yanlış politikaların faturası, her defasında vatandaşın cebine kesilmektedir. Ekonomi; yalnızca zam, vergi ve faiz üçgeninde milletin sırtındaki yükü artırarak yönetilemez.

DÜNÜN SÖYLEMLERİ, BUGÜNÜN GERÇEKLERİ

Bugün gelinen noktadaki çelişkiyi anlamak için geçmişin söylemlerine bakmak yeterlidir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2002 yılında katıldığı bir televizyon programında toplumsal tabloyu şu sözlerle özetlemişti:

“Benim vatandaşım çöpten rızık topluyorsa, pazardan atık topluyorsa, meydanlarda ‘açız’ diye bağırıyorsa, ev kirasını, elektriği, suyu ödeyemiyorsa, %25’i açlık sınırının, %50’si yoksulluk sınırının altındaysa ülkeyi bu hale mevcut hükümet getirmiştir.”

2002 öncesi Türkiye’sinin ömrü bir yılı bile bulmayan kısa ömürlü hükümetlerle, çoklu koalisyonlarla ve ‘yamalı bohça’ bütçelerle yönetildiği bir gerçekti. Ancak bugün, çeyrek asırdır tek başına iktidarda olan ve son iki dönemdir tüm yetkilerin tek elde toplandığı Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yönetilen bir Türkiye var.

SORUMLULUK MAKAMI VE YAŞANAN REALİTE

Bugün ortaya çıkan tablo ise oldukça ağırdır:

         GEÇİM DERDİ: Haziran 2026 verileri itibarıyla açlık sınırının 35.759 TL’ye, yoksulluk sınırının ise 116.478 TL’ye ulaştığı bir ortamda; en düşük emekli maaşı 23.500 TL, asgari ücret ise 28.075 TL seviyesindedir.

         GELİR ADALETSİZLİĞİ: Enflasyon canavarı dizginlenemezken zengin daha zenginleşmekte, toplumun ezici çoğunluğu ise hızla yoksullaşmaktadır.

         TOPLUMSAL ERİME: Emekli, asgari ücretli, sabit ve dar gelirli vatandaşlar, küçük esnaf ve çiftçi üretim ve yaşam mücadelesinde zemin kaybetmektedir.

Koalisyonlar döneminde yönetilemeyen ekonomi için sorumluluğu hükümetlerde arayan anlayışın, çeyrek asırlık kesintisiz ve yetkilerin tek elde toplandığı bir yönetim döneminde yaşanan bu ağır tablo karşısında takınacağı tutum merak konusudur.

Çarşı ve pazar alev alev yanıyorsa, dar gelirlinin kolu kanadı kırılmışsa ve toplumun büyük bir kısmı açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edilmişse yalın bir gerçeği kabul etmek gerekir: Yetkinin tam olduğu yerde, sorumluluk da tamdır.

Bu şartlar altında sormak en doğal vatandaşlık hakkıdır: Bu tablonun sorumlusu kim?

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Giresun Tarımında Yatırım Patlaması

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.