Nuri Kahraman – Giresun Kerasus Haber
DOLAR

45,1923$% 0.16

EURO

52,8914% 0.08

STERLİN

61,1535£% 0.55

GRAM ALTIN

6.704,81%1,74

ÇEYREK ALTIN

10.881,00%1,31

BİST100

14.404,56%0,65

BİTCOİN

3452411฿%-0.07634

Sabah Vakti a 02:00
Giresun HAFİF YAĞMUR
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Nuri Kahraman

Nuri Kahraman

27 Nisan 2026 Pazartesi

İran mı, Viran mı? Yoksa Turan mı?

0

BEĞENDİM

ABONE OL

İran mı, viran mı? Kim haklı, kim haksız? Söz önce Emrullâh Kaya’da. İşte, 15 günlük ABD-İRAN ateşkesi sonrası Hoca’nın Facebook hesabında yazdıkları; buyrun:

*ELHAMDÜLİLLAH; TARTIŞMASIZ ZAFER*

“Şimdilik savaş durdu, hem de İran İslam Cumhuriyetinin tartışmasız zaferiyle.

Evet İran epeyce yıprandı, şehirleri, sanayi tesisleri, köprüleri, yeraltı yerüstü birçok kaynağı büyük darbeler aldı ama yüzünün akıyla, İslam’ın ve Müslümanların izzet ve şerefini koruyarak, yücelterek, dimdik ayakta durarak, mertçe, cesurca, azim ve kararlılıkla savaşarak zaferi elde etti.”

*SÜPER KARİZMA ÇİZİLDİ*

“Kayıtsız şartsız yenilmez kabul edilen, dünyanın süper süper gücü ABD şeytanı ve onun ipini elinde tutan İsrail’in burunlarını sürterek, karizmalarını yerle bir ederek kazandı bu zaferi. İran’la ilgili konuşulacak çok şey var, onları saklı tutarak İran’ın yanında durduğumuz için, iran’ın zaferine duacı olup şimdi de sevindiğimiz için şükrediyoruz.”

*ÜZÜLENLER VE DE SÜZÜLENLER*

“Şimdi de İran’ın zaferine en çok kimlerin üzüldüğünü sıralamak istiyorum;

1-İsrail-Siyonistler,

2-ABD,

3-Bunların uşaklığını yapan Körfez ülkelerinin yöneticileri,

4-Bizim içimizdeki, hain, gafil, cahil cemaatler,

5-Kendilerini ‘Hoca’ diye takdim eden aslında hocalıkla alakaları olmayan şarlatan, provokatör, uyuyan hücre ajanları,

6-Münafık, fesatçı, mezhepçi hasta ruhlu sözüm ona sünniciler. (Ehl-i sünnet mensuplarını demiyorum) sünnicilik adına şia düşmanlığı yapan tefrikacıları kastediyorum.

Allah Müslümanları her daim muvaffak, düşmanlarını zelil, cahil olup aldatılanları ıslah eylesin…”

*KONU HASSAS, MEVZÛ DERİN*

Hocamızın duâsına gönülden Âmînlerle berâber diyoruz ki;

İran çok hassas bir konu. Dünyânın, özellikle gönül coğrafyamızın en çetrefilli, derin, kritik ve de en önemli konusu. Yorumlar bitmez. Hem de nereye çeksen oraya uzayacak yorumlar. Nitekim; biz de bu meyânda, hocamızın yukarıdaki değerlendirmesinde ifâde edilen kategorilerden hangisine girdiğimizi kestiremiyoruz!

*ÜMMET BURADA, İRAN NEREDE?*

Ancak şu kadarını söyleyeyim ki, aslâ üzülenlerden değiliz. Oradaki halkta bizim kardeşimiz. Din bağı olduğu kadar kan bağımız da var azımsanmayacak bir çoğunlukla. Diğer yandan İran’ın istikrarı bizim için önemli. Oradaki huzursuzluk bize de zarar verir. Bizim demek istediğimiz İran’ın ümmetin birlik, dirlik ve de kurtuluşu için bir hayâlinin olmadığı. Ümmetin İran’la bir yere gidemeyeceği. Dolayısıyla işin abartılmaması… Hayâl görülmemesi.

*BU DA BİZİM İRAN HİSSİYÂTIMIZ*

Her neyse, konu sonu gelecek bir konu değil. Şimdi konumuz da bu değil. Sonra çok yazmak durumunda kalacağımızı tahmin ediyorum. Şimdilik sâdece paylaşımlar çerçevesindeyiz; o kadar.

Dolayısıyla sadede geliyor, İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü’nden arkadaşımız, Ankara emekli vâizi hocamızın yukarda yazdıkları üzerine biz de konuyu bir tarafından alıp, duygu ve düşüncelerimizi şöyle ifâde ettik; buyrun:

*GAZZE YERİNDE, SAVAŞ DERİNDE*

“Olan-bitenlerin Gazze’ye bir faydası oldu mu? İran’ın, bunca gürültü arasında karambolde Gazze’deki yoktan yere idam kararı alınan esirler için bir hamlesi oldu mu? Her şey göstermelik. Mâdem bu kadar kapıştınız; hani Gazze için somut adım?”

*ZAFER DİYENLER, SOPA YİYENLER!*

“Emrullâh hoca kardeş entelektüel dil kullandığı için sünnîci, cemaatçı falan diyerek İran’dan sopa yiyenlerin acısı adına konuşanları mütehakkirâne bir şekilde değerlendirerek bir bakıma tarafsız ve âdilâne gibi konuşmuş ama burada yine büyükler kavga eder, küçükler ezilir gerçeği tezâhür etmiştir.”

*EFSÂNE NERDE, DEVÂ MI DERDE?*

“Bu çok gürültülü ve de gûyâ Îran’ın efsâne sergilediği ifâde edilen savaşa rağmen Gazze’de yarım adım bile atılmamışsa mesele kuru gürültüden ibârettir. Eğer bir samîmiyet söz konusuysa, bu şâşaalı yola çıkılmışken, vâveylâ koparılmışken hani Kudüs için ciddî bir hamle?”

*İKİZ KULELER; YÜRÜ Kİ MEYDAN!*

“”Bence ‘İkiz Kuleler’ gibi bir senaryodan öte olan bir şey yok ortada. Evet İran kârlı çıktı diyebiliriz. Ama Amerika daha kârlı. Çünkü İrân’a bu coğrafyanın ağası ya da kralı rolünü kazandırdı. Şimdi de perde arkasından; hadi ağam, buraların kâhyası sensin. İstediğin gibi asıp-kesmek hakkın. Hadi göreyim seni. Yürü ki meydan senindir bundan sonra! Acizâne olaya daha çok böyle bakıyorum değerli dostlar, sürç-i lisan etmişsek affola wes’selâm…”

SORUYA CEVÂP; MADDE MADDE SEVÂP!

Emrullâh Kaya Bey hocamız, soruları bol yorumumuza şu şekilde, cevâp niteliğinde bir açıklama getirdi:

“Nuri Kahraman hocam, evet faydası oldu, şöyle sıralayalım isterseniz;

1-Başta Gazze / Filistin Müslümanları olmak üzere tüm Müslümanlar şunu gördü ve inandı ki, Müslümanlar azıcık cesaretlense, özgüven sahibi olsa karşı koyamayacakları, itiraz edemeyecekleri hiçbir güç yoktur.

2-Müslümanlar isterse, cesaretle hareket ederse ‘asla yenilmez’ olarak lanse edilen ABD + İsrail şer ittifakını rahatlıkla mağlup, rezil ve perişan edebilecek, karizmalarını fena şekilde çizebilecektir. Zira zannedildiği gibi o kadar da güçlü olmadığı, Müslümanların azim, kararlılık ve cesaretleri karşısında bir hiç oldukları görülmüştür.

3-Başta Körfez ülkeleri olmak üzere dünyadaki birçok devlet ve toplum ABD korumasının yalan olduğu, ABD’nin tek amacının sadece kendi çıkarlarını ve İsrail’i korumaktan ibaret olduğu ki onu da başaramadıkları anlaşılmıştır.

4-ABD’ye akıtılan trilyon dolarların boşa gittiği ve ABD’nin büyük bir yalancı ve blöfçü olduğu görülmüştür.

5-Bütün dünyaya İran kaynaklı bir cesaret ve itiraz etme, karşı koyma ruhu aşılanmış, ABD + İsrail’in bundan böyle eskiden olduğu gibi ‘Dediğim dedik, çaldığım düdük’ havasında olamayacağı gösterilmiştir.

6-İran’ın yalnız bırakılmayıp, mezhep, yol ayrılıkları bir tarafa bırakılarak desteklenmesi, yani İttihat-ı İslam’ın tesisi ile dünya hakimiyetinin Müslümanlara geçmesinin gayet mümkün ve kolay olacağı inancı hızla yayılmıştır.

Bu maddeleri daha da çoğaltabiliriz ancak yeterlidir kanısındayım.

Allah Müslümanlara birlik, beraberlik, kardeşlik, yardımlaşma şuurunu ihsan eylesin.”

*KAZANAN ÇİN, SOPA YİYEN İRAN*

Buna tekrar yorum yapmadan sözü Yalçın Topçu isimli bir lider isim benzeri, hocamızın tanıdığı olduğu anlaşılan yorumcu arkadaşımıza bırakıyoruz:

“Değerli Müftüm; ABD’nin hedefi sömürmek veya ülkeleri yıllarca geriye götürmek. Onlara göre bu günkü gelişim sadece kendilerine aittir. Ya bunu sömürülerek katkı sunarsınız ya da kazanımlarınız elinizden alınır. Bunu hep yapıyorlar. İran halkı kazanımlarını yıllarca geriye götürdü. Bu başarı değildir. Başarı savaşmaya bile cesaret edememektir. Bütün bu sonuçlara rağmen İran üzerinden ABD, Çin ile savaşamayacağını anladı. Savaşı Çin kazandı. Sopayı İran halkı yedi.”

*İRAN İÇİNE, TURAN İŞİNE!*

Enbiya Yıldırım hocamız da bir ilim adamı olarak, birikim ve tecrübelerinin ağırlığıyla, lâfı uzatmadan, ortalığı da fazla tozutmadan noktayı okkalı tarafından koymuş:

“İran’dan şu andan itibaren beklentimiz:

Milli kaynaklarının önemli bir kısmını ‘mezhep ihracı’ için dışarıya harcamaktan vazgeçerek fakir ülkenin kalkınmasına odaklanması, ‘Müslümanlardan insan devşirmeye’ artık bir son vermesidir.”

*ŞİA, OSMANLI, BELÇİKA; ÂKIBETLER HAYRA ÇIKA!*

“Şu bir gerçektir ki, bugüne kadar İslam dünyasını çok yordular. Hatta Şia, Osmanlı’yı arkadan uğraştırmasaydı, bugün Belçikalıların namaz kılıp Kur’an okuyan insanlar olacakları Arap dünyasının kabul ettiği bir durumdur. İnşallah gelecek ümmetimiz için hayırlara vesile olur…”

*HOCAMIZ HAKLI, SIR BURDA SAKLI*

Hocamız çok haklı; âcizâne biz de hep diyoruz: İran, Türkiye ile omuz omuza verse bu adamlar zâten buraya yanaşamazlar. Coğrafyayı ne kan gölüne çevirebilir, ne de sömürebilirler. Hattâ dünyâ da rahat eder. Kendi hırpalanmasının da, bölgenin hırpalanmasının da sebebi İran’dır.

*KERBELÂ MI, KÖR BELÂ MI?*

İslâm tarihinde tek şehit Hz. Hüseyin mi? Kerbelâ’nın abartılması da Îran’ın kendisini ümmetten ayrı değerlendirmesi için, Yahûdî Abdullah İbni Sebe’den neş’et etmesi bağlamında âşikâr, emperyalist bir oyundur. Onlara göre ümmet Muâviye ve Yezit demek. Artık gerisini siz hayâl edin.

*CEMEVİ, DIRAR; BİRLİK-DİRLİĞE ZARAR*

Bu algılar ve abartmalar, ülkemizde de bu damarın devâmı olarak, câmiler varken illâ cemevi diye dayatmalar boşuna değil. Nedense, İran deyince, asgarîsinden Dırar misyonu geliyor aklımıza.

*ANA GÖVDE, BABA SEVDA*

Çünkü kendisini hiçbir zaman ana gövdeye âit görmüyor. Bizim mahallede gibi ama, ayrı sularda yüzüyor. Ümmetin hayrı adına bu mülâhazalarımızda yanılmış olmayı çok isterdik ama maalesef gerçek bu. Bakalım gelişmeler hangimizi haklı çıkaracak?

*NE ERBAKAN, NE ERDOĞAN!*

Bu meyânda, Erbakan Hoca’nın D 8’i, Erdoğan’ın birlik çabaları oldu, hiç te boşuna değil ama; İran bunları pek de üzerine alınmıyor maalesef. Bir alınsa ne Gazze, ne başka bir şey; hiçbir problem kalmayacak ama globâl çarkın dişlileri ezmeye devam ediyor.

*GLOBÂL ÇARK’TAN GERÇEĞİ FARK’A*

Ne diyelim: Ama İran, ama Turan; kim wesîle olursa olsun. Kaldı ki İran şimdi her ne kadar uzaklaşsa da kadîm Türk bölgesidir. Burada birçok Türk devleti hükümrân olmuştur. Nüfus olarak ta hâlâ büyük bir çoğunluk söz konusudur. Hattâ şu anki Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyân gerektiğinde Türkçe konuşan bir Türk’tür.

*ÜMİT FAKİRİN EKMEĞİ*

İnşâllâh görev keyfiyetleri bu minvâl üzere doğal seyirde, olması gerektiği gibi, müdâhale olmadan devam eder ve gün gelir bu keyfiyet İran siyâsetini etkiler ve de müspete doğru seyrettiren telakkîlere evirir. Bakmışsın İran’da Turan meyli derken birlik-berâberlik ve de ümmet fikri ağırlık kazanır. Çâre de buradadır. Bu ihtimâl dışı da değildir. Ümit fakirin ekmeği.

*HERŞEYİMİZ BİR; MESELE KADİM KİBİR!*

Bizde zâten problem yok. İran millet olarak kardeşimiz. Kültürlerimiz iç içe. Ortak kelimelerimiz çok. Edebiyatımız bir gibi. Ancak yönetime hâkim olan ruhta sıkıntı var. Tıpkı bizdeki laiklik ve yurtta sulh cihanda sulh gibi el-kol bağlatıp, siyonitlere hareket serbestisi sağlayan dogmatik engeller gibi. Çok şükür biz bunu büyük ölçüde aştık. Ama İran’ın ezberleri çok kadîm. Hadi hayırlısı…

*MÜHİM OLAN NETÎCE; İNŞÂLLÂH OLUR İYİCE*

Evet dostlar; dedik ya, konu derin, söz uzar. Hattâ bitmez, bitirilemez. Göreceksiniz gerek ülke, gerekse dünyâ kamuoyu da ne kadar meşgul olup yorum yapacak bu meyânda.

Aynen de öyle ve son olarak diyoruz ki; şu olur, bu olur; önemli olan son tahlilde netîce alınsın. Şu küffârın böylesine pervâsızlığı son bulsun. Allâh C.C. ümmeti bu zillet, tahkîr ve keşmekeşten kurtarsın.

Âmîn, Âmîn, Âmîn sevgili dostlar; cümleye sevgiler-saygılar wes’selâm…