Nuri Kahraman – Giresun Kerasus Haber
DOLAR

41,0867$% 0,34

EURO

48,0345% 0,42

STERLİN

55,6355£% 0,81

GRAM ALTIN

4.561,11%1,17

ÇEYREK ALTIN

7.400,00%0,95

BİST100

11.288,05%-0,71

BİTCOİN

4432884฿%-3.47802

Sabah Vakti a 02:00
Giresun AÇIK 22°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Nuri Kahraman

Nuri Kahraman

12 Ağustos 2025 Salı

    “Ordulular Meclisi”; Susmak mı En İyisi?

    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Bu mevzûya alınanlar, geçmişi unutanlar, SEKSENLER dizisine olsun denk gelip de düne dâir gerçeklerle yüzyüze gelmeyip, o günlerden hem madden, hem de mânen fersah fersah uzaklaştığını fehmedemeyerek, bugünü kendi mârifeti sayanlar hiç kusura bakmasınlar.

    DÜNYÂDA SAVAŞ, BİZDE MUHÂLEFET!

    Hele de dünyânın durumu ortadayken, tüm iç ve dış düşmanlara karşı gizli-açık bir siyâsî, ekonomik savaş içerisindeyken, bizim daha dün 3 kişi bir arada konuşmaya korkan, bisiklet almayı bile bir konfor kabul edip bugün Acente arabalara binip te her kerameti kendisinden bilip adam beğenmeyenlere kendimce içerliyorum.

    EFTEN-PÜFTEN SEBEPLER, NE BULURSA KELEPLER!

    Eften-püften sebeplerle hükümete verip-veriştiren, ne bulursa kelepleyenlere, ne yalan söyleyeyim; bunu çok görüyor, yerine bir alternâtif çabaları olmamakla ya da gösterememekle berâber bu veryansınlara bir anlam da veremiyorum ayrıca.

    BİR DE; ÇOK ÇOK MÂNEVİYÂTÇI BİZİMKİLER!

    Bir de, çeliğini-çocuğunu işe yerleştirip, çifte emeklilik maaşıyla sefâ sürüp, hükümetin nerde çok çok ufak bir hatâsını da görse abartıp velveleye vererek DOĞRUCU DAVUT rolüyle piyasa yapan mâneviyâtçı arkadaşlar var ki; onlar çok çok ayrı bir âlem. Daha ilerisi zülfiyâr olur. Adamların yine de, bu hükümet hatırına bu hükümetin sağladığı keyiflerini bozup ta bozgunculuk yapmayalım!

    GELELİM SADEDE; ORDU MUHÂLEFETE ÂMÂDE!

    Her neyse; sözü uzatmayalım. Bizim de üyesi olduğumuz bir ORDULULAR MECLİSİ WhatsApp grubumuz var. Burada bir-iki arkadaşın işi-gücü, hükümet aleyhine olabilecek ne varsa bulup-buluşturup paylaşmak. Biz de buna tahammül edemiyoruz. 70’e yaklaşan yaşımız, memleket meselelerine ötedenberi ilgimizle berâber dünle bugün arasında birçok şeyi kıyaslama imkânımızla gerçekler noktasında değerlendirmeler yapabildiğimizi düşünüyoruz.

    HAKK’A VE HALKA KARŞI MES’ÛLİYET

    Dolayısıyla yanlış paylaşımları tashih noktasında kendimizi hem Hak, hem de bizi okutup bugünlere getiren halk karşısında sorumluluk hissediyoruz. Mesele tamâmen bu. Bu yazışmalar da bunun netîcesi. İşte bir örnek; buyrun:

    “İKTİDÂRI AŞIRI KORUYANLAR VAR!”

    A.Ç.: “Bu grupta, iktidarı eleştirenlere karşı gereğinden fazla koruyan arkadaşlarımız var. Dahası hiç üzülmeyin iktidarında en geliştirdiği yan kendini koruma enstrümanlarının çeşitliliği ve kaynaklarının gücü…”

    “HÜKÜMETE SALDIRI MESLEĞİ Mİ?”

    Nuri KAHRAMAN: “Burası hükümeti dövme yeri değildir, olmamalıdır! Biz burada; iktidarı eleştirmeyi âdetâ kendine meslek edinenlerin olduğunu görüyoruz. Bunlar, Erdoğan’a Netanyahu’ymuşçasına bir öfkeyle saldırıyorlar. Hattâ, Netanyahu’ya sempatiyle bakma ihtimalleri olur, Erdoğan’a aslâ! Öyle bir tarz ve ısrarları var. Bunlar satır aralarında seziliyor.”

    “ADI TÜRK, SOYADI SİYONİST”

    “Bir ankete göre Türkiye’de %40’a yakın bir kesim İtrail’in yaptığını soykırım olarak görmeyip doğal bir savaş olarak değerlendiriyor. Onun için, kimilerinin adının Türk olmasına bakmayın, olaya bir siyonist mantığıyla bakıyor. Belki farkında değil ama; işin çarkında olan döngü bu. Çünkü bu tarz yaklaşımlar düşmanın ekmeğine yağ çalıyor.”

    “MEMLEKETİN GÜCÜ, MUHÂLEFETİN ÖCÜ!”

    “Ben iktidarı koruyorum. Memleketin gücü iktidarıdır. Onu yıkmaya çalışmak bindiğin dalı kesmektir. Hele şu kritik dönemde işi-gücü iktidara kara çalmak hangi vatanseverlikle îzah edilebilir? Kaldı ki, alternâtif ne lider var, ne parti, ne politika, ne fikir!”

    “SAVAŞ TA OLSA, HÜKÜMETLE SAVAŞ MI?”

    “Batı, batı diyoruz. Orada seçim döneminde herkes propagandasını acımasızca yapar, ondan sonra ise seçilenler karşı parti de olsa herkes hükümetin arkasında durur. Bizde her gün seçim günü gibi. Adaletli bir değerlendirme, eleştiri, yol gösterme olsa sıkıntı yok ama hep yıpratma amaçlı saldırı.”

    “KEYİF YERİNDE, GARAZ DERİNDE!”

    “Bence herkesin, özellikle atıp-tutanların keyfi yerinde. Güyâ fikri varmış, iktidara ihtiyacı yokmuş, bir yerlere geldiyse de kendi çabalarıyla gelmiş, hükümetin hiçbir katkısı olmamış gibi psikolojilerle bir nevî nefis yapıyorlar. Bunu yaparken de ülkenin birlik-dirliğine zarar verdiklerini hiç düşünmüyorlar.”

    “HİÇ Mİ İYİLİK-HASLIK YOK?!”

    “Daha ilerisini söylemek istemediğimden bu kadarını söylüyorum. Aslında keşke iktidarı yıkabilseler de sonuç ne olursa olsa! Böylelerinin hiçbir şey hiç umurlarında değil. Eğer olsaydı, arada da hükümetin yaptığı iyilikleri görmeye çalışırlardı. Allâh C.C. rızâsı için de iki kelâm ederlerdi.”

    “TAMAM DA; YERİNE KİMLER GELECEK?”

    “Maalesef, bu sayfayı hükümet dövmek için kullananlar var. Ben de, insanlık îcâbı herkes gibi hataları olsa da bu hükümet bu ülkeye lâzım. Yerine daha iyisi olmadığı sürece de mantıklı ve de vatanseverliğin gereği olan şey onu korumaktır. Korumamak daha iyiyse, o iyilik sizin olsun. Ben şahsen bunu İstemiyorum.”

    “GÂVURUN EKMEĞİ, BİZİMKİLERİN YAĞI”

    “Son söz olarak ta bu tür paydaşları Allâh C.C. rızâsı için mâkul olmaya, gâvurların ekmeğine yağ sürmek anlamına gelen menfî dolduruşlara gelmemeye, vatanseverliğin gereğinin bu olduğunu bilmeye dâvet ediyorum wes’selâm…

    “CÂHİLLER HEP ELEŞTİRİR”

    Dr. Fahreddin ÖZKAN: “Burada bilimsel şeyler paylaşılmalı. Onu bunu eleştirmek cahil insanların işidir. Cahiller hep eleştirir.”

    “YATAY DURUM, DİKEY TUTUM; ‘KRİZ?’ TULUM!”

    A.Ç.: “Konu açıldığı için, iç içe çok konu var. Milliyetçilik, yurtseverlik, vatanseverlik, vatan hainliği, iktidar, hükümet, devlet, iç uygulamalar (yurttaşlara), dış politikalar (dış işleri) bu kavramlar hiçbiri örtüşmez ve farklı tanımları farklı davranış biçimleri vardır. Bu kavramları neden karıştırmaya başladı çoğunluk. Başlıca iki nedeni var. Her biri ayrı disiplinler olduğu halde yönetim hızla dikeyleşti. (Bu istenmeyen ama birilerinin ısrarla istediği bir sonuçtu.) Bir partinin başkanı tüm bu kurumların direkt başkanı ve karar vericisi durumuna gelmiş midir? Yani sayın Cumhurbaşkanımızın yetkisiz veya gücünün yetmediği bir alan var mıdır? Kısaca kamu toplam ekonominin %24 sahipken tüm kararlarda (siyasi, hukuki ekonomi, kültürel vs.) tartışmasız söz sahibidir. Bu durum sizce demokratik midir? Normal mıdır? Dahası her alanda bir eleştiri olduğunda dolaylı olarak Cumhurbaşkanımıza uzanır bir ilişki kurulur. Benim düşünceme göre, ülkelerin gücü, ekonomik büyüklük ne kadar yatay ve kararlar ne kadar yine yaygınlaştırılmışsa ülkelerin gücü geometrik olarak artar. Yazık değil mi yoksulluğa ve adam yerine konmamaya? Siz bu durmaların tehlikeli olduğunu hiç düşünmüyor musunuz? Bunların düzeltilmesinde sakınca ülke bekasının neresinde görüyorsunuz? Yabancılar yatay yönetimler mi, yoksa dikey yönetimler mi ister? Sizce tehlikeli olan demokrasi mi? Bunları net yazmakta fayda var. Bazen kararlar dikey de alınabilir. Krizlerde ülke sürekli mi krizde yönetilsin istiyorsunuz?”

    “YATAY-DİKEY FELSEFE, GÖTÜRMÜYOR HEDEFE!”

    Nûri KAHRAMAN: “Yatay ya da dikey; güzel kavramlar. Açıklamalar da mantıklı olabilir ama bana göre gerçekçi değil. Şunu biliyorum ki sizin dikeylikle nitelendirip karalamaya çalıştığınız son 20 yıllık dönem şimdiye kadarki tüm dönemlerden daha pratik ve iyi. Siz öyle diyorsunuz ama bugünün süperleri sizin tasavvur ettiğiniz gibi yatay mı yönetiliyor? Amerika Başkanı bir twit atıyor, olup bitiyor. Bize de böylesi gerekmiyor mu? Şu da bir gerçek ki; siyâsette öyle sanıldığı, bizce idealize edildiği şekliyle akıllı bir tarz yok. Bilhassâ günümüzde delice bir siyâset mevzûbahis. İşte Trump. İşte Netanyahu. Hattâ Putin.”

    “AKILLI DÜŞÜNÜRKEN DELİ KÖPRÜYÜ GEÇERMİŞ”

    “Bu söz; en çok günümüz -özellikle dünyâ- siyâsetinde geçerli durumda. Teoriler, idealler, kurallar var; bir de gerçekler. Gerçekçi olmak en doğrusu. Kaldıki, sizin dediğiniz gibi olumsuz bir durum da söz konusu değil. Çünkü yönetimin aslâ tek adam ifâdesiyle karalanacak bir uygulaması yok. Kurullar var, mutlakâ istişâre var. Belki Reis re’sen açıklıyor ama bunun altında mutlak istişâre var. Ama mesele karalamak olunca istediğin gibi yorum da mümkün.”

    MİLYONER’DEN LEJYONER’E

    Bir de şu an MİLYONER yarışmasını izliyoruz. Bâzen seyirciye soruluyor da, oradan da yanlış çıkabiliyor.  Yönetimde de bâzen sıradışı şeyler olabilemez mi? wes’selâm…

    NEYSE Kİ SULAR DURULDU

    Biz burada yazılanlardan sâdece belirleyici birkaç örnek verdik. Dahası vardı. Sonuçta bu yazışmaların tatsızlığa varması ihtimâline karşı ‘siyâsî paylaşımlar yapılmasın’a varan tavsiyeler geldi. Başta grubun reisi Rüşat AYDOĞAN Bey bu meyânda bir çağrıda bulundu. Biz de şöyle bir yazı ve de en son bir manzûmeyle bu talep ve temâyüle dâir düşünce ve duygularımızı ifâde ettik:

    “ORDULULAR MECLİSİ’NDE PROBLEM YOK”

    Kimi arkadaşlar ben özellikle hükümet aleyhine atıp-tutayım, kimse de karşılık vermesin sevdasında. Kimse bir yaraya ilâç olma derdinde değil. Vur abalıya misâli. Şahsen ben bundan da mutazarrır değilim. Tahammülü olmayanların kendi problemi. Sırça köşkte oturanlar başkalarına taş atmasınlar diye bir söz vardır.

    Rüşat bey haklı. Ben de öyle düşünüyorum. Ordu’ya, köye, düne, bugüne dâir duygular paylaşılmalı. Ama burayı edebiyatçı olarak ben de Ordu’ya dâir yazdığım şiir ve yazıları paylaşmak isterim ama, burayı birilerini karalamak, bundan öte gerek iç gerekse dış düşmanlara karşı itibar ve iktidarımızı zaafa uğratacak paylaşımlar söz konusu olunca savunmak ta siyâsîden önce millî bir görev olup her şeyin önüne geçiyor. Problem siyâset yâni burayı kendi yıkıcı emelleri için kullanma eğilimi. Yapıcı tenkitten çok ötesi yıkıcı karalama. Bu arada arkadaşların cevâba tahammülsüzlüğünü de anlıyor değilim. Ortaya bir atarken fikir karşılığının da olabileceğini var saymalı. Değilse, baştan meydana çıkmayıp böyle tatsız durumların meydana gelmesine yol açmamalı  wes’selâm…”

    arada, olur böyle şeyler!

    BÂZEN OLUR BÖYLE ŞEYLER

    ALINMAYA GEREK YOKTUR

    KIZIP, ALIMLI-ÇALIMLI

    SALINMAYA GEREK YOKTUR

    ÜSTÜNE ÜSTLÜK; HELE, KÜS

    OLUNMAYA GEREK YOKTUR

    DOSTLUK HAZIM GEREKTİRİR

    SİLİNMEYE GEREK YOKTUR

    BU MECLİSTE KARDEŞLERİZ

    BÖLÜNMEYE GEREK YOKTUR

    MECLİS DEDİĞİN MEŞVERET

    TELİNMEYE GEREK YOKTUR

    NÛRÂNÎ DER ASLÂ UZAK

    KALINMAYA GEREK YOKTUR…

    Evet sevgili dostlar; bu duygu ve düşüncelerle huzûrunuzdan ayrılırken,

    ÖNCÜLÜK ŞEREFİ, GÖZLEM İDRÂKİ

    başta Gazze ve Doğu Türkistan olmak üzere tüm mazlumların kurtuluşunu bizlere en yakın zamanda göstermesi, bunda milletimize öncülük şerefini lûtfetmesi, dünyânın durumunu idrâkle berâber olaylara akl-ı selim ve hiss-i selimle yaklaşarak değerlendirme olgunluğuna ulaşmayı lûtfetmesi niyâzıyla Rabbimize yalvarıyor, cümleye sevgiler-saygılar sunuyoruz wes’selâm…

    Devamını Oku

    Celal Bey Hocamızın Vefa Ziyareti

    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Geçtiğimiz Çarşamba, bizim için müstesnâ bir gün oldu Elhamdülillâh. Bir öncesi Salı gün, köylüm, Ordu İHO’dan arkadaşım, Kayseri İlâhiyât Mezunu, MEB emeklisi, eğitimci-yazar Durmuş Ali ÖZTÜRK Bey hocamız aradı.

    ORDU AĞRISI, KAYSERİ DOĞRUSU

    50 yıla yakındır Kayseri’de bulunup oraya yerleşen ve her memleketine gelişte görevde ilk göz ağrısı Ordu’ya uğramayı ihmâl etmeyen hocamızın geleceğini müjdeledi ve peşinden de hepimizin üzerinde büyük emeği, katkı ve etkisi bulunan değerli hocamızın fotoğrafıyla berâber şöyle bir not gönderdi:

    HOCAMIZ İNŞÂLLÂH YARIN BURADA

    “Nuri Hocam, Yarın saat 10.00 gibi Yalı Camii altında eski dostlarla hasbihal ve meşveret toplantısı vs.slm.”

    Biz de bu ziyâreti gönderilen fotoğrafla berâber ilgili sosyâl medya hesaplarında şöyle îlân ettik:

    CELÂL KIRCA BEY HOCAMIZLA BULUŞUYORUZ

    70’li yıllarda Ordu İmam-Hatip Okulu’nda görev yapıp bir çoğumuza hocalık eden, emekli ilâhiyât profesörü Muhterem Celâl KIRCA Bey üstâdımız yarın inşâllâh memleketi Espiye / Cibril Köyü’nden ziyârete gelerek (Çarşamba) saat 10.00 gibi Ordu Yalı Câmi altında olacaktır. Kendisiyle görüşmek, eski hâtıralardan konuşmak, hasbihâl ve de sohbet etmek isteyen dost, arkadaş ve talebelere duyurulur.

    Bu duyuru ve dâvet bağlamında programa katılan ya da katılamayacak olanlardan gelen dönüşler de şöyle oldu:

    BU VEFÂNIN TA KENDİSİ

    Burhan KÜÇÜK: “Ne güzel Hocam. Vefanın başka tanımı olmasa gerek. Dostluklar kalıcı olmalı diye düşünüyorum.”

    AKTİF BİR ARKADAŞDI; SELÂMLAR, DUÂLAR

    Mehmet KARABULUT: “Celal Kırca hoca İstanbul’da bizden bir devre sonra idi. İstanbul İlahiyat mezunu. Biz 1972 Ordu İHO’da görevde iken yeni tayin olmuştu.

    1972 sonu Malatya İmam-Hatib’e tayin oldum. Hoca orada kaldı. Aktif bir arkadaştı.

    Sohbetine katılanlardan Mehmet KARABULUT hocanın selam ve dualarımı iletmesi ricasıyla… Huve Fii Emanillah…”

    ÖĞRETMENİM OLMADI AMA…

    Ârif ÇELENK: “Nuri Hocam; Muhterem Celâl Bey’i Gölköy İHL’de kurucu müdür olarak görev yaptığı günlerden tanıyorum. Öğretmenim olmadı ama kalben sevdiğim iyi bir dostum oldu. Aradan yıllar geçti, beni hatırlamasa da kalbî selamımı iletirsen sevinirim. O hep benim gönül hanemde var oldu.”

    BİR NEVÎ HİDÂYET MEŞ’ALEM MESÂBESİNDE

    Recep UZUN (Fatsa): “Muhterem Üstadım hayatımın en önemli dönüşünü gerçekleştirdi. Bir bakıma hidayet meşalem oldu. Onunla yollarımın kesişmesi Muhsin İlyas SUBAŞI üstadın hikayesine konu teşkil etti. Minnet ve şükranlarımla!…”

    BİZİM DE ORDU’DA GÜZEL HÂTIRALARIMIZ VAR

    Selâhaddin ÖZDEMİROĞLU (Düzce): Ordu İmam Hatip Lisesi’nde, Bölge Kuranı Kerim Yarışması, Umre’ye yolculuk merasimleri düzenledik.  29 öğrenci,10 öğretmen ve Milli Eğitim Müdürü ile kara yolundan Umre ziyareti eda ettik. Vefat edenlere rahmet, yaşayanlara sağlık ve afiyet diliyorum.” Selahattin ÖZDEMİROĞLU (1985-89 Ordu Milli Eğitim Müdürü)

    ÇOK İSÂBET OLMUŞ

    Prof. Dr. İzzet ER: “Allah muhabbetimiz artırsın Üstadım. Çok isabet olmuş. Bütün dost ve meslektaşlarımıza kucak dolusu selam ve saygılarla Allah’a emanet olun.”

    CÜMLE DOST, YÂRÂN VE İHVÂNA SELÂM

    Prof. Dr. Mustafa Zeki TERZİ: “Cümle dost, yârân ve ihvânımıza Selâm, hürmet ve muhabbetlerimi sunuyorum.”

    KATILAMAYACAĞIM İÇİN ÇOK ÜZGÜNÜM

    Hacı KAHRAMAN: “Hocamıza selam ve hürmetlerimi arz ediyorum, ellerinden hürmetle öpüyorum. Ordu’muza hoş geldiniz diyorum. Maalesef ameliyattan dolayı hocamızı göremeyeceğim. Rabbim sağlık ve afiyet ihsan buyursun. Sizinle birlikte olan diğer hocalarıma ayrıca selam ediyorum hocam!”

    TAKDÎRE ŞÂYÂN; İDEALİST BİR HOCAMIZDI

    Ahmet Ali GENCEL: “Selamünaleyküm Nuri kardeş ve Ordu imam hatip lisesi grubundaki tüm arkadaşlarım hepinize sevgi ve muhabbetlerimi gönderiyorum. Celal hocamız gerçekten takdire şayan çok değerli bir hocamız idi. Kendisini gerçekten çok seviyorduk. Genç dinamik her gün sınıfa gelirken yeni bir konu ki ana tema İslam’a ve İslami değerlere sahip çıkma şeklinde idealist bir hocamızdı. Kendisine sevgi ve muhabbetlerimi gönderiyorum. Celal hocamdan ve siz değerli arkadaşlarımdan dua bekliyorum. 1 seneden beri kanser tedavisi görmekteyim. Hepinize selam ve sevgilerimi gönderiyorum. Celal hocama da selamımı söylerseniz olur kardeş, çok memnun olurum…

    AKŞAM DA MÜMKÜN OLABİLSEYDİ

    Kul MURTAZA: “Akşam namazı sonrası için görüşme imkânı yok mu? Malûm köydeyiz, resmi izin aldık, fındık hazırlığı yapıyoruz. Akşam olursa durumu bizim gibi olanlar da görüşebilirdi…”

    SİLOPİ / HABUR GÜMRÜKTE KARŞILAŞMIŞTIK

    Sâlih AYDOĞDU: “1986 yılı sonbahar mevsimi Silopi / Habur Gümrükleri Baş Müdürlüğü mescidinde görev yaparken değerli hocam Celâl Kırca hocam Kayseri İlahiyat Fakültesi öğrencilerini Umre’ye götürürken karşılaşmıştık. İmkanım olursa gelirim. Herkese selamlar.”

    SEVGİLER-SAYGILAR, BEREKETLİ ÖMÜRLER

    Nusrettin BOLELLİ: “Allah, Celal hocaya sağlıklı, neşeli ve huzurlu ömürler nasip eylesin.”

    Celâleddin ŞÂHİN: “Celal Hocama selam ve saygılar…”

    Mehmet KIRCA: “Celal Kırca hocama selam ve hürmetlerimi bildiririm…”

    Hüseyin GÜRLEYİK: “Allah muhabbetinizi bereketlendirsin.”

    Ezher SEVİNÇ: “Cümle dost, yârân ve ihvânımıza Selâm, hürmet ve muhabbetlerimi sunuyorum.”

    İsmail PİRİNÇ: “Muhabbetiniz daim olsun inşallah…”

    HOCAMIZI KİTAPLARINDAN TANIYORUM

    Abdullah ÇAM: “Selâm olsun. İmam Hatip lisesindeyken bir kitabını almıştım. Hocamızı oradan biliyorum…”

    FARKINDAYIM AMA, HERŞEY NASİP-KISMET

    Kul MURTAZA: “Celâl Kırca hocamıza tekrar hoş geldiniz diyor hürmet ve muhabbetle selamlarımı arz ediyorum. Orada bulunamamakla çok şeyler kaybettiğimin farkındayım. Ama nasîb…”

    BULUŞMA ÇOK GÜZEL OLDU; TEŞEKKÜRLER

    Recep UZUN: “Çok güzel bir buluşma oldu. Emeği geçen herkese çok teşekkür ederim Allah razı olsun sizlerden…”

    KADÎM DOSTLAR BİRARADAYDI

    Muhterem Celâl KIRCA Bey üstâdımızla Ordu Yalı Câmi Altında başlayıp ÖĞRETMENEVİ bahçesinde devam eden buluşmaya Prof. Dr. Cenan KUVANCI, Ali Osman DENİZ, Fatsa’dan Recep UZUN, Mesut ÖZTÜRK, Feridun ALBAYRAK, Erol AKÇAY, Ahmet ÇAKIR, Kâzım DEMİR, Muzaffer GÜNAY, Erol UÇURACAK, Mehmet Ali KILIÇ, Tewfik KARABULUT, Sâlih AYDOĞDU, Şenel ÖZATA gibi isimler katıldı.

    HASBİHÂL-SOHBET, NAMAZ-NİYÂZ

    Öğleye kadar devam eden doyumsuz sohbet ve muhabbetin ardından yemek ve namazla program sona erdi. Bir yöre, bölge, hattâ memleket için hakîkâtli bir ilim adamının ne derece önemli, ihtiyâç ve fonksiyonel olduğunu bu ziyâret bir kez daha gösterdi. Bir kıymetin hayâtî değerini, bir toplum, hattâ millet için ehemmiyet ve gerekliliğini bize hissettirip hatırlattı.

    ÜNSİYET, İNSÂNİYET, YÂD-I CEMÎL

    İşin bu yanının ayrıntısına girmeyeceğiz. Orası apayrı bir konu. Ancak, biz burada sâdece bir yâd-ı cemîl ortaya koymak ve de bunu geleceğin idrâkine yine bir yâd-ı cemîl olarak not düşmek adına tuşları konuşturmaya çalıştık.

    KADÎM DOSTLUK, CEDÎT MUHABBET

    Yine de bir kısa değiniyle berâber belirtmek isteriz ki özellikle ünsiyet, muhabbet ve de dolayısıyla insâniyetin yokolmaya yüz tuttuğu çağımızda bizleri biraraya getirip hasret gidermemizi, eskileri yâdımızı, kadîm dostlukları tâzeleyip canlandırmamızı sağlayan hocamıza teşekkür ediyor,

    GAZZE, DOĞU TÜRKİSTAN; ÜMMETİSTAN

    kendisine din-îman selâmetleri üzere sağlıklı, hayırlı, uzun ömürler temennî ediyor, başta Gazze ve Doğu Türkistan olmak üzere mazlum kardeşlerimizin kurtuluşunu göreceğimiz günlerle berâber tekrâr tekrâr buluşmalar lûtfetmesi niyâzıyla Rabbimize yalvarıyor, muhterem hocamız ve yakınları meyânında cümleye sevgiler-saygılar sunuyoruz wes’selâm…

    Devamını Oku

    Kısa Don, Uzun Hikaye…

    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Herkes kısa donlu çocuk

    Ergenliğe yol vermiyor

    Deli canlı, cıvık kanlı

    Sağı-solunu görmüyor…

    ***

    İşine gelmiyor kemâl

    Büyümeye yoktur mecâl

    Tâkip gerek haram-helâl

    Nefsi ruhsat çıkarmıyor…

    ***

    Yataktan kalktığı gibi

    Buluyor sokakta dibi

    Çarşı-pazar plâj gibi

    Yanak, ne yüz kızarmıyor…

    ***

    Ne eli var ne de arı

    Hiç hayır etmez uyarı

    Hepten kaçırır ayarı

    Kefene aklı varmıyor…

    ***

    Ne haddi ne de hudûdu

    Çıplaklık neyin umûdu?

    Ne buldu, nerde okudu?

    Zerre tâviz göstermiyor…

    ***

    Ne Hak’tan ne halktan tırsar

    Bastığı yerleri sarsar

    Her gelen imkânı fırsar

    Gideceğini görmüyor…

    ***

    Dünyâ fırsat, doğru lâkin

    İmtihandır, gerek sâkin

    Karne; akşam-sabah, yakın

    Ona ihtimâl vermiyor…

    ***

    Nûrânî; sen bakma ele

    Ömrünü kaptırma sele

    Gül’le yaşa; güle güle

    Hiç başkası kurtarmıyor…

    ***

    Şortlu hayât gâyet kısa

    Biter, olsa binbir kasa

    Hakça yaşa, etme tasa

    Hayât ölümle durmuyor…

    ***

    Hattâ işin aslı ora

    Yok hiç mutluluğa ara

    Yok orada, düşmek dara

    Şeytan yok, tuzak kurmuyor…

    ***

    Yanlış tercih yapma burda

    Netîce; tenler hep hurda!

    Yalnızsın bir kör çukurda

    Toprak karın doyurmuyor…

    ***

    İnsan dediğin et değil

    Açmak medeniyet değil

    Bu niyetler niyet değil

    Aslâ fazîlet dermiyor…

    ***

    Hazırlıksız götürüyor

    Ümitleri bitiriyor

    Ebediyen batırıyor

    Hiçbir ışık içermiyor…

    ***

    Allâh korusun ey dostlar

    Keyif sarhoşu sermestler

    Yalnız; Hak olursa testler

    Hesap, kitâbı yormuyor…

    Devamını Oku

    Oflu’nun Şeriatı, Halkın Tarikatı, İşin Hakikati…

    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Bir cinâyet oldumuydu, olayda taraf olmayan herkes; öldürenin öldürülmesini ister. Bu şeriattır. Çünkü şeriatta sebepsiz öldürene kısas uygulanır. Ama, insanlara sor bunu kabul etmez. Şeriatı kabul yolunu, yâni tarîkini, tarîkâtini benimsemez. Mâlum; tarîk(at) de, şeriat da yol demektir.

    BEYİN YIKAMA, ‘YOL’U TIKAMA

    Her neyse; sistemin 100 yıldır, laiklik diyerek, herşeyde dîni öteleme sûretiyle beynini yıkadığı halkın genel anlamda son durumuna dâir hakîkât maalesef bu. Aşağıda yorumlarda da göreceksiniz.

    LÜLEBURGAZ-BABAESKİ; BU ANLATILANLAR NEKİ?

    Nitekim; Lüleburgaz’da görev yaptığımız 80’li yıllarda, bizim gibi o da Din Kültürü Öğretmenliği yapan Tosyalı Zühtü DUYGULU Bey hocamızla bâzen o gelir burda, bâzen de ben gider onun vazîfe yaptığı Babaeski’de bir araya gelir, hem kısmen hemşehrimiz, daha çok da meslekdaş ve de özellikle branşdaş olarak görüşürdük.

    SAMSUN’DA İKÂMET, TEKRARDA KERÂMET

    O şimdi Samsun’da ikâmet ediyor ve hâlâ zaman zaman görüşüyoruz. Allâh C.C. selâmet versin.

    Onun ta o zamanlar söylediği ve zaman içerisinde çok haklı olduğunu görüp bugüne kadar sohbetlerimizde de yer verdiğimiz bir söz vardı, sık sık tekrarladığı;

    YÂHU; ADAM MÜSLÜMAN, İSLÂM’A KARŞI!

    diye. Şimdi bunun çok güncel bir örneğiyle karşı karşıyayız.

    Mâlum son günlerde, kendisini dolandıranları öldüren şahıs konusu ile ilgili bir haber tüm internet siteleri, haber merkez ve vâsıtalarıyla sosyâl medya plâtformlarında dolaşıyor.

    Ama vak’ayı paylaşan SIRA DIŞI adlı hesâbın kalemşörü, her kimse şöyle bir soruyla meseleyi geliştiriyor;

    EY MİLLET; İŞTE CHP, NERDE AKP?

    “Kimse demiyor ki, ya bu millet hukuken hakkını alamadığı için herkes kendi hukukunu uygulamaya başladı. Olayın ana konusu bu olmalı.

    Ülkedeki adalet ve hukuk kavramına ne oldu.

    AKP hukuk ve adalet kavramına ne yaptı?”

    Sonra da “İŞTE DOLAŞAN HABER!” diyerek olayı vermiş. Biz ona girmeyeceğiz. Çünkü olaydan çok olaya bakış tarzı ve mesele üzerinden siyâset kotarmaya çalışmaktı bizim de takıldığımız husus.

    HATÂ ÇOK, KUSUR YOK! SÖZLER TOK!

    Her neyse; arkadaşın eğitim ve birikimi nedir bilmiyoruz. İsmini vermemiş zâten. Ama, metindeki bâriz hatâ çokluğu ve özensizliğe bakılırsa metnin hiç te bir ciddiyet ve birikim mahsulü olmadığı anlaşılıyor. Diğer yorumlarda da durum farklı değil. Vâkıayı ve geln yorum ve değerlendirmeleri, târihe not düşmek adına burada vermekten hazer etmeyeceğiz.

    SEVİYE HIRLA, HAKÂRET GIRLA!

    Zâten, mâlum olduğu üzere ülkemizde, özellikle din ve dindarlar konusunda söz söyleyeceğin zaman hiçbir kritere ihtiyâç olmadan istediğin gibi konuşabilirsin. Nitekim, paylaşıma gelen yorum ve açıklamalara baktığınızda bu hemen kendini belli ediyor.

    Tabiî, yukarda söz konusu olan ana paylaşıma ilk tepki veren biz olduk. Sonra peşi geldi de geldi. İşte bizim yazdıklarımız:

    SUÇLU KİM, SUÇLANAN KİM, SUÇLAYAN KİM?

    “Şu olayı da siyâsete âlet ediyorsunuz ya helâl olsun. Sanki AKPARTİ ya da bir başka partinin ŞERİAT getirme yetkisi var. Şu an ŞERİAT deyince ürperen, bu hâle getirilen bir toplum var. Sonuçta hangi kânun getirilse ŞERİAT olmadıktan sonra adâletten söz edilemez.

    HAKK OLMAYAN YERDE ADÂLET OLMAZ

    Zîrâ ancak Allâh’ın kânunu gerçek adâlet olabilir. Nasıl ki Allâh katında yegâne din İslâmdır yegâne adâlet te Kur’an’ı, yâni Allâh’ın kanunlarını temel alan adâlettir. Gerisi, Amerika’nın da, Avrupa’nın da, Rusya’nın da; hepsinin de kânunları ilâhî irâde ve idâreye, dolayısıyla insan fıtratına terstir.

    BATAKLIK GAZI, SİVRİSİNEK SAZI!

    Dememiz o ki, ilâhî irâdeye dudak büken, ŞERİAT deyince KIRMIZI GÖRMÜŞ ÖKÜZ kesilen bir toplumda adâlet, dolayısıyla huzur ve mutluluk aramak abesle iştigâldir. Bataklığı görmeden sivrisinek sazlarıyla gönül eğlendirmektir.

    MESELE ÜZÜM MÜ, BAĞCI MI?

    Nitekim yukarıdaki değerlendirmede de gâye üzüm yemek değil bağcıyı dövmektir. Niyetler hâlis olmadıkça, her öküzün altında buzağı aradıkça, her olay üzerinden siyaset eksenli çıkarım yapmaya çalışınca, böyle bir yaklaşımın yaygınlaştığı bir toplumda hangi adâlet, hangi tarafsızlıktan söz edilebilir?”

    NASILSANIZ ÖYLE; BU GİDER BÖYLE!

    Bakınız Yüce Mevlâ’mız ne buyuruyor:

    “Kişinin önünde ve arkasında Allah’ın emriyle onu kayıt ve koruma altına alan takipçiler vardır. BİR TOPLUM KENDİSİNDEKİNİ DEĞİŞTİRMEDİKÇE ALLÂH ONLARDA BULUNANI DEĞİŞTİRMEZ. Allah herhangi bir toplumun başına bir kötülük gelmesini diledi mi, artık onun geri çevrilmesi mümkün değildir. Onların Allah’tan başka yardımcıları da bulunmaz.” ﴾Ra’d Sûresi 11. Âyet)

    “Meseleye bir de böyle bakmak bizi adâlete biraz daha yaklaştırabilir ve de bizi Allâh’ın kânunlarını uygulama bahtiyârlığına lâyık hâle evirebilir diye düşünüyoruz wes’selâm…”

    GELEN YORUMLAR, KARIŞIK DURUMLAR!

    Gelgelelim bize gelen, zaman zaman hakâret de içeren açıklama ve yorumlara:

    “ŞERİAT GELSE ÖNCE AKP’LİLERİ ASAR!”

    Kenan YILDIRIM: “Nuri Kahraman; şeriat gelse bir tane AKP’li yaşamazdı hepsi asılırdı, çünkü HEPSİ suçlu..!!!! Memleketin anasını bellediler…”

    “ALLÂH KORKUSU OLMADIKTAN SONRA!”

    Serap ÇETİNDAĞ: “Nuri Kahraman; şeriat gelince gerçek suçluların cezalandırılacağının teminatı var mı? Gerçek adalet insanların vicdanında kanunlarda ve onları hakkıyla uygulayanlar kişiye göre değil, Allah’tandır. Korkmuyorsan serdar olsa ne olur?”

    “HEY GİDİ MEÇHUL BEY, ŞERİFLİK BÖYLE Mİ ŞEY?!”

    ŞERİF BEY: “Nuri Kahraman; Avrupa’da şeriat mı var lan gerzek? Adamların 50 tane dolandırıcılık vakası var ilk seferde ceza alsa iş bu raddeye gelmezdi. Neden ceza almıyor bu pezevenkler? Çünkü işin içinde komisyon alan hırsız savcı, hakim var. Hırsızları dışarı salıyorlar!”

    “AKP, AKP; BAŞKA SUÇLU YOK!”

    Mustafa KEPEK: “Nuri Kahraman; AKP’nin elini tutan mı var? Böyle ceza sisteminin boktan olduğunu herkes biliyor. Ama AKP hırsız partisi olduğu için dokunmaz TCK’ya. Her türlü münafıklık var bu partide…”

    “BİZİM ÜLKEMİZ HIRSIZ SEVER; BÜYÜKLERİNE TAPAR!”

    TC Ahmet ATABAY: “Ülke soyguncu yatağına döndü. Ne adalet var, ne hukuk. Belki böylesi daha iyi. Belki Texas’a döner, hırsızlar işin ciddiyeti anlar ve durdururlar ama…

    Hep diyorum bizim ülkemiz büyük hırsızlara tapıyor sadece küçük hırsızların peşine düşüyor.

    Şimdi polis bile bu adamın peşinde arıyor halbuki saraya gitse ve bütün yandaşları içeri alsa yani görevini yapsa bunların hiçbirine olmaz.”

    “NE ARA BU KADAR ŞEREFSİZ OLDUK?”

    Necdet GÜNAYDIN: “Soyguncular gebermiş. Ne mutlu onlara. Dolandırılana üzüldüm tabii ki. Ne ara bu kadar şerefsiz bir millet olduk biz acaba?”

    “HELÂLİN VAR DAYİOĞLİİİ!”

    TC Mustafa GASTAK: “Piçleri 2.80 uzatmış…. Helalın var dayioğlii… SİNEK BEYİNLİ AKPLİLER!”

    Jay CAMARO: “Nuri Kahraman, boş boş konuşma. Sinek beyinli AKPKK koyunu… Ortadoğu’daki Müslüman ülkelerin çoğunluğu şeriatla yönetiliyor ama halkı batı ülkelerine kaçıyor; adalet ve refah için… Bir de üşenmeden tam sayfa yazmış. Sonradan çakma beyinli andaval…”

    “HİÇBİRİ ŞERİATLA YÖNETİLMİYOR”

    Nûri KAHRAMAN: “Jay Camaro; sen de biliyorsun ki hiç biri şeriatla yönetilmiyor. Devletlerin hepsi de Amerika’nın kulu. Son Trump turundaki pespâye tutumları ortada. Yalakalığın en âdicesini sergilediler. Ama İslam’a saldırmak için öyle inanıyor gibi yapmak işinize geliyor. Sizin nazarınızda İslâm, İslâm düşmanı batılıların İslamafobi oluşturmak için sakallı DEAŞ’lılarla oluşturdukları görüntü ve imaj üzerinden yaklaşıyorsunuz.

    “İŞİN ASLI, DEMAGOJİ ve GÂVURLUĞUN FASLI!”

    İşin aslının öyle olmadığını pekâlâ biliyorsunuz. Ama problem değil. Takdir sizin. Ama Allâh’ın dinini beğenmeyenler, ya da beğenmedikleri noktalardan yaklaşıp sâhip çıkarak düzeltmeye çalışmayanlar Allâh’ın huzûruna çıkınca ne cevap vereceklerini iyi düşünmeliler. Dünyâda atmak-tutmak, yakmak-yıkmak kolay ve keyifli, gurur verici olabilir.

    “TÜRKİYE’DE ŞERİAT MI UYGULANIYOR?”

    Her neyse; dünyâ nazarında Türkiye de İslâm ülkesi. Peki burada Allâh’ın kânunları mı yürürlükte, yoksa yaratıkların devrim ilkeleri mi? Millet Kur’an’ın hükümlerini kaldırmış, daha da kaldırmaya çalışırken ülkemizde değiştirilmesi teklif dahî edilemeyen maddeler var. Ama sor; burası İslâm ülkesi. Dizilerimiz en bozuk diziler.

    “AK PARTİ, AYŞE BARIM, ATATÜRK, ÇAMUR-ÇORAK”

    Diyeceksin AK Parti niye düzeltmiyor? Bak; bir Ayşe Barım’a dokunulmaya çalışıldı; ortalık Atatürk ilke ve inkılâpları adına ayakta.

    Son söz: Kâinâtın ustası kim? O usta nazar-ı îtibâra alınmadan yapılan her şey en asgarîsinden acemicedir. Dolayısıyla biz işin kaynağına gitmedikçe böyle çamurda-çorakta debelenmeye mahkûmuz. Allâh C.C. sonumuzu hayr’eylesin; Âmîn wes’selâm…”

    ELDİVAN’DAN SELÂM, HASBİHÂL’E DEVÂM

    Daha yorumlar var ama bu kadarla yetinelim inşâllâh. Bu duygu ve düşüncelerle yazımızı noktalarken, milletimizin ve insâniyetin yegâne barış, huzur ve ebedî mutluluk medârı olan İslâm ve onun şeriatının öncelikle bizlerin gönül dünyasında layıkıyla yer etmesi ve de bu minvâlde cihanı kuşatması, Rabbimizin bizlere bunun öncülleri olacak, başta Gazze ve Doğu Türkistan örnekliğinde tüm mazlum ve mağdurların kurtuluşunu tez zamanda göstermesi niyâzı ve daha güzel günlerde, hayırlı wesîlelerle yeniden hasbihâl edebilmek dileğiyle cümleye Eldivan’dan sevgiler-saygılar sunuyoruz wes’selâm…

    Devamını Oku

    13 Haziran Hangi Paralel, 15 Temmuz Kaçıncı Haçlı, Kimileri Kimden Yana?

    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Şu sıralar, önemi günbegün daha bir anlaşılan, 1 ay önce Haziran ortasındaki İsrail-İran füzeleşmesi ve İran içinde gizli İsrail güç ve üslerinin kendini belli edip İran’ı zaafa uğratan sonuçların görülmesinden, nitekim olay sonrası İran’da paralel örgüt avına çıkılıp grup grup yakalamaların gerçekleşmesinden sonra ülkemizdeki 15 Temmuz keyfiyetinin nezâketi daha bir görünür hâle gelip birilerinin başına yeni yeni dank ediyor olması, meseleyi, yâni bu kutlama ve merâsimleri daha da önemli bir boyuta taşımaktadır.

    15 TEMMUZ KAÇINCI HAÇLI SEFERİYDİ?

    Bu meyânda, Selçuklu dönemi bir haçlı seferi püskürtmek kadar değer arzeden bu olayın aslâ unutulmaması, alınacak derslerin güncellenerek tekrârı, bir şuur yenilenmesi ve hamle keyfiyetinin tâzelenmesi büyük bir ehemmiyet arz etmektedir.

    DEVLET- MİLLET; HERKES

    Devletimiz olduğu kadar milletimiz de bu keyfiyete gereken değeri atfetmeli, yeni nesiller bu bilinç ve hassâsiyetle yetiştirilmelidir. Bu bakımdan 15 Temmuz kutlamaları hep tâze bir ruh ve yeni bir heyecanla, yıllık bir reîsî şölen olarak toplumun hâfızasında gerekli yeri olancasıyla almalı, bu noktada herkes, kendi güç ve kabiliyetince keyfiyete elinden gelen katkıyı vermeye çalışmalıdır.

    BİR DÖRTLÜK, BİN HIRTLIK

    Biz de bu meyânda bizzat merâsimlere omuz verme, sosyâl medya hareketliliği yanında yazı da paylaşmaktan ayrı olarak, şöyle bir dörtlükle de sosyâl sahada yerimizi aldık:

    ***   ***   ***

    15 TEMMUZ, BİR ASIR ÖNCE ÜLKENİN;

    SOYULAN GÖMLEĞİNİ GİYDİĞİ GÜNDÜR:

    AZİZ MİLLETİMİZİN KENDİNE GELİP

    YENİDEN TAVRINI KOYDUĞU GÜNDÜR…

    ***   ***   ***

    Geliniz görünüz ki; asır öncesindeki İngilizlere vâli olma talepleri, Amerika mandacılığı benzeri temâyüller bilerek ya da bilmeyerek kimilerinin genlerinde bir şekilde hayâtiyetini sürdürüyor.

    FETÖ’NÜN CENÂZESİ, LÂİKLERİN ŞİRÂZESİ!

    Bakınız; başta ülkeyi istilâdan, sömürge olmaktan kurtardığını iddiâ eden partinin taraftarları olan laikler darbecilerden yana. Hâlbuki, 15 Temmuz kalkışması başarılı olsaydı Amerika resmen ülkenin idâresine bizzat ya da piyonlarınca çökecekti. Bu açık. FETÖ’nün cenâzesi herşeyi anlatıyor. Uzatmaya gerek yok. Amerika’nın el attığı yerlerin durumu ortada. Sizlere, Merhum Erbakan Hocamız’ın tâbiriyle; BU NE PERHÎZ, BU NE LÂHANA TURŞUSU! diye seslenmenin tam yeri!

    ULUSALCI TAKIMLAR, HEP ANTİ’DEN BAKIMLAR

    Öyleyken bizimkiler sol olsun, sağ olsun ulusalcı takımlar 15 Temmuz deyince sevinecekleri, en azından susacakları yerde, nasırlarına basılmışçasına doğrudan ya da dolaylı olarak feverân ediyor, en azından bir şekilde, bir açıdan girerek dudak büker tavır sergiliyorlar.

    YAZIŞMALAR VE DE AZIŞMALAR!

    İşte buyrun, birir hafif, öbürü oldukça ağır -biri sağdan, biri soldan denilebilir mi bilmiyorum- iki yorum örneği ve bu bağlamda yazışma ve de azışmalar!:

    CUMHÛRİYET KUŞAĞI, HEP ZENGİNLİK UŞAĞI!

    Mustafa KÖKSAL: Zenginleşenler de oldu, yazık…

    Nûri KAHRAMAN: Mustafa Köksal; Sonuçta hepsi de Cumhuriyet kuşağı. İlk kuşak ataları örnek almış olmalılar. Yeniler onlar kadar olamasa da bu kadarını mâzur görelim, çok görmeyelim inşâllâh değerli Mustafa Bey üstâdım. Başkaca neyleyelim, neylersiniz! bilemiyorum wes’selâm…

    Mustafa KÖKSAL: Cümlene söz söylenmez.

    Hüseyin AĞAOĞLU: Bir asır önce donsuz kaçan hainlerin tohumları bugün Cumhuriyetin sayesinde don sahibi oldu ama, merak etme bir asır sonra, bu Cumhuriyeti kuran ecdâdın torunları sizi donsuz bırakmayı da bilir.

    SAHTEKÂR MÜSLÜMANLAR, TERTEMİZ GÂVURLAR! MI?

    Hüseyin AĞAOĞLU: Nuri Kahraman sen birazda sahtekar Müslümanları konuşsana.7 yaşındaki çocuğu evlendiren seyhleri, şıhları, hocaları konuşsana, Menzil cemaatinin edindiği servetin kaynağını konuşsana. Cemaatin başı ölünce cemaatten toplanan o servetin miras yedileri arasında nasıl mal mülk kavgasına sebep olduğunu konuşsana. Dini siyasete alet eden Allah’ın dinini satan din bezirganlarını konuşsana. Cemaat ve tarikat yurtlarında çocukların nasıl istismar edildiğini konuşsana. Hırsızlığı, yolsuzluğu, soysuzluğu konuşsana. Laiklik deyince din elden gidiyor diyen kuru kafaların vatan elden giderken nasıl sustuğunu konuşsana. Konuşsana konuşmazsın çünkü doğruları söylemeyen dilsiz şeytandır anlarsın. vesselam.

    BİZİMKİLER SU BİLE DÖKEMEZLER!

    Nûri KAHRAMAN: Hüseyin Ağaoğlu, bizimkilerin hiçbiri, ne kadar günahkâr da olsa, bırakın bugünküleri, sizin ilk günkülerin eline su dökemezler. Biraz resmî târihin dışına çıkabilirseniz görürsünüz wes’selâm…

    YER SIKINTISI YOK TA; NERESİ?

    Hüseyin AĞAOĞLU: Nuri Kahraman, vay be… Bizimkilerin hiçbiri, ne kadar günahkar da olsa ben söyleyeyim sana sizin yatmaya yeriniz yok. Atatürk’ün bir hatası olmuş. O da sizinkilerin kökünü kazıyamamış. wes’selâm…

    ALLÂH MERHAMETSİZLERE FIRSAT VERMESİN!

    İşte böyle dostlar. Mücâdele devâm ediyor. Ellerine fırsat geçse Osmanoğulları gibi bizi de sürecekler. Bir de donsuz-gömleksiz diyorlar da, neden Cumhûriyetin çıplak hâle getirdikleri soyunmuş hazır vatandaşları değil de bizi sürmeyi düşünüyorlar. Nasılsa soymaya uğraşma işi de yok.

    DERTLERİ BİZİMLE, DEVÂLARI YOK!

    Ama onların derdi bizimle. Ama bizim hiç onlara dâir böyle soyma, sürme, kökünü kazıma gibi plânlarımız olmadı. Onların öteden beri karakterleri böyle. Hep asmayla – kesmeyle, vurma – kırma, darbeyle geldiler. Ama artık son darbeleriydi. Onda da muvaffak olamadılar çok şükür. Onlar da, bağlı oldukları iç – dış mihraklar da hiç sevinmesinler. Allâh’ın izniyle devran bizden yana.

    İNSANLIK AÇ, MERHAMETE MUHTAÇ

    Buna ihtiyâç ta var. Çünlü, ülkemiz de, dünyâ da sevgisizlikten cayır cayır yanıyor, inim inim inliyor. Biz hayâta ve her işe, Rahman, Rahim, yâni çok merhametli olan Allâh’ın adıyla başlarız. Bizde esas olan merhamettir. Kimse bize merhamet etmese de Rabbimizin merhameti bize yeter. Duâ edin de başarılı olalım. Bu herkesin hayrına. Yeter dünyâ cellâtlarının, bölgemiz başta olmak üzere cihanı kana buladığı.

    BİZİMKİLERE GELİNCE; HİÇ GEREK YOK

    Ama, sizlere gelince, bizler için o kadar dertlenmenize, plân yapmanıza, hayâl peşinde koşup kendinizi telef etmenize gerek yok. Dünyâ için değmez. Nasılsa herkes, kimse öldürmese de ölecek. Zahmete hiç gerek yok! Ve de ölünce hepsi bitecek. Ve de herkes boyunun ölçüsünü alacak. Dünyâyı hiç düşünemeyeceksin bile. Düşünsen de, herşey boşmuş diyeceksin.

    DERDİMİZ; DERDE DÛÇÂR OLMAMAK

    İşte, tam da burada şunu söyleyelim ki; bizim terk derdimiz öldükten sonra dert çekmemek. Bunun için de ölmeden önce insanlığımızı unutmadan, İslâm’ın öğrettiği insanlık kurallarını elimizden geldiğince yerine getirmeye, dönüşü olmayan yere gittiğimizde çâresiz duruma düşmemeye çalışmak. Hepsi bu. Ne sen, ne o, ne şu, ne de bu. Kim her ne zannederse etsin. İşin özü ve hakîkâti bu.

    İNSANCA HAYÂT, MÜSLÜMANCA MEMÂT

    Rabbimiz bizleri Hakk’ı Hak bilip Hakk’a ittibâ, bâtılı bâtıl bilip bâtıldan ictinâp ederek sırât-ı müstakîm üzere bir hayât süren, başta Gazze ve Doğu Türkistan olmak üzere tüm mazlum ve mağdur uzak-yakın kardeşlerinin dertlerine bîgâne kalmayıp müslümanlık ve insanlık haysiyetinin gereğini yapmış olarak huzûruna gelenlerden, son tahlildeyse, tüm sevdikleriyle berâber Efendimiz S.A.V.’in komşuluğunda buluşanlardan eylesin; Âmîn wes’selâm…

    Devamını Oku